Albert haklı. Biz genç değiliz artık.
Biz dünyayı fethetmek istemiyoruz
artık. Kaçağız biz. Kendimizden
kaçıyoruz. Hayatımızdan. On sekiz
yaşında idik; dünyayı, hayatı
sevmeye başlamıştık, sevdiğimiz bu
şeylere kurşun sıkmak zorunda
kaldık. Patlayan ilk mermiler
kalbimize saplandı. Çalışma, çaba,
ilerleme kapıları kapandı bize. Biz
bunlara artık inanmıyoruz, biz harbe
inanıyoruz.
İster gay olsun ister lezbiyen, ister heteroseksüel ister feminist, isterse faşist bir domuz ya da komünist, isterse Hare Krishna'cı olsun. Ne olduğunun hiç önemi yok. Elinde hangi bayrağı salladığının hiçbir önemi yok. Benim tahammül edemediğim içi boş tipler. Öyle insanlar karşıma çıktığında sabrım taşıyor, gereksiz laflar etmeye başlıyorum.
Bak, ne diyor: "Olgunlaşmamış insanın
özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde
ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir
dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak
istemesidir."