O hâlde terbiye-i İslâmiyenin tâkip ettiği maksad her bulundukları yerde, binâenaleyh gerek mensup oldukları gerek içinde yaşadıkları cemiyetlerde saâdetin kıymeyli unsurları, terakkînin hakîkî âmilleri olacak insanlar vücuda getirmektir. İşte İslâm'ın cihân-şümûl ve insânî olan mâhiyet-i ulviyesine bu da başkaca bir delildir.
Sayfa 37 - Derin Tarih Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İlmî yâhut ahlâkî herhangi bir hakikat millîleşmek için mutlaka kendisinin şahsiyetten, bir tarafa temâyülden müberrâ olan cihân-şümûl mâhiyetini kaybetmeye mahkûm olduğu gibi, ahlâk-ı İslâmiye de bu âkıbete uğradı; müslümanlığı kabul eden akvâmın nüzûî (atavique) dalâletleri, irsî hurafeleri arasında mâhiyet-i necîbesini kaybetti gitti. İşte müslüman akvâmın tekemmül-i İslâmîleri kable'l-İslâm olan mâzîlerinin netîce-i tesiri olarak bu suretle tevakkufa uğradı da zaman geçtikçe daha mükemmel İslâmlaşacaklarına bilakis lâ-yenkatı' İslâm'dan uzaklaştılar.
Sayfa 24 - Derin Tarih Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Manevi Terbiye
Nasıl ki Şeyh Edebali Hazretleri Osman Gazi'yi yoğurup onu cihan şümûl bir devletin maddi-manevi temeli olmaya hazırlamış ise, Merkez Efendi de, Şehzade Süleyman'ı månen bir cihan devletinin dirâyetli ve liyákatli idareciliğine hazırladı. Onu mânevi terbiyesi altında yetiştirdi. Ona bütün muvaffakıyetlerin Allah'tan olduğu, kulun ancak bu lütuflara bir vasıtadan ibaret bulunduğu şuurunu verdi. Merkez Efendi, kendisine hayat boyu bir feyz pınarı oldu. Şehzade Süleyman da, sultan olduktan sonra bu hizmete karşılık Merkez Efendi'ye Topkapı civarında bir dergâh yaptırdı.
Sayfa 175 - Erkam Yayınları, İstanbul / 2017·Kitabı okudu
İhya-u Ulumi'd-Din
Seyyid Murtezâ, bu eseri Gazâlî'nin kitaplarının başında sayar ve tercih sebeplerini şöyle sıralar: Birincisi, bu eserin adı alfabetik hesapla listenin başında gelir. İkincisi, öteki eserlerinden daha kıymetlidir. Çünkü âhiret ilimlerini açıklar. Üçüncüsü de, şöhreti güneş gibi cihan şumûl (evrensel)dir. Öyle ki, bu eser için: "İslâm'ın bütün kitapları kaybolsa da yalnız İhyâ kalsa kifayet ederdi" denilmiştir.
Sayfa 21·Kitabı okudu
II.Kılınç Arslan (1158-1192)
Mes'ud'un yerine, daha hayatında veliahd tâyin ettiği İzzeddin Kılınç Arslan, Konya tahtına oturdu. Mes'ud ile başlayan siyasi, medeni ve askeri hamleler goun zamanında ileri bir adım attı. Sultan Sancar'ın ölümüyle (1157 M.), Türk Hakanlığı taci II. Kılınç Arslan'a geçti ve Anadolu Selçuklu tarihinde yeni bir devir başladı. Fakat saltanatının ilk devirlerinde küçük kardeşi Şehenşâh'ın Danişmend emiri Yağıbasan ile birleşip saltanat mücadelesine kalkması; Bizans Imparatoru Manuel Komnenos'un Nureddin Zengi ile anlaşma yapması (1159), Kulikya Ermeni prensi Thosos II.'nin fırsattan faydalanarak Selçuklu topraklarına saldırması gibi tehlikeli ittifaklar ve korkulu vak'alarla karşılaşması, kuvvetli azmini asla söndürmedi. Bütün bu tahriklerin merkezinin İstanbul'dan geldiğini bilen Sultan, orayı ziyaret edip İmparator'la anlaştı. Orada parlak bir merasimle karşılanan Sultan, böylece düşmanlarından en mühimini bertaraf edip, içerdeki zenlemelerini bitirdikten sonra, Yağıbasan'ı ve kardeşini 1163'te tesirsiz hale getirip, onun ölümünden sonra da, Dânişmend beyliğini yavaş yavaş ortadan kaldırdı. Atabeğ Nureddin'i; işgâl ettiği yerlerden çekilmeye zorladı ve Mengücekoğulları'nı da tabiiyeti altına alıp; Sakarya'dan Fırat boylarına kadar Anadolu'yu birleştirdi. Sultanın bu kadar kuvvetlenmesini kendisi için çok tehlikeli gören Manuel büyük bir ordu hazırlıyordu. 1176'da Konya üzerine yürüdü ise de, Eğridir kuzeyindeki dar bir geçitte[=Miryakefalon'da] Bizans ordusuna karşı tam bir ha muharebesi kazanıp Anadolu'nun kaderi Türkler lehine karara bağlandı. Bu muharebe Türk tarihinin Malazgird'den sonra diğer bir büyük dönüm noktası olup, bundan sonra Bizans Anadolu'dan yavaş yavaş çekilmiş; Türkler de 1177 e 1182'de Kütahya ve Eskişehir havalisini kat'î olarak fethetmişler ve
Sayfa 445 - Anadolu Selçukluları Tarihçesi·Kitabı okudu
İSTANBUL...
"Biliyoruz ki Fatih Sultan Mehmed 1453 yılında İstanbul'u fethettiğinde şu hayalde, şu düşüncede, şu hedefteydi: İstanbul'u kurmak istediği cihân-şümûl imparatorluğun hem idari merkezi hem de bir kültür başkenti hâline getirmek."
Sayfa 9·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam