Gerçeği sadece Simon Rickiel, Milan Curiç ve ben biliyorum. Bu sırrı mezara götürmekte de kararlıyız.
Ayrılırken, Milan Curiç sadece, “Bir daha birbirimizi görmemeliyiz Louis” dedi. “Dostluğumuz yaralarımızı kanatmaktan başka bir işe yaramaz.” Elimi tuttu, var gücüyle sıktı. Bu değerli adamla el sıkışmak, sakatlık kompleksini sonuna dek yok etti.
(302. sayfaya kadar soluksuz bitirdim :) inanılmaz iyi bir finaldi. Zaten J.C.G olağanüstü bir yazar benim için. Her kitabı bambaşka bir dünya ve ustalık eseri. Ba-yıl-dım!)
"İlerleme," diye yazmış C.S. Lewis, "ulaşmak istediğimiz yere yaklaşmak demektir. Bu arada yanlış bir yere saptıysak daha fazla ilerlemek artık bizi oraya yaklaştırmaz."
Enver daima çok büyük projeler, son derece geniş ihtiraslardan esin alıyordu. Büyük düşünceler onu adeta büyülüyor, kendine çekiyordu. Ayrıntılar, somut gerçekler ya da rakkamlar onu asla ilgilendirmiyordu.
Mustafa Kemal ise temkinliydi. Parlaklık onu ihtiyatlı olmaya sevk ediyordu. Büyük, belirsiz düşünceler onu heyecanlandırmıyordu. Hedefleri sınırlıydı ve bunları ancak uzun ve dikkatli incelemeler ve hesaplamalardan sonra belirliyordu. Olguları ve rakkamları kesin olarak saptıyordu.