Bu kitabı en çok kendimi sorgulamama neden olduğu için sevdim. Duygu Asena ile ilk defa bu kitapta tanıştım ve açıkçası romanlarından önce düşüncelerini açıkça yazdığı bir kitabı okumak ve yazarı görebilmek hoşuma gitti. Bugüne kadar nasıl da keşfetmemişim?
Tabii genel açıdan evlilik üzerinde durmuş. Evlilik, kadın erkek. Kadınların çektiği sıkıntılar... çok da haklı. çok da doğru. ama bazı kısımlarda çok da açık yazmamış, yoruma açıktı, savunmuş mu savunmamış bilinmiyor.
İkili ilişkiler çok zor. Birinden etkilenmemiz, birini beğenmemiz gerçekten zor şeylerdir. Ben kendi adıma kolay olduğunu düşünmüyorum. Birinin hoş, güzel, karizmatik, yakışıklı olması da bizim o kişiden etkileneceğimiz anlamına gelmiyor. Çok da özgür bireyler değiliz. Elbette özgürüz de, her birimizin kıstasları, duruşu, onuru olmalı bence. Özellikle bir insanın ilişkisi varsa, ilişkisi yoksa dahi geçerli bence bu. İlişkisi varken herhangi başka birinden etkilenmesi, onunla birlikte olma isteği, sözde var olan bir ilişkisinin artık olmadığını gösterir. Bir evet'i, bir hayır'ı, yaptığı, yapacağı şeylerin sorumluğunu almak önemli. "Ben bu dünyaya bir defa geliyorum, istediğimi yaparım" tarzı düşünceler çok da yavan geliyor bana. Tabii hayatta hiçbir zaman "ben asla şunu yapmam, ya da mutlaka şöyle yapardım" da dememeli. Her şey olabilir hayatta elbette.
Yazar aşktan bahsetmiş. Ben hiç olmadım. Aşk ile ilgili fikirleri hakkında yorum yapamam fakat aşkın insana her şeyi yaptırdığını, yaptırabileceğini ama bir insanı tam tanımadan da aşık olunmaması gerektiğini yazmış. Ee o zaman insanlar bilinçli aşık oluyor? ve bilinçli oluyorlarsa aşk nasıl her şeyi yaptırabiliyor?
Ben çok idealist büyütüldüğümü düşünüyorum. Ya da ben mi öyle büyüdüm, kendim mi öyle oldum? Her zaman davranışlarımı sorguladım,