Kıyıda küçük kumluğun önündeki masada oturuyoruz.
Henüz çay vakti değildir..
Güneş devrilmek üzeredir.
Bir süre konuşmaya çalışmış
elimizden en çok geldiği için aşağı yukarı içimizden kurtulup gelen, ama birbirimize iletemediğimiz her kelimenin yerine kullanabildiğimiz tebessümlerimizi sarfetmiş ve susmuşuzdur.
Ne ferahlık.
Ve işte bu ferahlığın somut ifadesi gibi
ta kendisi gibi,
bir enerjinin başka bir enerjiye dönüşmesi gibi gökte göçmen kuşlar kafilesi
Önümüzde deniz
Ve şehirde ağırıyla akan hayatın farkındayız. Kafileler halinde birbirinin ardına takılmış bu göçmenlerden öğrenilmesi mümkün bir hayat sırrının, apartman katlarına tıkılmış insanlardan çok, saf tabiatın canlı ve kıpırdayan bir tarzı olan bizlere açılmak için geniş göğe, siyah beyaz noktalar halinde sıralandıklarının farkındayız. Leylek kafilesini ufkumuzdan kaybolmasına kadar sürecek olan bu imkandan yararlanmak için fazla acele etmiyoruz. Onu yakalamak kadar bu imkanın bize hazırlamış olmasından da yeteri kadar duygulanabiliyoruz.