Theodore John Kaczynski
Bizce, modern insanın uzun ömür ve ileri yaşlara dek fiziki dinçliği ve cinsel çekiciliği koruma takıntıları, güç süreci konusundaki mahrumiyetten kaynaklanan bir tatminsizlik belirtisidir. "Orta yaş krizi" de böyle bir belirtidir. Aynı şekilde, modern toplumda oldukça yaygın olan ancak ilkel toplumlarda hiç duyulmamış olan çocuk sahibi olmaya karşı ilgisizlik de. 75. İlkel toplumlarda yaşam bir evreler zinciridir. Bir evrenin ihtiyaçları giderilip amaçlarına ulaşıldığında, diğer evreye geçmek için bir isteksizlik görülmez. Genç bir erkek, güç sürecinden spor olsun veya meşgale olsun diye değil, bir avcı olarak geçer; yemek için gerekli olan eti elde etmek için avlanır. (Genç kadınlarda bu süreç daha karmaşıktır, toplumsal güce daha büyük önem verilir; bunu burada tartışmayacağız.) Bu evre başarıyla tamamlandığında, genç adam bir aile kurmanın sorumluluklarını alma konusunda isteksizlik göstermez. (Modern insanların bazıları ise, tam tersine, bir tür "tatmin" aradıklarından çocuk sahibi olmayı açıkça ertelerler. Bizce, onların güç süreciyle ilgili yeterince deneyim —ikame etkinliklerin yapay amaçları yerine, gerçek amaçları olan bir deneyim— yaşamaya ihtiyacı var.) Yine, çocuklarını başarıyla yetiştirip onların fiziksel ihtiyaçlarını gidererek güç sürecinden geçen ilkel insan, görevini yerine getirdiğini hisseder ve yaşlılığı (eğer o kadar yaşarsa) ve ölümü karşılamaya hazırlanır. Modern insanların birçoğu ise, fiziksel kondisyonlarını, görünümlerini ve sağlıklarını korumak için harcadıkları çabadan da belli olduğu üzere, fiziksel bozulma ve ölüm olasılığından rahatsız oluyorlar. Biz, bunun, bu insanların fiziksel güçlerini hiçbir zaman pratik olarak kullanmadıkları ve güç sürecinden vücutlarını ciddi bir şekilde kullanarak geçmedikleri gerçeğinden kaynaklanan
Alıntı
Nedir yani, aşk sadece biyolojik bir süreç midir?
Âşığın tutkusu, aslında meydana getirilecek olan (bireyin) ve onun özelliklerinin çevresinde dönüp dolaştığından ve tutkunun çekirdeği burada yattığından, iki genç ve iyi yetişmiş farklı cinsten insan arasında, inançlarının, düşüncelerinin, karakterlerinin ve ruhsal, zihinsel eğilimlerinin örtüşmesi durumunda, işin içine cinsel sevgi etkisi karışmaksızın da dostluk kurulmuş olabilir; hatta cinsel sevgi bakımından bunların aralarında belli bir isteksizlik, soğukluk, tiksinti bile bulunabilir. Bunun nedeni, onların meydana getireceği bir çocuğun bedensel ya da zihinsel düzlemde uyumsuz, ahenksiz özelliklere sahip olabilecek, kısacası, onun varoluşunun ve yapısal özelliklerinin, türün içinde kendi gösterdiği haliyle yaşama iradesinin amaçlarına uygun düşmeyecek oluşudur.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Zıt kutuplar mı birbirini çeker?
Birbirinin benzeri iki kişi olmadığından belli mizaçta bir kadın, belli mizaçta bir erkekle muhteşem şekilde uyumlu olmalıdır. Elbette doğacak olan çocuk gözetilerek. Gerçek tutkulu aşk, birbirleri için tamamıyla uygun iki kişinin karşılaşması kadar nadirdir. Bu arada hepimizde gerçek tutkulu aşk olasılığı mevcut olduğundan şairlerin eserlerinde neden bunu ele aldığını da anlıyoruz. Tutkulu aşkın özü, doğacak çocuğun beklentisine ve mizacına yöneldiğinden, iki kişi arasında mizaç ve entelektüel yeterlilik açısından mükemmel bir uyum olduğunda, bu farklı cinslerden genç, hoş görünümlü iki kişi arasında cinsel aşk olmadan arkadaşlığın olması da hayli muhtemeldir. Hatta cinsel ilişki konusunda birbirine karşı belli bir isteksizlik de söz konusu olabilir. Bunun nedeni ,onların sahip olacağı çocuğun fiziksel ya da zihinsel olarak uyumsuz niteliklere sahip olacak olmasıdır. Kısacası çocuğun varlığı ve doğası türde kendisini gösteren yaşama arzusunun amaçlarıyla uyumlu olmayacaktır. Diğer taraftan mizaç, kişilik ve zihinsel yeterlik açısından hiç de uyumun olmadığı ve isteksizliğin, hatta birbirine karşı nefretin var olduğu aksi bir durumdaysa cinsel aşkın ortaya çıkması mümkündür. Bu tür bir aşk kişileri kör edip evliliğe götürürse, o mutsuz bir evlilik olur.
Felsefe
Cinsel ilişkiye girme konusunda zaman zaman beliren isteksizlik hali ya bedensel nedenlerden ötürüdür ya da salt evlenmemeyi seçmiş din görevlilerine özgü olmayan bilinçli bir yaşam tutumunun neticesidir.
Manik depresif hastalığa, bipolar bozukluk veya iki uçlu mizaç bozukluğu da denir. Zaten 'bipolar' kelimesi de 'iki uçlu' anlamına gelir. Adından da anlaşılacağı üzere bu hastalığın iki uç kadar birbirine zıt olan iki ayrı dönemi vardır: 1. Mani dönemi (veya manik dönem) 2. Depresyon dönemi (veya depresif dönem) Kişi, bu iki dönem arasında sağlıklıdır. Manik depresif hastalığın depresif döneminde kişide hayattan eskisi kadar zevk almama, isteksizlik, uyku ve iştah bozuklukları, yorgunluk, unutkanlık ve konsantre olamama gibi 'çökkünlük' belirtileri görülür. Mani döneminde ise hastada aşırı coşku, her şeyden çok fazla zevk alma, uyku oldukça azaldığı halde enerjide büyük bir artış, çok konuşma, cinsel arzuda yükselme gibi ilk durumun tersi olan belirtiler gözlemlenir.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Düşünsel açıdan kendisinden üstün, varlıklı kocası ve iki çocuğuyla mutlu, rahat, hoş, sakin bir hayatı vardı. Fakat bazen bunaltıcı sıcak ya da fırtına kadar durgun hava da cinsel arzuları tetikleyebilir, durağan bir Mutluluk da felaketten daha kışkırtıcı olabilir ve bir çok kadın için isteksizlik umutsuzluğun neden olduğu sürekli bir doyumsuzluk kadar acı olabilir. Başka bir deyişle tokluk da en az açlık kadar baştan çıkarıcıdır. Tehlikesiz, güvenli hayatı Irene’de maceraya karşı bir merak, bir ilgi uyandırmıştı. Hayatında karşı koyacağı ya da zorlanacağı bir şey yoktu, her şey adeta kusursuzdu, her yerde ihtiram, şefkat, sımsıcak sevgi ve dostlukla sarıp sarmalanmıştı. 
Sayfa 12·Kitabı okudu
Reklam
Reklam