Spoiler mı? Evet malesef.
Düş: Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü, rüya
2. gerçek olmayan şey, imge
3. gerçekleşmesi istenen şey, umut
Kesik: kesilmiş olan
2. kesilerek bozulmuş olan
düş kesiği: Bir köpeği öldürebileceğini düşünen romanın ana karakteri M’nin düşlerinden o köpeği kesip çıkararak karısı Z'yi öldürmesi onu aslında köpeği olan Z’nin yerine koyması, sonrasında uzayıp giden bir var etme, anlama ve gökyüzü altında kaybolma hikayesi
“Rüya desem... o rüya...”
Her şey o düşle, düşün gerçeği parçalamasıyla başlıyor. Düşten gerçek olmayana, imgeler dünyasına, gerçek olmayandan gerçekleşmesi istenene, belki umuda.
Buraya kadar geldim ve sürekli başa dönüp tekrar düşünüyorum, uzun uzun kitabın kapağına bakıyorum, kağıttan kesilen bir köpek içinden çıkıp yürüyen bir kadın. Düş kesiği, düş kesiği, tekrarlayıp duruyorum sesli bir şekilde. Sorular soruyorum, cevapları beğenmiyorum, bırak cevapları, soru sormaya devam.
Rüyalardan kesilip yapılmış bir roman ya da hiç tamamlanmayacak olan, hep yarım kalacak olan düşler...
Ne desem yerini bulur anlam bilmiyorum. Düşünmeye, düşlemeye, aramaya ama en çok kaybolmanın büyüsünü yaşamaya devam.
“Gülümsedim karımın kahverengi gözlerine, yeşil de olabilir.”
Her şey olabilir bu romanda. Her şey bir ihtimal, her şey bir o kadar net.
Rüyalar gerçek, gerçekler düş, geçmiş gelecek, gelecek geçmiş ve hepsi birden tam da “ şimdi” olabilir.
Üç bölümden oluşan roman “tavan” ile başlıyor. Evden çıkıyoruz yola. İkinci bölüm “çatı”. Üçüncü bölüm “gök” olmalı diyorum kendi kendime. Öyle oluyor. Evden çatısı gökyüzü olan sokağa çıkıyoruz. Sokağa ama en çok da o parka. Hangi park mı? Bilmem. Çatısı gökyüzü olan o park.
“Ama konumuzun dışında bu, içimizde değerli olan her şey adına değil mi, kurduğumuz her