Kalpler, Beğeniler ve Pekiştirme Döngüsü
Özgür olduğunuza, seçimler yaptığınıza, neye dikkat göstereceğinizi belirleyen karmaşık bir zihniniz olduğuna inanıyorsunuz - ama bunlar hep hikâye. Odaklanma hissinizle birlikte siz, hayatınız boyunca tecrübe ettiğiniz tüm pekiştirmelerin toplamından ibaretsiniz aslında. Skinner'a göre insanlarda -özgür iradeyle seçim yapan bir kişi olmak anlamında- zihin yoktu. Akıllı bir tasarımcının sizi istediği gibi programlaması mümkündü. Bun- dan yıllar sonra Instagram'ı tasarlayanlar da şöyle soracaklardı: Kullanıcıları -kalpler ve beğeniler yoluyla- selfi çekmeye özendirsek, fazladan yem almak için sol kanadını açıp duran güvercinler gibi, saplantılı biçimde bunu yapmaya başlarlar mı acaba? Skinner'ın esas tekniklerini alıp bir milyar insana uygulayacaklardı.
Sayfa 59 - Metis·Kitabı okuyor
Alıntı
KAPI BÖYLE VURULMAZ Kİ!
Bazen arkadaşlarımızı ve kardeşlerimizi ziyarete gidiyoruz. Hâliyle çay ikramı gibi bir ihtiyaç için evin hanımı erkeklerin oturduğu odanın kapısı tıklatılıyor. Kimi bacılarımız o kadar hassas ki, kibarca kapıyı vuruyorlar ve neredeyse ev sahibi kardeşimiz kapının vurulduğunu bile hissedemiyor. Bazı bacılarımız da var ki, kapıyı o kadar şiddetle tıklatıyorlar, öylesine sert çalıyorlar ki, inanın sanki "neden geldiniz" gibi bir mana çıkarıyoruz. Bacılarım! Bir insan evinize misafir olarak gelmişse ve siz de eşinizi bir sebebe binaen çağırmak durumunda kalmışsanız, asla kapıyı veya duvarı sert çalmayın! Ben şahsım olarak bun dan çok rahatsız oluyorum ve bir anda geldiğime pişmanlık duyuyorum. Kapı öyle kırılacak gibi tıklatılmaz ki ya hu!
Sayfa 26
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
....dair sizin de deneyebileceğiniz bir örnek vereyim. Bir güvercini kafese koyun ve acıkmasını bekleyin.2 Sonra kafese bir düğmeye bastığınızda içine yem bırakan bir yemlik ekleyin. Güvercinler çok hareketli hayvanlardır - güvercinin önceden belirlediğiniz rasgele bir hareketi yapmasını (kafasını yukarı kaldırmasını ya da sol kanadını dışarı çıkarmasını, örneğin) bekleyin ve tam o anda düğmeye basın. Sonra aynı hareketi tekrar yapmasını bekleyin ve yine yem verin. Bunu birkaç defa yaptığınız takdirde güvercin yem istediğinde sizin belirlediğiniz o rasgele hareketi yapması gerektiğini öğrenecek - ve o hareketi sık sık yapmaya başlayacak. Doğru yönlendirdiğiniz takdirde, ödüllendirmeyi seçtiğiniz hareket güvercinin odağına yerleşecek. Saplantılı biçimde kafasını yukarı kaldırmaya ya da sol kanadını dışarı çıkarmaya başlayacak. Keşfi yapan Skinner bunun ne kadar ileri götürülebileceğini, bu tür pekiştirmelerle bir hayvanın ne ölçüde programlanabileceğini öğrenmek istemiş ve epey ileri gidilebileceğini keşfetmişti. Bu şekilde bir güvercine pinpon oynamayı, bir tavşana bozuk paraları alıp kumbaralara koymayı, bir domuza elektrikli süpürge kullanmayı öğretebilirsiniz. Doğru ödüllendirdiğiniz takdirde pek çok hayvan çok karmaşık ve kendileri için anlamsız- şeylere odaklanacaktır. Skinner bu ilkenin insan davranışlarının neredeyse tamamını açıkladığına ikna olmuştu. Özgür olduğunuza, seçimler yaptığınıza, neye dikkat göstereceğinizi belirleyen karmaşık bir zihniniz olduğuna inanıyorsunuz - ama bunlar hep hikâye. Odaklanma hissinizle birlikte siz, hayatınız boyunca tecrübe ettiğiniz tüm pekiştirmelerin toplamından ibaretsiniz aslında. Skinner'a göre insanlarda -özgür iradeyle seçim yapan bir kişi olmak anlamında- zihin yoktu. Akıllı bir tasarımcının sizi istediği gibi
Sayfa 59 - Metis/Ağustos 2025/10.basım/İstanbul
Hayata Dair
Konuşmasını dinlerken, Babamın, sicillerden hareket edip aynı ölçüde sevdiği başka bir alana, tarihe, bitmemiş olan, Yı­ kılan imparatorluklar ışığında Balkan Tarihi projesine geçtiğini daha iyi anlıyordum. O, sesinde sezilen kendinden emin bir eda ve daha büyük kesinlikle konuşmaya devam etti: - Ben, oğlum, tarih içinde Balkanlar'da kurban gidenleri kay­ detmeye başladım. Daha Roma İmparatorluğu döneminden baş­ layarak, Balkanlar'da yaşayan bütün uluslar kurban vermişlerdi. Romalılar ulusları birbirine karıştırıyor, onları göçe zorluyor, yer­ lerinden yurtlarından ediyordu; böyle olmakla birlikte onların hiçbirini köklerinden tamamen kopannayı başaramadılar. Roma­ lıların da, onların işlerini yapan, kendi "yeniçeri birlikleri" vardı. Onların ordularında, imparatorlardan yeniçerilere kadar uzanan bir yelpazede, Balkanlar'da yaşayan ulusların mensupları vardı. Bizans İmparatorluğu döneminde de bahtımız aynıydı. O zaman da bizi yeryüzünden silip süpürmeye çalıştılar, ama bun­ da başarılı olamadılar ... O zamanlarda da hem imparatorlarımız, hem cengaverlerimiz, ayrıca kendi yeniçerilerimiz de vardı.
Sayfa 223 - YKY yayınları 2008
Edebiyat - Roman - Tarih
Sevdiğim yaz geldi yine Karıncalar ve sineklerle çıktık yeryüzüne Barbunla lüferle marulla zeytinle Uzaklarda kaldı nisanları basan sis, bun, yağmur Karadeniz'de bir mavi, çocuklar sevinsin diye Şairler sevinsin diye sevdiğim, yaz geldi yine...
Sayfa 2·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne yaparsam yapayım olmuyooooor!.. Sonu hep soru işaretiyle bitiyor... Son... Harflere... Kaldım... Dilimin jeneratörü de yok ki!.. Ey..vah.. Bit..ti..Bi..ti..yor.. Ben..ar..tık..su..su..yo..rum.. Bun..dan..son..ra..söz..ka..le..min.. .................................
Edebiyat