Dünyaya, hayatlara dokunamadan göç eden Adalet'in hikayesi... Nermin Yıldırım'la tanışma kitabımız aynı zamanda. Eminim onun kalemine hayatımın bir döneminde ihtiyaç duyacağım ve okumaya devam edeceğim. Bu işin çağdaş yazarlar tarafından da tüm inceliğiyle günümüzde yapılmaya devam ettiğini gösterenlerden biri bence kendisi.
Kitaba gelecek olursak, birinci kişi ağzından yazılmış bir iç döküş, yolculuk hikayesi aslında. Adalet'in geçmişini, yaralarını, hayali arkadaşlarını, ailesini her şeyi kendi anlattığı şekilde öğreniyoruz. Bu tarz kitaplar hem kolay hem zordur. Kolaydır çünkü karakter tektir, bakış açısı tektir, kitaba ısınmanız rahattır; zordur çünkü sürekli birinin iç dünyasını dinlemek tempoyu düşürebilir, "Ee, evet, ne oldu yani?" hissi gelir okurken. Bana da öyle oldu yer yer. Belki bu benimle ilgilidir belki de olayların akışını merak ettiğim içindir. Kitap bu anlamda doyurucuydu çünkü. Ters köşeleri, bize bırakılan çözülmesi gereken netlikleri okuru oyaladığından diri tutan bir yönü de vardı. Devamını kitabı unutmamak için yazacağım SÜRPRİZ BOZUCU BİLGİ:
Adalet en yakın arkadaşı (sonrasında ayıcık olduğunu öğrendiğimiz Hülya) ile işlediği ilk günahı temizlemeye yola çıkıyor. Çocukluk arkadaşı Mahzun'dan zorla aldığı bu ayıcığı ona geri verirse bu günah zincirini kırmış olacak ve temiz bir sayfa açabileceğini düşünüyor. Tabi yola çıkıyor, yolda karşısına çıkan bir sürü insandan ve yaşanan durumdan heybesine bir şeyler ekleyerek kendini tanımaya başlıyor. Aslında şimdiye kadar çevresindeki hiç kimsenin hayatına dokunmadığını, kendinden başkası için kılını kıpırdatmadığını fark ediyor. Otobüste tacize uğrayan kadının arkasında durduğu gün bunu düzeltmeye başlıyor belki de.
Adaletin annesi hiç sevilmemiş, Handan... en çok içime işleyen karakterlerden biri