ceren derici

ceren derici
@cderin
öğretmen
yüksek lisans
bursa
50 okur puanı
Nisan 2015 tarihinde katıldı
5/10
·216 syf.··
2018 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2018 16:30
Bir At Bara Girmiş… Ben de hemen söze giriyorum. Kitap, Dovaleh adlı bir showmanin stand-up gösterisi. Mikrofonu alıp konukları selamladığı an başlıyor, kapanış sözleriyle bitiyor. Fikir olarak şahane, keşke öyle kalsaymış :( Mizah anlayışının zekaya göre farklılık gösterdiği düşünülürse zaten salt beğeni pek mümkün görünmüyor. Ben okurken tereddütte kaldım. İhtimal ki: 1)Ben bu ince esprileri anlayamayacak kadar “kalın”ım. 2)Şükürler olsun ki ben bunlara gülmeyi 10 yaşımda bıraktım. Yazar tasvirleriyle moda sokabiliyor . Kendimi loş ışıklı bir barda içkimi yudumlayıp Dovaleh’i dinlerken hayal edebildim. Ama maalesef, bayat üstüne bayat espriler, fıkralar peş peşe patladıkça hesabı ödeyip kalkmak istedim cidden. Neyse eleştiriyi de tadında bırakmak lazım diyorum, gidiyorum.
Bir At Bara GirmişDavid Grossman · Siren Yayınları · 2018803 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2017 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2017 22:44
“Başka bir gezegene, oradaki kayaların yapısını incelemek için araç gönderebilecek kapasiteye sahip bu şizofrenik insanlık, milyonlarca insanın açlıktan ölmesini umursamayabiliyor. Mars’a gitmek, yanı başındaki komşuya gitmekten daha kolay görünüyor.” Demiş Jose Saramago 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldıktan sonraki konuşmasında. Aslında bu anlamlı cümlesinde bile bu Körlük kitabındaki karakterler gibi bizlerin körleşmeye başladığını değil, aksine hepimizin kör olduğunu, kör olup baktığımızı, bakabilen ama görmeyen kör insanlar olduğumuzu belirtmiş. İnsanların yanındakini görmeden, umursamadan hayatlarına devam etmesine, iktidarların, baştakilerin bir yaşamı değersizleştiren tutumlarına karşı ettiği mücadelesinde yazar her daim kitaplarında da devam etmiştir hatta bu mücadelesinde kiliseden bile aforoz edilip ülkesini terk etmek zorunda kalmıştır. Kitabı okuduktan sonra kitap hakkında birçok kaynak okudum, haliyle bu kadar güzel kitap okununca insan kitap hakkında araştırma yapmak istiyor ve kitap hakkında inceleme yazarken de okuduğu yazıların etkisinde kalabiliyor, onun için bazı cümlelerim okuduğum yazıların etkisindendir ve tabii Saramago'nun cümleleri de mevcut. Körlük bir post apokaliptik roman, ama en güzel tarafı da alışageldiğimiz nükleer savaş, sebebi bilinmeyen veya bir deney sonucu zombileşme vs. gibi bilindik bir konu olmaması, aksine daha gerçekçi, herkesin hayatında en az bir kere kendi açısından düşündüğü, belki de en çok korkulan engellerden biri olarak görülen, tüm insanların çok net olarak rahatlıkla hissedebileceği şekilde bir kıyamet sonrası, ama bu sefer kıyamete sebep olan ise bulaşıcı olan “körlük”. İnsandan insana geçen, tedavisi olmayan daha doğru tanım yapmak gerekirse körlük ama nasıl bir körlük olduğu da bilinmeyen bir körlük.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
10/10
·317 syf.·
2017 67. kitabı
Yine bir Saramago klasiği; İsimsiz bir ülke ve evrensellik... Saramago'nun eserlerinde yakaladığı evrensel tutum konuya hemen dahil olmanızı sağlıyor. Bazı yerlerde, yazarın üçüncü bir göz olarak olayları yorumlaması sohbet havası katıyor esere. Virgülle birbirine bağlanmış uzun cümlelerle siyaseti edebiyat içinde ustalıkla harmanlamış. Konuya birazcık değinecek olursam; Adı olmayan ülkede seçim zamanıdır. Halk oyunu kullanır ve sandıklar açılınca halkın hatırı sayılır çoğunluğunun boş oy kullandığı görülür. Halkın bu seçimi; yani bireysel ve yasal olan bu hakkı devlet tarafından anarşist bir eylem olarak nitelendirilir. Sözde, demokrasiyi uygulama vaadi veren yöneticiler bir eylem planı hazırlayarak halkı kaosa sürüklemeye çalışır. Ancak halkın demokratik tutumu istenilen sonucu vermez. Neticede devlet olağanüstü hal ilan eder ve trajikomik hadiseler cereyan etmeye başlar. Kitapta yaşanılan anti-demokratik tutumlar, Hobbes 'ın bir sözünü hatırlattı. Hobbes der ki: "Kılıcın zoru olmadan ahitler sözlerden ibarettir ve insanı güvence altına almaya yetmez. " Bu söz hem devlet hem birey açısından devletin gerekli olduğunu vurgulaması yönünden , kitapta da tasvir edilen, kılıç görevi üstlenen , halka sadece seçmekten başka hak tanımayan baskıcı devlet anlayışına işaret ediyor. Daha sonra yalnızlaştırma politikası ile halkın iktidar / yöneticiler olmadan huzur ve adalet içinde yaşayabilme becerisi göstermesi de "iktidarsız devlet anlayışı mümkün müdür" sorusuna işaret eder gibiydi. Bu kitap bir kurgu elbette ki; ama siyaset içerisinde yer alanların kirli savaşları, yöneticilerin yasaları diledikleri gibi kullanarak haklı çıkma uğruna işledikleri suçları, iktidar mücadelelerini, devlet-iktidar-toplum ilişkilerini sarsıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu kitabın
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,8bin okunma
9/10
·536 syf.··
2019 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2019 22:04
Nâzım... Bir devrimci, bir eylemci, şair, aşık, savaşçı Nâzım. Yazdıkları ile davasına bağlılığı ile düşünceleri ile "put yıkıcı" Nâzım! Ve yine O'nu en içten en güzel ve gerçekçi cümleleri ile anlatan Osman Balcıgil... Her yazdığını okurum dediğim yazarlardan biri oldu Balcıgil. Her kitabında birçok şey öğrendim, boş yere yazmamış dedim satırları okurken. "Putlar Yıkılırken" de böyle oldu benim için. Tanıtımını gördüğüm an heyecanlandım yine. Çünkü bazı insanların hayatına dair okumak büyük mutluluk benim için. Hele ki o insan Nâzım ise bir başka heyecan duyuyorum. Gelelim kısaca konuya. Yıl 1961, Nisan ayı ve Paris... Nâzım, imza günü için Paris'te. Kuyrukta bekleyenlerden biri de 32 yıllık arkadaşı Ömer ve kızı Ümit. Yıllarca birlikte olan iki arkadaş, iki yoldaş. Ve bir de şimdi aralarında olmayan ama her an varlığı hissedilen Leyla... Güzeller güzeli, akıllı, devrimci bir ruh Leyla. Ömer ile karşılaşan Nâzım için geçmişe yolculuk başlar. Eskiyi, tüm yaşananları konuşmaya başlar iki eski dost. Balcıgil 1929 ile başlar kitaba. Yıllar içinde yaşananları, Nâzım'ı değiştiren ve tabiri caizse ünlendiren Resimli Ay dergisini, Nâzım'ın birçok yazarla arasındaki atışmaları, gizlice çıkarılan Kızıl İstanbul'u anlatır. Nâzım'ın, Abdülhak Hamid'e yazarak başlattığı "Putları Yıkıyoruz" yazı dizisinden gelir kitabın adı da. Bu yazı dizisinde; Yakup Kadri'ye, Hamdullah Suphi'ye de cevap niteliğinde atışmalar yazmıştır Nâzım. Kitabın bir yerinde Sabahattin Ali de dahil olur hikayeye. Almanya'dan gelmiş ve Resimli Ay'a uğrayıp Nâzım'a "Bir Orman Hikayesi" adlı öyküsünü bırakmıştır Ali. Ah en sevdiğim, en heyecanlandığım an bu olabilir kitapta. Sevdiğim iki insanın yeniden karşılaşmasıydı okuduğum çünkü... Bunların dışında; SSCB, İspanya'da yaşanan iç savaş, Hitler'in
Edebiyat
Putlar YıkılırkenOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20191,376 okunma
Kör kuyularda merdivensiz kalanlara
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2019 73. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2019 19:15
"Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın, Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı; Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın." #31605051 Kitabın ismini ilk duyduğumda direkt aklıma Ümit Yaşar Oğuzcan'ın bu şiiri geldi. Toptaş hem yazdıklarıyla hem de kitaplarına verdiği isimlerle hep dikkati çekmiştir. Diğer kitaplarıyla kıyaslasığımızda bu kitabın ismi biraz daha farklı geldi. Şiirle birleştirince de acaba nasıl bir roman olacak diye iyice merak ettirdi. Şimdi nereden başlasam ne anlatsam Toptaş'ın da dediği gibi "BİLEMİYORUM" Toptaş bu romanıyla bizi bu kuyunun içine atıyor çık çıkabilirsen. Kitap bittikten sonra büyük bir boşluk hissi oluştu ve bir o kadar da soru... Toptaş'ı bilenler bilir ucu açık çok şey bırakır okuruna. Herkes kendinden bir şeyler ekler ve böylece kitap büyür de büyür. Uykuların Doğusu romanı için "Romanın yapısı biraz da dünyanın hareketine benzesin ve roman tıpkı dünya gibi dönüp dursun istedim." diyor ve bu kitabın içinde de Uykuların Doğusu'na atıfta bulunuyor. Kitap bitince de benim aklıma ilk olarak bu roman geldi. Çünkü öyle bir bitti ki kitap akılda binlerce soruyla kalakaldık. Başladığımız yere mi döndük dedim, sonra da bu kadar şey oldu nasıl en başa döneriz dedim, daha sonra da yoksa bunların hepsi bir rüya mı acaba dedim. Toptaş ya bunun devamını yazacak ya da bu romana her okuyan bir şeyler ekleyecek ve dünya döndükçe kitap da dönecek duracak. Kitaba gelecek olursak çok özlediğim Toptaş'ı tam olarak göremesem de yine de tatmin ediciydi. İnce ince işlenmiş onlarca konu var aslında. Temel olarak toplumsal yozlaşma, insanların başkalarının acıları karşısındaki vurdumduymazlığı, seyir merakı diyelim. Tabii Toptaş bunları
Edebiyat
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma