Ben bu dünyada tümüyle eşsiz biriyim, hayatımın sonuna
kendine bakması gereken biriyim ve bu sebeple ileriye doğ
ru atacağı her adımda ona yardım etmeliyim, şefkatle ve sabırla; bazı günler dinlenmesine izin vermeli, bazı günlerde
onu cesaretlendirmeliyim; bu tuhaf varlığın, yani kendimin
derinliklerine indikçe mutluluğa giden bir o kadar yol bula
cağıma inanıyorum.
"Yazıklar olsun l' diye sitem etti. […] "Dünyanın en güzel yaratığına, onsuz dünyaya gelemeyeceğimiz anamıza, sevdiğimiz, taptığımız kadına, çocuklanmızın annesine 'avrat" gibi iğrenç bir kelimeyi nasıl yakıştırdımız? iki milyon sözcük hazinesi olan Arapçadan buła bula avrat kelimesini mi buldunuz, kadına verecek?" Söyleneni harfiyen çevirdim. Dinleyenlerin tamamı avrat sözcüğünün gerçek anlamını bilmiyordu. Avrat sözcüğünün gerçek anlamını öğrendikleri zaman suratları değişmişti...
İşin özüne indiğimiz zaman görürüz ki bugün hepimizin asıl amacı huzurdur. Bazıları bunu yenilenmiş sağlıkla bula-calarını düşünürler; bazıları mutlu bir evliliğin bu huzuru getireceğine inanırlar; büyük bir çoğunluk da zenginliğin huzura kavuşmak için en emin yol olduğuna inanır. Çılgınca daha büyük bir huzur peşinde olanlar, uyuşturucu veya alkol gibi geçici devalardan medet umarlar. Bunlardan hiçbirinin erişilmez amaca -huzura ulaşmaya yeterli olmayacağını anlamak için çevremize bakmamız ya da küçük bir ruhsal araştırma yapmamız yeterli.
Hep döneceksin buraya, doğru; ama şunu eklemek isterim: Hiçbir zaman uzun kalmayacaksın burada. Bu konuda, sevgili küçük patron, düşlere kapılmak istemiyorum. Senin gibiler, damarlarında iki farklı kan taşıyanlar ne huzur bulurlar ne de memnun olurlar; oradayken burada olmak isterler, buraya döner dönmez de hemen kaçıp gitme isteği duyarlar. Oradan oraya dolaşıp duracaksın sen, hapisten kaçarmış gibi ya da birinin ardına düşmüş gibi; ama aslında kanına karışmış farklı yazgıların ardından gideceksin, çünkü senin kanın çifte hayvan gibidir, bir griffon, bir denizkızı gibi. Zevkine uygun arkadaşlar bula-bilirsin, dünyada rastlanan onca insan arasında; ama sık sık yalnız kalacaksın. Karışık bir kan nadiren arkadaşlarla birlikte olmaktan memnuniyet duyar: Onu gölgeleyen bir şey vardır hep, ama aslında kendi kendini gölgeleyen odur, birbirini gölgeleyen hırsız ile hazine gibi.
Hamdi Bey'e göre okul açmak, yol yapmak, fabrikalar kurmak, uygarlaşma yoluyla sorunun çözüleceğine inanmak hayaldi. Hamdi Bey'e göre, Dersim Cumhuriyet için bir çıbandı ve bu çıban üzerinde "memleketin selameti için" ameliyat yapmak gerekiyordu.
"Cehaletin, geçim darlığının iç ve dış aldatmaların, Kürtlük eğilimlerinin, son irtica hareketinin tedipten doğan intikam hislerinin, dini ve ictimai devrimler vesilesiyle kara kuvvetlerin uyandırdığı kötü telkinlerin etkisi altında bula-nan avam halk; reis, şeyh, bey ve ağanın esir ve oyuncağıdır. Şekavet bunların kışkırtması ile olmaktadır."
Hamdi Bey, uzak ya da yakın gelecekte Dersim'de ayaklanma başlayacağını bildiriyordu.