İnsan _birey, bunca yıldır birşeyler yaşadığını ama bunların tamamen dışında kaldığını tramvatik bir şekilde hisseder. Tüm varlığını büyüleyen bu hakikat artık kaçıp gitmiştir. Bu ancak dışsal bir gücün etkisi altında olabilir. Belki bir guru ya da geçici bir dayanıksızlık, bir kaza bir hastalık, pek genç olna durumu. Kendisi de bu ' kaygilandırıcı tuhaflık ' karşısında kalır, bir başkası olabileceği ya da en azından geçmişte bir başkası olduğu izlenimi içindedir. Hem korkunç hem vaatkar. Çünkü bu kez artık emindir. Artık açık seçik görüyor. Nihayet zihni berraklaşmıştır. Bir daha aynısını yapmaz. Artık bir başkası olacaktır, daha doğrusu kendisi.
"Vay canına. Sanırım bu benim favorim." Daha küçük bir orkideyi işaret ettim. Beyazdı, pembe bir merkezi, üzerinde minik mor noktalar ve kıvrımlı bir kenarı vardı.
"Benimki de." Sesi boğuktu. "Benimkilerden biri. Yarattığım ilk eserlerden biri."
Omzumu çevirip şöyle bir baktım. "Adı neydi?"
Bir an duraksadı ve sakalının altında yanaklarında bir kızarıklık gördüğümü sandım.
"Georgiana. Buraya Georgiana deniyor."
Kalbim durdu.
Bir çiçek yaratmış ve ona benim adımı vermişti. Bunca yıldır beni düşünmüş müydü acaba?
Beni unutmamış mıydı?
Dolambaçlı yollardan ve düzenbazlık ederek yüreğiyle yalan söyleyip, diliyle yalan söylememek, nice ünlü madrabazların vicdanına huzur veren ustaca bir yöntemdir. Gelgelelim, bu madrabazların her şeyi bilen Tanrı'yı aldatmaya kalktıklarını düşününce, belki de tüm çabalarının aslında boşuna olduğunu; bir yalanı söylemekle, aynı yalanı dolaylı yollardan iletmek arasındaki ince ve usturuplu ayrım uğruna bunca zahmete katlanmaya belki de değmediğini anlarız.