160 sayfalık bir kitap okudum diye yazarım ama siz onu 160 sayfa ; geçmiş, bellek, hayat, yaşlılık ve daha nice kavramlar üzerine düşündüğüm bir maceraya çıktım diye bakın. Bazı kavramlar vardır hani hissedersiniz, anlatmaya çalışırsınız olmaz ve siz de bunu davranışlarınızla dile getirirsiniz ama sonra olan olur işte Barnes'te o olan ne ise onu açıklıyor ve sizi üç aşamalı hayatı sorgulamaya itiyor; sorgulatırken her satırını ilmek ilmek birbirine bağlıyor ve bir ilmek koparıp kaçırırsanız hayatta nelerin kaçtığını, belleğinizin bunu nasıl size göre şekillendirdiğini görmenizi sağlıyor ve size soruyor diyor ki:
-Sizin geçmişte söylediğiniz şeyler, birinin intiharına neden oldu mu? ya da bunun benimle ne ilgisi var diye 60 yaşına geldiğiniz de ; sonunda anımsadığınız şeyler tanık olduklarımızla aynı olmuyor, cümlesine tanıklık ettiniz mi?. Soruyorum ama Tony, anlamıyorsun işte , öyle değil mi ? Hiçbir zaman anlamadın ve asla anlamayacaksın.
Tony'in yaşadıklarını kendi ağzından yani başka bir deyişle, geçmiş ve şimdiki zaman ekseninde görüyoruz yani Tony'nin belleğinin temize çıkarma durumunu demek daha doğru olacak ama yazar biz bunları okurken şunu diyor : Hayat bir son duygusudur.
Geçmiş, bellek, gelecek, an yani zaman ,duygular ,olgular ve değişkenler üzerine düşünmeyi sağlayan bunun neticesinde hayatın amacı ve anlamı üzerine derin sorgulamaya iten bir kitapla karşılaşacağınızı belirtmek isterim.
Sonunu iyi anlamak için sakın ilmek atlamayın.
iyi okumalar.