Güzel yüz bir mücevherdir. Güzel huy da yanındaysa, bir hazine sayılır.
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Alıntı
""Güzel yüz bir mücevherdir.Güzel huy da yanındaysa,bir hazine sayılır....""
Sayfa 37 - Kapı·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
"İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür / İmansız olan paslı yürek sinede yüktür"
Sayfa 130 - Profil Kitap, 13. Baskı: Ekim 2024·Kitabı okuyor
Mehmet Âkif Ersoy
Şüphesiz ki Allah Teâlâ, süretlendirilmiş bir cisim değildir; mahdut ve mukadder bir cevher de değildir. O, cisimlere ne miktar ve takdir bakımından ne de inkısâmı kabul bakımından benzemez. O ne bir cevherdir ne de cevherler O”nda hâll olur ne bir arazdır ne de arazlar O'nda bulunur. Bilakis hiçbir mevcut O'na benzemez, O da hiçbir mevcuda benzemez. “O'nun benzeri hiçbir şey yoktur ve O, hiçbir şeyin benzeri değildir.” O'nu miktar tahdid etmez, mekân ihâta etmez, cihetler O'nu kuşatmaz ne arzlar ne de semâvât O'nu içine alabilir. O, Arş üzerine istivâ etmiştir; fakat bu, O'nun buyurduğu şekilde ve murad ettiği mânâdadır: mülâmese (temas), istikrâr (yerleşme), temekkun (bulunma), hulül (içine girme) ve intikâl (yer değiştirme) mânâlarından münezzeh bir istivâdır. Arş O'nu taşımamaktadır; bilakis Arş ve hamileleri O'nun kudretinin lütfuyla taşınmakta, O'nun kabzasında kahredilmiş bulunmaktadır. O, Arş'ın, semânın ve bütün mevcüdâtın fevkindedir; fakat bu fevkiyyet, Arş'a ve semâya yakınlıkta bir ziyadelik, arz ve sathına uzaklıkta bir noksanlık teşkil etmez. O, derece bakımından Arş ve semâdan yüce olduğu gibi arz ve sathından da yücedir. Bununla beraber O, her mevcutta hâzırdır, her şeye yakındır; kullarına şah damarından daha yakındır ve her şeyin şahididir. Zira O'nun kurbu, ecsâmın kurbu gibi değildir; nasıl ki zâtı da ecsâmın zâtlarına benzemez.
Sayfa 36 - Gazzâlî·Kitabı okudu
1000Kitap
Hafıza'sız cevher" düşünemeyiz.
Sayfa 125 - *Grek-Latin-Kilise diyar'ı'na" mahsus "fikriyat (logia)", bu "ek­si'k'lik" ile malüldür notunu düşmüş kıymetli yazar.·Kitabı okuyor
"İnanmış bir insan, kendini asla kökten bir şekilde, mutlak bir şekilde değersiz hissetmez ve mutlak bir şekilde yalnız hissetmez. Mutlak bir şekilde değersiz hissetmez çünkü o Allah'ın yeryüzündeki halifesidir. O Allah’ın üzerine vurduğu gölgedir. O'ndan bir can taşımaktadır. O'ndan bir öz taşımaktadır." Dolayısıyla "Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin," diyen bir medeniyette kökten bir değersizlik duygusu olamaz. Kendisinin Allah'tan bir öz, bir cevher taşıdığına, Allah'ın kendisine şah damarından daha yakın olduğuna inanan bir varlık asla koyu bir değersizlik hissine mağlup olmayacaktır. Mutlak bir yalnızlık da olmayacaktır. Kimsesi yoksa da Allah’ı vardır. Allah bes bâkî heves diyoruz, değil mi?
Sayfa 142 - Turkuvaz
Alıntı
Reklam
Reklam