Büşra Sevinç

içim ey içim bu yolculuk nereye yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin
Sayfa 102·Kitabı okudu
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·136 syf.··
2018 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2018 00:06
Nasıl başlayacağımı bilmiyorum ama köyden indim şehire filminde bir replik var hani "Himmet abey ben heç doymadım" diyor ya o deyişle "ben bu kitaptan heç bi şey annamadim." Anlamadım derken biliyorum ki yediğim bir gıda gibi beynimde ve gerektiğinde bana bir sekilde dönecektir. Zarifoğlu kisi ve olaylari öyle sembollerle ifade ediyor ki anlarsanız zaten kafayı siyirirsiniz. Söylediği veya anlatmak istediği her neyse en dogrusunu kendi biliyor. Kitabın akışı icinde once dize sonra şiir ve nihayetinde kitap bütünlüğüne baktığınızdaysa aynı kelimenin çok farklı anlamlarda hatta okuyucunun anlık psikolojisine göre farklı anlamlarda kullanıldığını görüyorsunuz. Aklımda kalan tek bir misra bile yok ama biliyorum ki uzun bir süre aklimi meşgul edecek bir kitap. Kan, dağ, mızrak, toprak kelimelerinin çok yoğun kullanıldığına sahit oldum. Bunları birer sembol sayarsak dağ dünyayı kan hayatı mızrak insanı, toprak ise ölümü temsil ediyor bence. Bunun yani dira bebek, kadın doğurmak ve bir kaç yabancı isim varki hiç bir zaman içinden çıkamayacağım sekil ve durumlarda geçiyor. Etkinlik kapsamında okumama vesile olan arkadaşlara beni böyle bir kaosa attıkları için teşekkür ediyorum. Okuyacaklara tavsiyem öyle aceleye getirip ayak üstü okumayın. Yoksa çok yorar sizi bu kitap. Her satırı düşüne düşüne, sindire sindire, sakin sakin okuyun. Çünkü bu adam beyin yakan adam Cahit Zarifoğlu.
Yedi Güzel AdamCahit Zarifoğlu · Beyan Yayıncılık · 202321,7bin okunma
Aeden mi Avatar mı??
3/10
·584 syf.··
2022 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2022 18:45
Kitap hakkında ilk merak ettiğim konu neden Aeden sorusuydu ki araştırmalarım neticesinde Kohen’in bu adı Kur’an da geçen Adn adıyla bilinen cennet mekanından esinlendiği ve Aeden olarak tasarladığını öğrendim. Kitapta geçen isimler konusunda ise yazar, kitabı herhangi bir kültürden tamamen saf dışı tutmak amacıyla, bir mit içermeyen ve insana konulmayan isimleri tercih etmiş. Yazarın kaleme aldığı diğer eserleri okumadım, bu eserinde tanıştık kendisiyle. Bilim kurgu olması ve bir Türk olarak bu alanda bir kitap yazması beni heyecanlandırmıştı ancak kitabı okumaya başladığımda maalesef ki hayal kırıklığı yaşadım çünkü Avatar filmini izledim. Yazarın bu filmden oldukça etkilendiğini düşünüyorum tasvir edilen her öge, her parça, kitabın vurguladığı her anlam karış karış Avatar’ı yaşatıyor. Evrimleşmiş insan ve Aeden adlı gezegeni konu alıyor kitap. Aeden huzur dolu, saygın, oldukça gelişmiş bir gezegen. Yapılan her şeyin kendi içinde bir disiplini olduğu, fevrilikten uzak, yaşlanmanın olmadığı, telepatik iletişimi olan; o hayalleri süsleyen cennet ütopyayı gözler önüne seriyor. Baş karakter olan iki kişi de Aedenliler Sonje ve Numi. Numi, Aeden toplumundan farklı özelliklere sahip aslında Dünya merkezli, uyumsuz tasvir ediliyor, gelişen olaylar neticesinde de Dünya’ya geliyorlar ve burada yaşayan insanlara da ‘insansı’ diyorlar çünkü onların vahşilikleri, cahilce tüketimleri, dengesiz duyguları, yoksunlukları onları insan olmaya uzak bir hale getiriyor. Dünya ‘da geçen zaman, olay örgüsü aşırı derecede basit işlenmiş, zaten buraya kadar okuyan çoğu kişi klasik bir bilim kurgunun getirilerini bilerek, muhtemel doğru tahminlere başlamıştır bile..:) Yazarın canlandırdığı çeşitli varlıklar var Aeden’de. Bu varlıklara oldukça güzel ve bilimsel veriler yüklemiş, bu
1000k
AedenAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 201814,3bin okunma
CEMİL MERİÇ’TEN 26.2.1963 Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne dallarında çiçekler gülümser baharları, ne çiçeklerinde arılar dolaşır. Konuşmayan ağaçlar da var… Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı ölüm kokar, zincir kokar, küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah o zindanın, ardına kadar. Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren, günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine. (Jurnal – Cilt 1)