"Toprağın içinde bir oyuk. Yerim orası. Gömsem kendimi. Bitse her şey. Sonuna gelsek filmin. Kopsa film! Fark etmez bizim için. Yeter ki derine, çok derine gömsünler bizi. On dakika uğraşsak nefes almak için, sonrada yorulup "Eyvallah" desek ölüme."
Gerçek bir hayat hikayesi olarak değil, gülüp geçtiğin basit romanlar gibi oku beni. Bir iz kalsın ardımda, ama okunduğu anda unutulacak bir iz. Unutulmayacak bir iz bırakan adamlardan değilim.
Bence küçük zevkler lazım. Büyük mutluluklar değil. Tabii büyüğü de güzel ama sonrasında gelen boşluk ve her zaman daha büyüğünün isteği çok kötü. Artık yaşanmışı bırakıp rüzgarın tenine verdiği his ya da akşam güneşinin vurduğu ağaçları izlemekten keyif almalı herkes. Her üzüntü mutluluğu getirir. Oturup yalnız kalmakta hiçbir sıkıntı yok. Yeterki bittiğini bil ve devamını yaşa. İnsan, büyük mutluluğu geldiğinde almalı. İhtiyacı varmış gibi avlanmamalı, gittiğinde üzülmemeli. En mutlu an da biter bitmese en mutlu an olmaz. Var olmamak tatlı gelir ama var olmasaydık, var olmama isteğimiz de olmayacaktı bence bu çok daha acı.