Sabahattin Ali'nin okuduğum eserlerin de hep bir toplum eleştirisi, toplumun genel düşüncelerine karşı çıktığını ve oluşturduğu baş karakterler ile bu düşüncelerini dile getirdiğini gördüm.
Sabahattin Ali kuyucaklı Yusuf'u 1937'de yazmış ve o dönemde ki kendi kimliğimizden yabancılaşmayı, insanın toplum içindeki yalnızlaşması, Ahlâkî değerlerin kayboluşu, kültürel yozlaşmayı katman katman öykünün içine yerleştirmiş.
Kuyucaklı yusuf'ta çok sıradan, olağan bir karakterdir. Fakat içinde bulunduğu toplum da temiz kalabilen, insanların doğru kabul ettikleri yanlışları kabul etmeyen, etrafına daima yabancı gözüyle bakan, saf kalan bir karakterdir. Sabahattin Ali söylemek istediklerini Kuyucaklı Yusuf üzerinden bizlere anlatır.
"Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde, memnun olmaya çalışmıştı. Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkânsızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının bu en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kalıyordu? Niçin? Kimin için?"