• Ey derinlerde saklı yatan sığınak..!

    Hiçbir fırtına ulaşamaz sana, hiçbir ateş yıkamaz seni, hiçbir savaş seni yok edemez.

    İçimdeki küçük odacık, küçük tabut, küçük beşik, sen hedefimsin benim !..

    Hermann Hesse -Alman yazar.(Nobel ödüllü)
  • Canına kıydıgımız o kadar çok şey var ki! Öldürme eylemini yalnızca o aptalca savaşlarda, devrimlerin budalaca sokak çatışmalarında ve idam sehpalarında gerçekleştirmiyor, adım başında bu cinayeti işliyoruz.
  • Ve geleceğe inanan bizler o eski çağrıyı yineleyeceğiz : "ÖLDÜRMEYECEKSİN!".
    Yeryüzünde bütün yasa kitapları gün gelip cana kıymayı yasaklasa , hatta savaşta öldürmeler ve cellat eliyle can almalar da bu yasak kapsamına girse , yine de çağrı susmayacaktır. Çünkü tüm ilerlemelerin , insan olmaya yönelik tüm çabaların temelinde saklı yatan çağrıdır bu.
    Canına kıydığımız o kadar çok şey var ki! Öldürme eylemini yalnız o aptalca savaşlarda , devrimlerin budalaca sokak çatışmalarında ve idam sehpalarında gerçekleştirmiyor , adım başında bu cinayeti işliyoruz. Çaresizlik içinde bırakıp kendileri için uygun sayılmayacak meslekler edinmeye zorladığımız yetenekli gençleri öldürüyoruz. Yoksulluklar, çaresizlikler , yüz kızartıcı durumlar karşısında gözlerimizi yumarak öldürüyoruz. Toplum,devlet, okul ve kilisede ömrünü tamamlamış uygulamalara kararlı bir tutumla sırt çevirecekken, rahatımızı gözetip bunlara istifimizi bozmadan seyirci kalarak, ikiyüzlülüğe sapıp onaylar bir tavır takınarak öldürme eylemini gerçekleştiriyoruz. Mal mülk sahibi olmak tutarlı bir sosyalizm için nasıl hırsızlık sayılıyorsa , tutarlı inanç sahipleri için de yaşama karşı çıkışlar, tüm hoyrat davranışlar , umursamazlık ve aşağılamalar öldürmekten başka şey değildir. İçinde yaşanılan zaman öldürüleceği gibi , geleceğin kendisi de öldürme eylemine konu yapılabilir. Biraz espiriyle karışık kuşkuya başvurularak genç bir insanda bir yığın geleceğin canına okunabilir.
    Dört bir yanda yaşam bekliyor bizi , dört bir yanda gelecek çiçek açıyor , oysa biz hep birazını algılıyoruz bunun, pek çok şeyi ayaklarımızın altında ezip geçiyor , adım başında öldürüyoruz.
  • Canına kıydığımız o kadar çok şey var ki! Öldürme eylemini yalnız o aptalca savaşlarda, devrimlerin budalaca sokak çatışmalarında ve idam sehpalarında gerçekleştirmiyor, adım başında bu cinayeti işliyoruz. Çaresizlik içinde bırakıp kendileri için uygun sayılmayacak
    meslekler edinmeye zorladığımız yetenekli gençleri öldürüyoruz. Yoksulluklar, çaresizlikler, yüz kızartıcı durumlar karşısında gözlerimizi yumarak öldürüyoruz. Toplum, devlet, okul ve
    kilisede ömrünü tamamlamış uygulamalara kararlı bir tutumla sırt çevirecekken, rahatımızı gözetip bunlara istifimizi bozmadan seyirci kalarak, ikiyüzlülüğe sapıp onaylar bir tavır takınarak öldürme eylemini gerçekleştiriyoruz. Mal mülk sahibi olmak tutarlı bir sosyalizm için nasıl hırsızlık sayılıyorsa, tutarlı inanç
    sahipleri için de yaşama karşı çıkışlar, tüm hoyrat davranışlar, umursamazlık ve aşağılamalar öldürmekten başka şey değildir,
    içinde yaşanılan zaman öldürülebileceği gibi, geleceğin kendisi de öldürme eylemine konu yapılabilir. Biraz espriyle karışık kuşkuya başvurularak genç bir insanda bir yığın geleceğin canına okunabilir. Dört bir yanda yaşam bekliyor bizi, dört bir yanda gelecek çiçek açıyor, oysa biz hep birazını algılıyoruz bunun, pek çok şeyi ayaklarımızın altında ezip geçiyor, adım başında öldürüyoruz.
  • Canına kıydığımız o kadar çok şey var ki! ... Dört bir yanda yaşam bekliyor bizi, dört bir yanda gelecek çiçek açıyor, oysa biz hep birazını algılıyoruz bunun, pek çok şeyi ayaklarımızın altında ezip geçiyor, adım başında öldürüyoruz.

    H. Hesse / Öldürmeyeceksin
  • "Ve dönüp dolaşıp geleceğe inanan bizler o eski çağrıyı yineleyeceğiz: ‘Öldürmeyeceksin!’ Yeryüzündeki bütün yasa kitapları gün gelip cana kıymayı yasaklasa, hatta savaşta öldürmeler ve cellat eliyle can almalar da bu yasak kapsamına girse, yine de söz konusu çağrı susmayacak. Çünkü tüm ilerlemelerin, insan olmaya yönelik tüm çabaların temelinde saklı yatan çağrıdır bu. canına kıydığımız o kadar çok şey var ki! Öldürme eylemini yalnız o aptalca savaşlarda, devrimlerin budalaca sokak çatışmalarında gerçekleştirmiyoruz çünkü, adım başında bu cinayeti işliyoruz. Yetenekli gençleri çaresizlik içinde bırakıp kendileri için uygun sayılmayacak meslekler edinmeye zorlayarak öldürüyoruz. Yoksulluklar, çaresizlikler, yüz kızartıcı durumlar karşısında gözlerimizi yumarak öldürüyoruz. toplum, devlet, okul ve kilisede ömrünü tamamlamış uygulamalara kararlı bir tutumla sırt çevirecekken, rahatımızı gözetip bunlara istifimizi bozmadan seyirci kalarak, riyakarlığa sapıp onaylar bir tavır takınarak öldürme eylemini gerçekleştiriyoruz. Tutarlı bir sosyalizm için mal mülk sahibi olmak nasıl hırsızlık sayılıyorsa, tutarlı inanç sahipleri için de yaşama karşı çıkışlar, tüm hoyratlıklar, umursamazlık ve aşağılamalar öldürmekten başka şey değildir. İçinde yaşanılan zaman öldürülebileceği gibi, geleceğin kendisi de öldürme eylemine konu yapılabilir. Biraz espriyle karışık kuşkuya başvurularak genç bir insanda bir yığın geleceğin canına okunabilir. dört bir yanda yaşam bekliyor bizi, dört bir yanda gelecek çiçek açıyor, oysa biz hep birazını algılıyoruz bunun, pek çok şeyi ayaklarımızın altında ezip geçiyor, adım başında öldürüyoruz.”