Can Yaba

Can Yaba
@canyaba
Klinik Psikolog
Hacettepe Üniversitesi / Klinik Psikoloji
Ankara
27 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
terapist olmak üzere eğitim görüyor olmak, kişinin depresyon yaşamasına yol açma olasılığını da beraberinde getirir. yüksek lisans eğitimi genelde distimik tepkileri besleyip doğuran bir ortam yaratır; çünkü bu dönemde ebeveyn ve çocuk rollerinin en kötü tarafları üstlenmek durumunda kalınır. terapi eğitimi ise bu beceriyi öğrenmenin, klinik içerik alanının bilgilerini öğrenmekten çok daha farklı bir deneyim olduğu gerçeğiyle yüzleştirir. mezun olan terapist , artık yaralı ve yetenekli bir çocuk olmuştur.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
hani hepimize olur, olmuştur; bir gün, sıradan bir gün. kafamızın içinde gazete haberleri, araba gürültüleri, kederli sözler, ceplerimizde kullanılmış sinema biletleri ve tütün döküntüleri… bu dünyada en sıradan adımlarımızı attığımızı sandığımız bir an farkederiz ki, aslında çoktan başka bir yere gitmişizdir.
beni hor görenler zamanla ayıklandı; benden üstün olduklarını düşündüğüm insanlar zamanla yere vuruldu. nasıl olacak tanrım? o gün gelince ne yapacağım? diye titredim ve böyle anlar da gelip geçti. küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. bu baskılara, bu sertliğe dayanamam, diyordum; zamanla her şey yumuşadı. düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor.
"Lacan'a göre insan kendi gerçekliğini giderek üst üste yığılan metaforlarla düşünür, böylelikle kendi gerçekliğiyle düşüncesi arasında bir uçurum meydana gelir. Üst üste yapılan metaforlar ardında bilinçdışı simgeler kalmıştır. İnsan kendi gerçekliğini giderek daha toplumsallaşmış simgelerle düşünür ve dile getirirken esas çıplak gerçekliğini dile getiren simgeleri geride, bilinç dışında bırakmış olur. Kültürün imgesel düzeninin sağladığı, hatta empoze ettiği metaforlar zinciri, bastırmadan başka bir şey değildir, insan biyolojik bir varlıktan kültürel bir “özne” olma yolunda, temel dürtülerine toplumsallaşmış tahminler aramak suretiyle ilerler. O halde "gerçeklik ilkesi" denen şey de kastedilen "gerçeklik" doğal bir gerçeklik değil, kültürel bir gerçekliktir ve bu ilke de "haz ilkesine" tam anlamıyla karşıt sayılamaz. Gerçeklik ilkesi altında "özne", ilkel dürtülerine kültürel tatminler arar. Her kültürel isteğin ardında bilinçdışı bir arzu yatar."
Alıntı
Bütün hayatı boyunca konuştu. Sonunda tutunamayanlar diye bir söz çıkarabildi ortaya: bir tek kelime. Çoğul bir kelime. Unutamadığı bazı insanları birleştiren bir kelime. Bu sefer düşüncesini Süleyman Kargı'dan başkasına açıklamadı. Süleyman'da kimseye söylemedi. Bütün hayatınca tutunamayanlardan kaçtığını sezer gibi oldu. Kendisine de buluşmalarından korktuğunu anladı. Onlara yapmış olduğu bu haksızlığın ıstırabıyla kıvrandı. Onların gerçek temsilcisi olmak için eline çok fırsat geçmiş olduğunu ve bu fırsatları kaçırdığını anladı. Bu düşüncelerinden de kaçmaya çalıştı. Bütün hayatı boyunca düşüncelerinden kaçmıştı. Son olarak odasına sığındı. Kapıyı kapattı. Sesleri duymaz, görüntüleri görmez oldu. Yemek yemez, içki içmez oldu. Dostundan kaçar, düşmanını bilmez oldu. Sığındığı son yerde de onu buldular. Yerini tespit ettiler. Bütün tanıklar dinlendi. Savunmalar alındı. Gereği düşünüldü. Hiçbir etki altında kalmadan bağımsız olarak karar verildi. Adam kapıyı açtı, içeri girdi ve tabancasını çıkararak ateş etti.