Mektuplar Üzerine Birkaç Not
Necatigil'in mektuplar külliyatının altıncı kitabı olan Hani Seninle Susar, Yürür ve Susardık'ta yakın dostu Tahir Alangu'yla karşılıklı mektupları yer alıyor. 1933-1953 yılları arasında yazılmış mektupların bulunduğu kitapta, Kabataş Lisesi'nin ortaokul bölümünde filizlenen bir gençlik arkadaşlığının, edebiyat odaklı bir dostluğa dönüşmesinin izi sürülebiliyor: Çocukluk hevesleri, ilkgençlik aşkları, maddi sıkıntılar, hayaller, hayal kırıklıkları, öfkeler, isyanlar, okudukları kitaplar, merakla peşine düştükleri yazarlar, ilk şiirler, ilk yazılar, ilk çeviriler ve yıllar içinde Alangu'nun uzmanlık alanı olan masallar... Mektuplaşmaya öğrencilik yıllarında, ayrı düştükleri yaz aylarında başlayan iki arkadaş, 20 yıl boyunca mektup yazmayı sürdürüyor. 1943-1955 arasında askerlik, tayin vb nedenlerle Anadolu'nun farklı kentlerinde görev yapan Alangu'nun İstanbul'a dönmesiyle mektuplaşmalar sona eriyor. Mektuplarda karşımıza çıkan,"Yakınım Tahir, oysa seni pek o kadar da sevmiyorum. Ama bununla beraber yakınım Tahir" ya da "Mektupların on para etmez ama şiirlerinden bir şeyler anlamak kabil. Bana mektup yerine onlardan birkaç tane gönder, bana bir ay yeter" vb ifadeler, aralarındaki yakınlığın somut örnekleri... Alangu ile Necatigil'in 40 yıllık dostluğuna dair ilginç ipuçları içeren bu mektuplar, iki edebiyatçının geçmişte birbirleri hakkındaki yorumlarını ve görüşlerini dile getirdikleri yazıları da açıklar nitelikte:
Gertrude Beli, birçok açıdan kayda değerdir. Her şeyden önce 19. yüzyıl İngiltere'sinde kadınların sınırlandırılmış yaşam alanlarının dışı­na çıkmayı başaran sayılı kadınlardandır. Aslında bu haliyle Franz Kaf­ka'nın Dönüşüm romanının kahramanı Gregor Samsa gibi gittikçe ken­di etrafına yabancılaşmış ve ne kadınların ne de erkeklerin dünyasında tam anlamıyla yer bulamayan garip bir varlık durumuna dönüşmüştür. Bu yabancılaşma o noktaya ulaşmıştır ki Gertrude Beli hem Hristiyanlı­ğı reddeden bir dinsiz hem de kendi toplumu içinde yaşamaktan rahat­sızlık duyan bir kişilik haline gelmiştir. Buna rağmen; idealleri, kararlı kişiliği ve kendisini geliştirme hevesiyle "dünyaya medeniyet yaydığına inandığı" ülkesine layık olmak için var gücüyle çalışmıştır. Onun bu çabası, ilk olarak farklı kültürlere ilgi duymasına yol açmış, içlerinde Türkçe de olmak üzere birçok farklı dili öğrenmiştir. Farsça'dan çeviriler yapmış, arkeoloji ile ilgili kitaplar yazmıştır. Günümüz imkanlarında dahi genç bir kızın cesaret edemeyeceği şekilde iki kez dünya turuna çıkmış, kendisini hazır hissettiğinde de yalnız başına Arap çöllerine gir­miştir. İtalya, Fransa, İsviçre gibi ülkelerde de dağcılık yapmıştır. Birçok özelliğinin ötesinde onu günümüze taşıyan ve Gertrude Bell adına kişilik kazandıran ise, Birinci Dünya Savaşı'nda kurulan Arap Bü­ro'da çalışmış olmasıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasının zorunluluk olduğuna inanmış, bunu gerçekleştirmek için de çaba sarf etmiştir. Bu açıdan onu tanımlayacak değerlendirmelerin ilk sırasında; kendi ülkesinin çıkarlarına hizmet amacıyla her türlü sıkıntıya katlanabi­len idealist ve yurtsever olması yer alacıktır.
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çok garip bir adamdı Sultan babası. Beş vakit namaz kılar, İslam'a son derece hürmet ederdi. Öte yandan da imparatorluktaki bira ve rakı fabrikalarına izin vermiş, hatta ilk genelevi açtırmakta sakınca görmemişti. Yabancı dillerden sayısı çok artan çeviriler, alafranga saat düzenine geçmeler, kadınlara çarşafı yasaklamalar hep onun eseriydi.
Sayfa 180 - İnkılâp Kitabevi 2022·Kitabı okudu
Alıntı
Mekke'nin adının geçtiği bilinen en eski belge Batlamyus'un II. yüzyıla ait "coğrafya" adlı eseridir. Burada Mekke, Asya'nın altıncı haritasında Macoraba şeklinde anılır. Fakat bu tarihten çok daha önce Mekke'nin bir diğer ismi olan Bekke'nin Ahd-i Atik'te yer aldığı ve bunun çeviriler sırasında tahrif edildiği ileri sürülmektedir.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Kötü çeviriler, uygun sözcüklerin kullanılmamış olması yüzünden yatağından taşan, havada yüzen ya da birbirinin boğazına sarılan düşüncelerle doludur.
Sayfa 11 - YKY 7. Baskı: İstanbul, Haziran 2024·Kitabı okudu
Anlat bana ey Musa, Söyle, hangi kutsal hakkını çiğnedi de, Nasıl bir iç yarası yüzünden, tanrıça Bunca derde soktu bu mübarek adamı? Bir tanrıya yakışır mı böylesi öfke?
Sayfa 23·Kitabı okudu