Moskova hayatının sahteliğinden, gırla toplum yasalarından, insanların arasındaki sınıflardan( kendisi bu sınıfların en üstünde) ve mide bulandırıcı aristokrasi dünyasından rahatsız olan soylu Olenin’in bilinçaltı bunları açığa çıkarmaya çalışırken bir taraftan içinde bulunduğu toplum sahte davranmasına zorluyor. İşte bu zıtlaşmanın arasında sıkışıp kalan Olenin ne istediği gibi davranmayı becerebiliyor ne de gerçek sevgiyi bulabiliyor. Daha sonra bu arayış onu sıradan bir yaşamın içine iter ve gerçek olan tüm duyguları doğanın içinde bulacağını düşünür. Sonra ver elini Kafkasya... mutluluk doğayla birlikte olmak, doğayı görmek ve doğayla bağlar kurmak” mottosuyla çıktığı bu yolculukta doğanın insanlarıyla türlü ilişkiler kurar. Gerçek sevgiyi burda bulur. Daha önceki hayatında her hareketi her düşüncesi ona dayatılan sosyete normlarının etkisiyle ortaya çıktığı için; bu doğallık karşısında zaman zaman şaşkınlıklar yaşar. Burada yaşadığı aşk, inandığı soylu düşüncelere hiç benzemediğini fark eder. Sonuç ne olursa olsun yaşamın özünü tattığı için yaptığı hiçbir hareketten pişman olmaz. Tabii yeroşka’yı da atlamak istemiyorum. Tüm bu yasa saçmalıklarını umursamayan, bir kez geldiği hayatta eğlenmeyi yaşamının merkezi haline getirip bil’fiil içen, ve küçük mutluluklarla yetinmeyi bilen bir ihtiyar. Bu kitap üzerine kuracağım daha çok cümle var. Tolstoy’un dili o kadar sade ve akıcı ki bir çırpıda okunuyor.