Mes'ud'un yerine, daha hayatında veliahd tâyin ettiği İzzeddin Kılınç Arslan, Konya tahtına oturdu. Mes'ud ile başlayan siyasi, medeni ve askeri hamleler goun zamanında ileri bir adım attı. Sultan Sancar'ın ölümüyle (1157 M.), Türk Hakanlığı taci II. Kılınç Arslan'a geçti ve Anadolu Selçuklu tarihinde yeni bir devir başladı. Fakat saltanatının ilk devirlerinde küçük kardeşi Şehenşâh'ın Danişmend emiri Yağıbasan ile birleşip saltanat mücadelesine kalkması; Bizans Imparatoru Manuel Komnenos'un Nureddin Zengi ile anlaşma yapması (1159), Kulikya Ermeni prensi Thosos II.'nin fırsattan faydalanarak Selçuklu topraklarına saldırması gibi tehlikeli ittifaklar ve korkulu vak'alarla karşılaşması, kuvvetli azmini asla söndürmedi. Bütün bu tahriklerin merkezinin İstanbul'dan geldiğini bilen Sultan, orayı ziyaret edip İmparator'la anlaştı. Orada parlak bir merasimle karşılanan Sultan, böylece düşmanlarından en mühimini bertaraf edip, içerdeki zenlemelerini bitirdikten sonra, Yağıbasan'ı ve kardeşini 1163'te tesirsiz hale getirip, onun ölümünden sonra da, Dânişmend beyliğini yavaş yavaş ortadan kaldırdı. Atabeğ Nureddin'i; işgâl ettiği yerlerden çekilmeye zorladı ve Mengücekoğulları'nı da tabiiyeti altına alıp; Sakarya'dan Fırat boylarına kadar Anadolu'yu birleştirdi.
Sultanın bu kadar kuvvetlenmesini kendisi için çok tehlikeli gören Manuel büyük bir ordu hazırlıyordu. 1176'da Konya üzerine yürüdü ise de, Eğridir kuzeyindeki dar bir geçitte[=Miryakefalon'da] Bizans ordusuna karşı tam bir ha muharebesi kazanıp Anadolu'nun kaderi Türkler lehine karara bağlandı. Bu muharebe Türk tarihinin Malazgird'den sonra diğer bir büyük dönüm noktası olup, bundan sonra Bizans Anadolu'dan yavaş yavaş çekilmiş; Türkler de 1177 e 1182'de Kütahya ve Eskişehir havalisini kat'î olarak fethetmişler ve