Galileo bize "bir top güllesi ve kuş tüyü, hava sürtünmesi olmazsa, yüksek bir kuleden bırakıldığı zaman, yere aynı anda düşer" dediği zaman inanmakta zorlanır. Bunun sebebi ise Orta Dünya'da her zaman hava sürtünmesinin olmasıdır. Eğer bir vakumda evrimleşseydik, top güllesi ve kuş tüyünün yere aynı anda düşmesini beklerdik. Orta Dünya'nın sakinleri olarak evrimleştik ve bu hayal gücümüzün sınırlarını çizdi. Burka'mızın dar penceresi, eğer çok yetenekli değilsek ve özel olarak eğitilmediysek, sadece Orta Dünya'yı görmemize izin verecektir. Biz hayvanların, sadece Orta Dünyada değil, atom ve elektronların oluşturduğu mikro dünyada da hayatta kalmamızı söyleyen bir hissimiz vardır. Düşünmemizi ve hayal etmemizi sağlayan sinir sinyalleri, Mikro Dünyadaki aktivitelere bağımlıdır. Fakat, vahşi atalarımız, Mikro Dünya'yı anlamamıza yarayacak herhangi bir hareket yapmak veya karar vermek zorunda kalmadılar. Eğer moleküllerin ısıl hareketleriyle sürekli sarsılan bir bakteri olsaydık, olay değişirdi. Ancak biz Orta Dünyalılar Brown Hareketi'ni görebilmek için oldukça büyük olan hantal bir kütleyiz. Benzer şekilde, yaşamımız yerçekiminin egemenliği altındadır, fakat nazik yüzey geriliminden neredeyse tamamen habersiziz. Küçük bir böcek için bu öncelik tamamen terstir ve böcek yüzey gerilimini en hassas konu olarak görecektir.
Sayfa 352·Kitabı okudu
Senin gibi ahlaksızlar! diyen de yok ki kendini bilsin!!!
Ha, bir arzum daha var, o da benimle sokağa çıkarken, burka giymen. Senin iyiliğin için, elbette; korunman için. En iyisi bu. Bu kenti gözü dönmüş ahlaksızlar bastı.
Alıntı
Reklam
Torbadan, gök mavisi bir burka çıkardı. Kaldırınca bol pilili, metrelerce kumaş, dizlerine döküldü. Burka’yı katladı, kıza baktı. “Müşterilerim var, Meryem, karılarını da dükkana getiren, erkek müşteriler. Örtünmeyen, benimle doğrudan konuşan, hiç çekinmeden gözümün içine bakan kadınlar bunlar. Makyaj yapıyor, dizleri görünen etekler giyiyorlar. Bazen ayaklarını kaldırıp ölçü almam için bana uzatıyorlar, kocaları da öylece seyrediyor. Buna izin veriyorlar. Bir yabancının karılarının çıplak ayağına dokunmasına aldırmıyorlar! Kendilerini modern erkek, entelektüel sayıyorlar; aldıkları eğitim yüzünden herhalde. Kendi nang ve namus’larını, onurlarını kirlettiklerinin farkında değiller.” Öfkeyle parlayan gözlerini Meryem’e dikti. “Ama ben farklı cins bir erkeğim, Meryem. Benim geldiğim yerde, bir yanlış bakış, bir uygunsuz söz, kan dökülmesine yeter. Geldiğim yerde, bir kadının yüzü sadece kocasını ilgilendirir. Anlıyor musun?”
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Din
Burka giydiğinde ki his
Artık insanlar bir bakışta, yüz kızartıcı sırlarla dolu mazisini anlayıverecek diye kaygılanmasına gerek kalmamıştı.
Bir kadının burkasını zorla çıkartmak, onu burka giymeye zorlamak kadar kötü. Burada mesele burka değil. Mesele baskı. Toplumsal cinsiyeti bu şekilde top­lumsal, siyasi ve ekonomik bağlamından koparılmış şekilde görmek onu bir kimlik meselesi haline getiriyor; ortaya kostümler savaşı gibi bir durum çıkıyor. Bu aslında ABD hükümetinin 2001'de Afganis­tan işgali sırasında, Batılı liberal feminist grupların yapmasına izin verdiği şeydi. Afgan kadınlar Taliban rejimi altında korkunç bir bela içinde yaşıyorlardı (hala da yaşıyorlar). Ama boyunlarına papatya­dan kolyeler asmak sorunlarını çözemezdi.
Alıntı
ey akşam beşin ve kışın en çok olduğu şehir ankara'nın sahib
ey fısıltılı bahçelerin, pişman şubat ayının, günahkâr kâhinlerin, dağları eriten sabrın, kalyonların, nazik rüzgârların, hayata her şeyi doğru anlayarak sancılı başlayanların, efendimizin, hiçbir şey hissetmemenin korkunçluğunu yaşayanların, sohbet etmeyi kendini övmek sananların, bize güneşi yasaklayan bilimin, rues de mon paris'in, pencereden dışarıya bakmaya başladığın vakit artık kimse gelmez çocuk diyen annelerin, pijamasıyla sofrada ağlayan babaların, artık selam bile vermeyerek anlaşan sevgililerin, dalkavukların, kendini hatırladığı yerden vuran benim, faytonların, suriye çarşısında gezen yetimin, alnına buz basılan ilkokul çocuklarının, anlaşılmaz şiirlerin, uykuyu unutmuş siperlerin gençliği afişte saklı kalan devrimcilerin, harflerin, katillerin, stalin'e ağıt yakanlarım, dorian gray'in portresi'nin, kamboçya'nin başkentini anında söyleyenlerin, kürt kızlarının, slav ırkının birini terk etmek zorunda kalacak kadar sevenlerin, sevdiğine son kez bakamayanların, kardeşi kardeşe hasım eden toprakların, denize cesedi vuran bebeklerin, pertevniyal lisesinin çıkışında kavgaya tutuşan delikanlıların, bizi durduk yere yaralayan erzincan türkülerinin, boğalar tarafından şişlenen matadorların,
Sayfa 14 - b.p·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Reklam