“Dünle evvelsi gün birbirinden farksızdı, onları birbirinden ayırt edelibilmesi olanaksızdı; üç gün önce olmuş bir şey de yirmi gün önce olmuş bir şey de sonuçta ona eskiden olup bitmiş bir şey gibi görünüyordu. Böylece, o ayırdına varamadan, zaman akıp gidiyordu.”
“Sonsuz gerçeğe ulaşma hevesiyle insanlık, önünde onu görkemli tapınağa, hükümdar sarayına götüren dolambaçsız, açık, aydınlık bir yol dururken, kim bilir hangi cehennemlere uzanan ne ıssız, dar, karanlık, çapraşık yollara sapmıştır.”