"Kim demis Cano bir hevali faşistlere kaptırdı? He uleeen!" diye de narayı bastı, sonra da gülmeye basladı. Ter içinde kalmıştı Cano, yüzü kan kırmızıydi. Biraz hırpalanmıştım. Montum da birkaç yerden sökülmüstü.
" -Bu hançer ata yadigarı. Oğlum olsa, benden ona kalacaktı, Tanrı Cemo'dan başka döl vermedi. Ne varki, bundan böyle oğlum yok diye Tanrıya yakınmazım. Sen benim oğlumsun gayri. Cano baban ihtiyarladığından, bu hançeri taşımak sana daha yaraşır. Zor gününde namusunu korumada yardımı dokanır, dedi. Hançeri öpüp bana verdi, ben de öpüp başıma koydum. Cano ile baba oğul gibi kucaklaştık. Cemo'nun ezdiği gül gelincik şerbetini içtik, böylece Cemo karım oldu.
Devrisi gün Cemo'yu yayladan köyümüze indirdim. Dağ yolundan köye girende hayvanı yedeğime almıştım. Bohçası kucağında, Cemo katırın sırtında dimdik otururdu.
Bir yayla kızı getirdiğimi gören komşusuna duyurmuş, haber anında köyü dolaşmış, avratlar, kızlar işlerini bırakıp damların üstüne çıkmışlardı. Hasedinden kancıklar Cemo'ya lâf değdireceklerdi hiç şüphe yok. Karanlık basıp, öyle gelmeliydik köye. Bunu daha önce akıl edemediğime içerledim..."
Sayfa 182 - Kemal Bilbaşar / Cemo / Güzel Yazılar Romanlar, Türk Dil Kurumu Yayınları·Kitabı okudu
YAZAR
Az çok akıllıca konulu bir eseri şimdi hiç okuyan var mıdır ki!
Sevgili gençliğe gelince, o şimdiye kadar hiç bir vakit bu derece yüzsüz olmamıştı.