Tecrübeli bir devlet adamı olan Fevzi Paşa, muhafazakar bir gelenekten geliyordu. Bu ülkeye kimden, nasıl ve ne şekilde bir zarar geleceğini en iyi bilenlerden birisiydi Burdur'un en tepesindeki adama dönerek:
"Vali Efendi" dedi. "Bediüzzaman'dan zarar gelmez. Ona ilişmeyin, hürmet edin."
"Ama efendim kendisi boş durmuyor, dini sohbetlerde bulunuyor, hükümete itaat etmiyor"
Paşa, bu kez sinirlenmişti. "Efendi siz denileni yapın, ondan zarar gelmez." diyerek sözünü yineleyince vali bir daha ağzını açmadı.
Risale-i Nurlar ilk defa Burdur'da yazılmıştı. Talebeleri söylediklerini el ile yazıp çoğaltıyor sonra da dört bir tarafa dağıtıyorlardı. Yalnız bu yapılanlar hoş karşılanmayınca kendisini bir gün kuş uçmaz, kervan geçmez bir yere gönderdiler. Amaç onu herkesten tecrit ederek yalnızlıklara, yokluklara mahkûm etmekti. Bildiklerini kimseyle paylaşmasına müsaade etmeden bu dünyadan çekip gitmesini istiyorlardı. Sekiz ay beş gün sonra bir kış günü gül diyarı Isparta'ya sürgüne gönderilmesinin sebebi işte buydu.
Bedîüzzaman Said Nursî Burdur'da iken bir gün, o zamanın Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Mareşal Fevzi Çakmak Burdur'a geliyor. Vali, Mareşal'e: "Said Nursî hükûmete itaat etmiyor, gelenlere dinî dersler veriyor." diye şekvada bulunuyor. Mareşal Fevzi Çakmak, Bedîüzzaman'ın ne kadar dâhî ve ne kadar manevî büyük ve müstakim bir zat olduğunu bildiği için diyor ki: "Bedîüzzaman'dan zarar gelmez, ilişmeyiniz. Hürmet ediniz."
Mütarekenin en önemli maddesi, İtilaf Devletleri'ne Osmanlı topraklarının stratejik noktalarını işgal hakkını veren 7. maddesiydi. Bu maddeye dayanarak Fransızlar; 7 Aralık 1918'de Antakya'yı ve İskenderun'u, 20 Aralık'da Adana'yı, 29 Aralık'da Tarsus'u işgal ettiler. İngilizler; 13 Ocak 1919'da Kilis, 15 Ocak'da Antep, daha sonra da Urfa ve Maraş bölgelerini işgal ettiler ve bu bölgeleri Fransızlar'a bıraktılar. İtalyanlar ise; 22 Mart 1919'da Antalya ve Burdur, 11 Mayıs'da Bodrum, 12 Mayıs'da Fethiye ve Marmaris'i işgal ettiler.
Sonunda Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal ederek ilk iki gün içinde 2000 civarında Türk'ü öldürdüler. İtilaf Devletleri'nin bu işgal faaliyetleri devam ederek çok geçmeden tüm ülke geneline yayıldı.
1510'da Antalya yöresi Türkmenleri üzerinden başlayan Şahkulu ayaklanması hızla Anadolu içlerine yayılmaya başlar. Şahkulu önce Burdur'u alır, ardından Bursa'ya yönelir. Vezir-i Azam Hadım Ali Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu karşısında Sivas'a doğru geri çekilir. Çekilirken Karaman Beylerbeyi Haydar Bey'i de yener. Gedik Hanı yakınlarında başlayan büyük çarpışmada da Osmanlı ordusunu yener ve Hadım Ali Paşa'yı öldürür; ancak bu savaşta Şahkulu da öldürülür. Ayaklanma yenilgiyle sonuçlanır. Yenilen Şahkulu askerleri Şah İsmail'e sığınırlar. Şah İsmail o dönemde II. Beyazıt'a Baba demektedir. Böyle bir yenilgiden sonra Osmanlı ile karşı karşıya gelmemek için, kendine sığınan ayaklanmanın önde gelen isimlerini öldürtür.