Ah Aylak Adam!
Kahramanımız C. aslında bizleriz. Hayatın akışı içerisinde sürekli anlam arayanlar, bulmaya çalışanlar, bulduğunu zannedenler ya da bulamayanlar..
Yazar öyle bir dil kullanmış ki bazen kahramanın o aceleciliği, o telaş hali ya da korkusu sanki bana nüfuz eder gibiydi..
Hem insan içine karışıyor, hem de onlar gibi olamadığıyla tekrar tekrar yüzleşiyor. Kafasındaki sesleri susturmaya çalışıyor. Var olmak istiyor ama olamayacağını da biliyor. Hatta var olduğunu zannedenlere çok şaşırıyor. Çocukluk travmalarına da değinilmiş. Aslında en çok etkilendiğim bölüm o oldu. Cinselliği bastırması gerektiğini düşünerek kendisine çektirdiği acıları ve sürekli hafızasında canlanan travmaları hatırlıyor.. En büyük sırlarını paylaşıyor ve oradan kayboluyor.. Sanki hiç yaşanmamış gibi.. Büyük bir yolculuğun ve kaybolmuşluğun içindeki C., artık anlatmaktan da vazgeçti.
"Sustu, konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı."