SEKİZ BUÇUK METREKARE
Sekiz Buçuk Metrekare kitabının yorumuyla sizlerleyim. 25 yıl önce yaşanmış bir cinayet olayı tüm kartların yeniden dağıtılmasına neden oluyor. İşlenen konu biraz sinir bozucu gelebilir. Okurken bazı kısımlarda çok rahatsız olduğum olaylar yaşandı. Kitabın bazı yerlerini pek sevemedim. Genel itibarıyla çok güzeldi ve katil hiç ummadığım bir isim çıktı. Ters köşe olmaya hazır olun.
Sekiz Buçuk Metrekare kitabından bahsedecek olursam; İstanbul Kuştepe‘de başlatılan bir yıkım çalışmasında inşaat ustasının dikkati sayesinde bir insan kafatasına rastlanıyor. Olay yerine gelen inşaat sahasının sahibi Halit Tunç, bulunan cesedi ait kafatasını örtbas atmayı düşündü. Ancak kepçe operatörünün açmış canlı yayın ve polise ihbar etmesi inşaatın durmasına vesile oldu.
Kuştepe’ye gelen Cinayet Büro Amirliği’nden Başkomiser Feraye ve yardımcısı Komiser Cavit, inşaat yetkilisi ve Tunç holding’in sahibi Halil Tunç ile görüşme yaptı. Ardından Başkomiser Feraye, adli tıptan Aynur Aynur’dan gerekli ön bilgileri aldı. Cesedin 20-25 yıl önce toprağa gömülüp üzerine beton atıldığı tahmin ediliyor.
Ceset, dini tahammüllere uygun olarak kefenlenmiş ve kıbleye doğru yatırılarak defnedilmiş olarak bulunduğu söyleniyor. Başkomiser Feraye, büyük bir titizlikle yürüttüğü bu cinayet soruşturmasında hiç ummadığı olaylarla karşılaşacak. 25 yıl önce öldürülen kişi kim? Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın dostlar
#neokudum #okudumbitti #kitapyorumu #bookstagram #keşfet #erdeminkitapligi #sekizbuçukmetrekare #özlemabutotluoğlu #herdemkitap #sayfa460