Seçimlerden sonra kurulan bakanlar kurulu, o dönemde yetmişlerinde olan deneyimli Bülent Ecevit'in liderliğinde kurulan bir DSP, MHP ve ANAP koalisyonuydu. Aşırı sağla demokratik solun güçlerini bir koasliyonda birleştirmeleri şaşırtıcı gelebilir ama aslında ideolojik birçok ortak nokta vardı. Her iki parti de had safhada milliyetçiydi ve güçlü bir devlete inanıyordu.
Bülent Ecevit (1925-). İstanbul’da doğdu. Milletvekili bir hukuk profesörünün oğlu. İngiliz filolojisi öğrenimini yarıda bıraktı. Basın Yayın Genel Müdüriüğü’nde çalıştı. 1950 seçiminden sonra CHP’nin yayın organı Ulus gazetesinde çalıştı. ABD’de gazetecilik ve siyaset öğrenimi gördü. 1957’de milletvekili seçildi. İnönü’nün 1961-1965 arasındaki koalisyon hükümetlerinde çalışma bakanlığı görevinde bulundu. Türkiye’de sendikacılık için yasal bir çerçeve oluşturdu. 1966’da CHP genel sekreterliği görevine getirildi. Partide “Ortanın Solu” hareketini başlattı. 1971 askeri müdahalesine karşı çıktı. 1973’te partinin liderliğini İnönü’den devraldı. 1973-1974 ve 1978-1979 arasında başbakanlık yaptı. 1974’te Kıbrıs’a müdahale edilmesi kararını verdi. 1980’de siyaset yapması yasaklandı. 1985’ten beri solu Demokratik Sol Parti’de toparlamaya çalışıyor.
1974'e dek Amerika Birleşik Devletleri'nin sadık vassali olan Türkiye, bu tarihte ilk kez efendisine baş kaldırdı. Baş kaldırma eğiliminin ilk sinyali 1 969'da Altıncı Filo'nun İstanbul ziyareti münasebetiyle görülmüştü. Elit düşünce önderlerinden aldığı ilhamla radikal sola gönül veren üniversite gençliği, İstanbul sokaklarında filo ile gelen Amerikalı denizcilere savaş açtı. Sol gelenekten gelen fakat Curnhuriyet'e sadakatini koruyan Bülent Ecevit 1 973'te şans eseri başbakan oldu.
28 Şubat Süreci başlatıldığında "derin bir nefes aldım" diyen Demirel'in görev süresinin 5 yıl daha uzatılması için en çok gayret harcayan ismin Bülent Ecevit olması da çok şey anlatır. Bu durum, Soğuk Savaş kutuplaşmasının iki rakip figürünün, Rejim'in öncelikleri konusunda ciddi bir uzlaşma içinde olduklarını gösteriyor. Ecevit'in önerisinin, özellikle sağ partilerde Demirel'e biriken öfke nedeniyle başarısız olması da, Demirel'in zamanla değişen imajının bir başka göstergesi olsa gerektir.