Laiklik dini devre dışı bırakmak anlamına gelmez; din adına baskı yapmak zor kullanmak isteyenleri devre dışı bırakmak an­lamına gelir. Bu nedenle de, özgürlük ve demokrasinin ön koşulu olarak ortaya çıkar. Demokrasinin, ancak birbirlerini dengeleyen güçlerin varlığı oranında gerçekleşebileceğini biliyoruz. Din ve devlet işlerinin tek elde toplanması, başka bir deyişle, din gücü ile siyasal iktidarın birleşmesi, demokrasiyi zorlaştıran bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Batı'da zaman içinde devletten ayrı­lan kilisenin, ayn bir güç olarak siyasal iktidarı sınırlandırmaya yönelmesi, özgürlükçü bir siyasal sistemin oluşumunu kolaylaş­tırmıştır. Oysa laikliği kabul etmeyen İslam ülkelerinde, demok­rasiye bir türlü yaklaşılamamaktadır. Aslında İslam dininin katı ve değişmez bir yapı oluşturduğu söylenemez. Hazreti Muham­med'in kendisi, Kuran'daki hükümlerin, zamana ve yere göre değişebileceğini belirtmişti. Önce gelen bir ayetteki hükümlerin sonraki bir ayetle değiştirildiği ve hatta tamamen ortadan kal­dırıldığı durumlara rastlanabiliyordu. Örneğin başlangıçta sade­ce içkili iken namaz kılınmayacağı hükmü getirilmişken, daha sonraki bir ayet içkiyi tümden yasaklıyordu. Bu konuda olduğu gibi kadınların, başlarının "cilbab" denilen bir tür yaşmak örtme­leriyle ilgili hüküm de, bir anlamda Hz. Ömer'in Hz. Peygam­ber'e önerilerinin sonucuydu: "Tanrı'ya yalvar da, bu konuda bir hüküm gelsin."
Kur'ân-ı Kerîm'de, kadınların ev dışına çıkarken üzerlerine örtü (cilbab) almaları, erkek ve kadınların, gözlerini haramdan sakındırmaları, iffetlerini korumaları emredilmiştir. Yine kadınların ziynet yerlerini göstermekten sakınmaları, başörtülerini yakalarının üzerine salarak bağlamaları istenmiştir. (Bkz. el-Ahzab, 59; en-Nûr, 30-31, 60)
Sayfa 201 - Erkam Yayınları, Genç Kitaplığı, İstanbul 2010·Kitabı okudu
Din İslam
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ömer dedi ki; Cilbab (çarşaf) müminlerin hür kadınlarına mahsustur.
Tahrim Suresi
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكَۚ تَبْتَغ۪ي مَرْضَاتَ اَزْوَاجِكَۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ Ey Nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek Allah’ın sana helal kıldığını niçin kendine haram kılıyorsun? Allah (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir. Tahrîm 1 قَدْ فَرَضَ اللّٰهُ لَـكُمْ تَحِلَّةَ اَيْمَانِكُمْۚ وَاللّٰهُ مَوْلٰيكُمْۚ وَهُوَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ Muhakkak ki Allah, yeminlerinizi çözme yolunu size açıklamıştır. Allah sizin Mevlanızdır. O, (her şeyi bilen) El-Alîm, (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm’dir. 2 وَاِذْ اَسَرَّ النَّبِيُّ اِلٰى بَعْضِ اَزْوَاجِه۪ حَد۪يثاًۚ فَلَمَّا نَبَّاَتْ بِه۪ وَاَظْهَرَهُ اللّٰهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُ وَاَعْرَضَ عَنْ بَعْضٍۚ فَلَمَّا نَبَّاَهَا بِه۪ قَالَتْ مَنْ اَنْبَاَكَ هٰذَاۜ قَالَ نَبَّاَنِيَ الْعَل۪يمُ الْخَب۪يرُ Hani Nebi, eşlerinden bazısına bir sır vermiş, o da bu (sırrı diğer eşlere) haber vermişti. Allah (bu durumu Nebi’ye) açık edince (Peygamber, sırrını ifşa eden hanımına) bir kısmını söylemiş, bir kısmını da (söylemeyip) yüz çevirmişti. (Hanımına durumu) haber verince: “Sana bunu kim haber verdi?” dedi. (Resûl) dedi ki: “(Her şeyi bilen) El-Alîm ve (her şeyden haberdar) El-Habîr (olan Allah) bana haber verdi.” 3 يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا تُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحاًۜ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللّٰهُ النَّبِيَّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُۚ نُورُهُمْ يَسْعٰى بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّـنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَاۚ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ Ey iman edenler! Allah’a nasuh bir tevbeyle (günaha dönmeme azmiyle)
Unutmayalım ki tesettür; cilbab onların mirasıdır. Uğruna canlarını gözlerini bile kırpmadan verdikleri mukaddes bir mirastır. Bugün para kazanmak için dünyevi menfaatler uğruna hiç kimsenin böyle bir mirası çarçur etme hakkı yoktur. Bunun uhrevi faturası çok ağır olur ve insanın dünyası da ahireti de perişan olur. Hafezanallah...
Sayfa 78 - Dirayet Kitap
Din
Nerede bulunur böyle bir nişan?
"Ey Nebî! Eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle ki; cilbâblarından bir kısmını üzerlerine sarkıtsınlar. İşte sana! Bu onların tanınmalarına ve eziyet olunmamalarına daha yakındır. Allah dâima Ğafûr ve Rahîm olmuştur." Ahzab sr. - 59