Çünkü sanat,yeryüzünde ve insanların içinde olup bitenleri,çöplükle sarayı aynı hakikatten uzak ve güzelleştirici örtüye bürüyen ay ışığı gibi,tatlı bir yalan bulutunun arkasından göstermeye mecburdu,sanat eserinden faydalanabilecek durumda olanlar, her şeyden önce avunmak, oyalanmak istiyorlardı; sanatkârın ekmeği de işte bu tatlı rüya meraklılarına bağlıydı, yoksa kömür kayığında yüzükoyun yatan yırtık zıpkalı Bartın uşağına değil.
O kadar çok kendimle uğraşıyorum,yüreğimde öyle fırtınalar esiyor ki diğer insanları kendi hallerinde bırakmayı yeğliyorum;keşke beni de kendi halime bırakabilseler.