Ey bunalmış zaman.
Çiçeksiz kapı.
Ey iğde kokulu ana rahmi
Sen açtın can evimi, sen kapadın
Kalbimde kaderinin mührü
Ağzım gökyüzü
Gittim ve geldim, söyledim ve sustum
Dünya bir gölgelikmiş
Doğan ve batan günden öğrendim...
Sevgilim
Önce ölümden, sonra senden doğdum ben.
Ey bunalmış zaman. Çiçeksiz kapı.
Ey iğde kokulu ana rahmi
Sen açtın can evimi, sen kapadın
Kalbimde kaderinin mührü
Ağzım gökyüzü
Gittim ve geldim, söyledim ve sustum
Dünya bir gölgelikmiş*
Doğan ve batan günden öğrendim...
Ey bunalmış zaman. Çiçeksiz kapı.
Ey iğde kokulu ana rahmi
Sen açtın can evimi, sen kapadın
Kalbimde kaderinin mührü
Ağzım gökyüzü
Gittim ve geldim, söyledim ve sustum
Dünya bir gölgelikmiş*
Doğan ve batan günden öğrendim...
Sevgilim
Önce ölümden, sonra senden doğdum ben.
Ruhum kendi olgun meyveleriyle yüklü,
Ruhum bükülüyor meyvelerinin ağırlığı altında.
Kim gelip tadına doymak ister?
Ruhum dolup taşıyor kendi şarabıyla.
Çöl ateşini söndürmek için kim doldurup içecek?
Çiçeksiz, meyvesiz bir ağaç olsam keşke;
Bereketin acısı daha keskin kuraklıktan,
Verecek kimsesi olmayan bir zenginin kederi
Daha ağırdır elleri boş bir dilencinin acısından
Bir körkuyu olaydım keşke insanların taş attığı;
Buna katlanmak yeğdir canlı bir kaynak olmaktan
Gelip geçenler suyumdan bir damla içmedikçe.
Ayaklar altında çiğnenen bir saz olsaydım keşke,
Daha iyi olurdu bu, gümüş telli lir olmaktan
Ev sahibi parmaksız,
Çocukları sağır olan bir evde.