• Çevrende herkes şaşırsa,
    Bunu da senden bilse,
    Sen aklı başında kalabilirsen eğer,
    Herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
    Hem kendine güvenirsen eğer,
    Bekleyebilirsen usanmadan,
    Yalanla karşılık vermezsen yalana,
    Kendini evliya sanmadan
    Kin tutmayabilirsen kin tutana,
    Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
    Yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
    Ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir,
    İkisine de vermeyebilirsen değer,
    Söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
    Kandırabilir diye safları, dert edinmezsen,
    Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
    Koyulabilirsen işe yeniden,
    Döküp ortaya varını yoğunu,
    Bir yazı turada yitirsen bile
    Yitirdiklerini dolamaksızın dile
    Baştan tutabilirsen yolunu
    Yüreğine, sinirine dayan diyecek
    Direncinden başka bir şeyin kalmasa da,
    Herkesin bırakıp gittiği noktada,
    Sen dayanabilirsen tek
    Herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen,
    Unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken
    Dost da düşman da incitemezse seni
    Ne küçümser ne büyültürsen çevreni
    Her saatin her dakikasına
    Emeğini katarsan hakçasına
    Her şeyi ile dünya önüne serilir
    Üstelik oğlum, adam oldun demektir...
  • Birlikte öğrendik seninle
    avcumuzda yüreği çarpan
    kuşa sevgiyi

    elele duyduk kumsalda denizin
    milyon yılda yonttuğu
    taşa sevgiyi

    tırtılları tanıdık seninle baharda
    tırtılken daha sevmeyi öğrendik
    sevgiden üreyen kelebeği

    toprağı evimiz gibi sevdik seninle 
    birlikte sevdik kuru toprakta
    ev küren köstebeği

    köstebeğinden toprağına taşına
    tırtılından kelebeğine kuşuna
    elele sevdik bu dünyayı

    acısıyla sevinciyle sevdik
    yazıyla kışıyla sevdik
    köy-köy ülke-ülke

    gökler gibi sardı dünyayı
    yağmur gibi sızdı dünyaya
    dünya kadar oldu sevgimiz

    elele büyütüp elele derdik
    elele derip insana verdik
    verdikçe çoğalan sevgimizi

    Bülent Ecevit
  • Ortanın solu kavramını açıklayarak ne sağ kanattan uç ne sol taraftan uç, olması gerekenin toplumu kucaklayan ve çeşitli yapılması gereken işlerin nerdeyse tamamını açıklayan çok güzel bir kitap olmuş. CHP'nin stratejilerini büyük ihtimalle 50 yıl kadar önce bence fikir babalarının devamı niteliğindeki Bülent Ecevit harika açıklamalarda muazzam bilgi birikimini yansıtmış kitaba. Her ne kadar yarım asır önce yazılmış olsa da, Türkiye için yapılması gerekenleri sıralamış birçoğu şuana kadar gerçekleştirilmiş fakat halen yapılmayan durumların da olması kitabın güncelliğini koruyor. Toplum refahı için öyle şeyler yazmış ki ayakta alkışlamak gerek. Farklı kaynaklardan elde ettiğim bilgilerde de Ecevit'in ülkesi için çaba gösterip, maddi zenginliklerini elinin tersiyle itmesi dürüst bir kişilik olduğu su götürmez bir gerçektir. Daha önce okumuş olduğum şiir kitabı da vicdani yönü ağır birisi olduğunu gösteriyor.
    Eğer benim gibi farklı siyasi görüşlerin fikirlerine değer veriyorsanız bu kitabı da mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
  • “Yanımdaki sensin, yalnızlığım sen, kendimden bile uzakta, elim elindeyken...”

    ~Bülent Ecevit
  • https://m.habervaktim.com/..._detail.php?id=86743
    Terör örgütü yöneticilerinin başına 12 milyon dolar ödül koyan ABD’nin ne yapmak istediği tartışılıyor. Uzun süre tartışılacak.
    Öcalan’ı paketleyip Türkiye’ye teslim ettiklerinde Başbakan Bülent Ecevit, “Amerika neden bize bu iyiliği yaptı, anlayamadım” diye şaşkınlığını dile getirmişti.
    Bize yapılan bu iyiliğin “iyilik” cehdinden kaynaklanmadığını, ilerleyen vadede tecrübe ettik.
    Rahmetli Mahir Kaynak bir konuşmasında şöyle diyordu: “Ben, iyilik yapana teşekkür etmem. Önce niçin bana bu iyiliği yaptığını sorarım. (….) Bir gün bahçenizde yılanın başının ezildiğini görürseniz teşekkür etmekle yetinmeyin, bunu kim öldürdü diye sorun. Bugün yılanın başını ezen yarın sizin başınızı da ezer. Şu anda biz bilmediğimiz kimselerin desteğine mazharmış gibi bir hava içindeyiz. Oysa başka hedefleri, başka amaçları var ve bu amaçları hiçbirimiz bilmiyoruz...”
    Öcalan’ı veren Amerika, önce dağ kadrosunu, sonra FETÖ liderini ele geçirdi ve bu “aktörler” üzerinden Türkiye’yle oynamaya başladı.
    Çözüm sürecinin başarısızlığa uğramasının nedeni ve birinci dereceden mesulü, bu aktörlerdir. Hatırlayalım:
    PKK, önce tedricen çekileceğini (Türkiye’yi terk edeceğini), sonra da silah bırakacağını açıklamıştı.
    Çözüm süreci fikriyatı böyle oluştu.
    Daha doğrusu, Türkiye Cumhuriyeti devleti, PKK’nın gerçekten de silah bırakacağına ve savaşa son vereceğine inandırıldı.
    Çekilmenin ilk aşaması tamamlanınca “aktörler” sahne aldı.
    Önce Fetullahçı istihbaratçılar girdi devreye... Medya desteği de alarak “Oslo görüşmeleri”ni faş ettiler ve çözüm süreci aleyhinde bir hava oluşturmaya çalıştılar. Başarılı da oldular.
    Sonra “Fetullah kapatması liberaller” el aldı...
    Bu liberaller iki şey söylüyordu:
    Bir: Türkiye Cumhuriyeti devleti, kimseye sormadan, kendi başına bu işe kalkışmamalıydı. Çözüm süreci mutlaka “üçüncü göz”ün (yani Amerika’nın) riyasetinde yürütülmeliydi. (O dönemde, içinde “üçüncü göz” ifadesinin geçtiği onlarca, yüzlerce yazı yazıldı. Cengiz Çandar’ların, Mehmet ve Ahmet Altan biraderlerin, Hasan Cemal’lerin yazdıklarına bakılabilir.)
    İki: “Üçüncü göz”ün riyasetinde yürütülmeyen çözüm süreci Erdoğan’ın elini güçlendirebilirdi. Buna engel olunmalıydı. (Bazı liberaller, o dönemde şu türden yazılar yazıyorlardı: “Erdoğan’la yapacağınız dar çerçeveli barış size bir şey kazandırmaz. DEAŞ’la savaşarak bütün Batı dünyasının hayranlığını kazandınız. Bunu fırsata çevirin, daha büyüğüne talip olun, bağımsız devlet kurun...” Bir başka liberal de yine o dönemde, terör örgütü yöneticilerine şöyle akıl veriyordu: “Silah bırakmak ağırınıza gitmiyor mu? Erdoğan sizi aldatıyor. Sakın silah bırakmayın.”)
    Üçüncü gözün devre dışı bırakılmasından rahatsız olan ve PKK’ya “silah bırakmıyoruz” açıklaması yaptırarak çözüm sürecini akamete uğratanların bir diğer hedefi de “yerli çözüm süreci” diyen Erdoğan’ı etkisiz hale getirmekti.
    7 Haziran ittifakı bu amaçla kuruldu.
    Sonra “koalisyon” fikriyatı devreye sokuldu. (Çünkü AK Parti, tek başına hükümeti kuracak çoğunluğa ulaşamamıştı.)
    Koalisyon fikriyatına balıklama atlayan fırıldak AKP’lilerin hedefinde de, önce Erdoğan’ı Beştepe’ye hapsetmek, sonra da üçüncü gözün riyasetinde yürütülecek çözüm sürecine yeniden işlerlik kazandırmak vardı.
    Bu plan da işlemedi...
    Çünkü siyasi kanadı oluşturan “aktörler” (millet kararıyla ve 15 Temmuz direnişiyle) tasfiye edildi ya da “siyaseten etkisiz” konuma düşürüldü.
    Dağ kadrosundaki aktörleri de, şimdi, Amerika tasfiye ediyor.
    Yeni sürüm PKK için bu şart!
    Hülasa, “iyiliğimize” gibi görünen “ödül” kararının arkasında iyi niyet aramamak lazım...
    Çünkü terör örgütü yöneticilerinin başına milyon dolarlık ödül koyan Amerika, PKK’nın Suriye şubesi olan YPG’yi eğitmeye ve silahlandırmaya devam ediyor
  • "1966 Kongresi'nde devletçi-sosyalist kanadın lideri olan Bülent Ecevit partinin genel sekreterliğine seçilmiştir. Ecevit yüksek hitabet yeteneğine sahip bir gazeteciydi. 1967'deki olağanüstü kongresinde parti 'ortanın solu' denilen yeni bir politika benimseme yoluna gitmiştir. Bundan sonra CHP yavaş yavaş ama geri dönülmez bir şekilde sola yönelecekti. Önce sosyal demokrat ilkeleri benimsendi, sonra zamanla milliyetçilik ve Kemalizm'den uzaklaşıldı. Laiklik savunulmaya devam edilse de halka yaklaşma ve onun değerlerine ve kültürüne saygı duyma şeklinde ortaya çıkan yeni halkçı felsefesi uyarınca laiklik anlayışı yumuşatıldı."