Balzac bu kitapta -en önce- bana hayata dair kullanabileceğim bir çok özdeyiş ve öğüt bıraktı. Dışı parıl parıl parlayan ama içi pişmanlık kurtları ile kemirilen, geçici zevkleri sürekli acılarla pek pahalıya ödenen bu Paris sosyete hayatını çok yakından tanıdım. Tabii en çok dikkatimi çeken karakterlerden biri de Vautrin oldu. Bu sosyete zümresini çok iyi tanıyan, bu zümrenin pisliklerinin her birini bilen bütün sahteliklere şahit olan ve Eugene’nin -o dinlemese de- akıl hocalığını yapan bir karakterdi. Gelelim Eugene’ye. Ailesi tarafından erdem, iyilik, doğruluk, dürüstlük, sahibi olarak büyütülen Eugene’nin; bir taraftan kendisine öğretilen ve karakterini oluşturan bu değerlerinin, bir taraftan ise sosyete hayatına girmek istemenin getireceği sahteliklerin çatışmasına tanık oldum. Ceplerinde 3 kuruş para olmasa bile sosyete zümresinde kabul görmek için giyim ve kuşamı her şeyden önde tutan zavallılar... ve tabiiki hayatını kızlarına adamış, onların bir dediğini iki etmeyen, onlar soylu gözüksünler ve sosyete hayatında var olsunlar diye kendisini yok etmiş bir baba. Goriot Baba. fakat insanoğlu çiğ süt emmiştir. kendi çıkarları ve ihtirasları için ona her seyini vermis, tüm kalbini onun icin adamıs bir insanın kalbini söküp atmaktan hiç çekinmez. önünü açsın diye uçurumdan itmesi gerekse, gözünü asla kırpmaz. Bu babası olsa bile...