Savaşcı ruhun, amacını gölgelemesin. İyi savaşcilar savaşlarını güçsüzlüklerinden değil, ne için savaştıklarini unutup savaşın kendisini amaç yaptıklarından kaybederler. Bi savaşa başladıysan nerde biritmen gerektiğini en başından hesaplaman lazım. Zafer bazen, kazanmak için son darbeyi vurmamak olabilir. Zafer gibi gözüken şey ancak çok sonra farkina varabileceğin bir yenilginin başlangıcı olabilir.
Bir daha asla herkesin hayran oldugu o güçlü Sarah Kohen olmayacaktı! Bir daha asla hiçbir şeyin yenemeyeceği o süper kahraman olmayacaktı. Sadece kendisi olacaktı. Sarah olacaktı. Hayatın darbesini yemiş, hırpalanmış bir kadin olarak bütün çatlaklarıyla, bütün yaralarıyla, bütün hasarlarıyla yaşamaya devam edecekti. Artik onlari saklamaya çalışmayacakti. Önceki hayatı bir yalandı, bu seferki gerçek olacaktı..
....
O zamana kadar da hayatın ona verdiği silahlarla, o mandalina büyüklüğündeki tümöre karsı savaşması gerekecekti. Cesareti, gücü, kararlılığı, ve zekasiyla... Ailesi, çocukları, dostlarıyla... Hastalığa karşı her zaman yanında olan doktorlar, hemşireler, onkologlar, radyologlar, eczacılarla... Birden, etrafinda muhtesem bir enerjinin varlığını hissetti ve olağanüstü bir destanin başlangıcında olduğunu anladi. Bütün bedenini sıcak bir akımın kapadığını, içinin daha önce hiç bilmedigi bir heyecanla dolduğunu ve karnının içinde bir kelebeğin usulca kanat çırptığını hissetti.
Ayni hastalığı geçirmiş, aynı duyguları tecrübe etmiş bir kadın olarak bu paragrafları paylaşmak istedim.. Tum mücadeleci kadınlara...
Bunalan insanların, yalan bile olsa bir umuda sığınma ihtiyaçları, gerçeği söyleyenlerden nefret etmesine yol açıyor. Aradan bir süre geçip haklı çıksan bile birşey ifade etmiyor bu. Çünkü o zamana kadar başlangıçtaki koşulları u unutmuş oluyorlar.