Hatciş, bir alıntı ekledi.
25 Mar 16:54 · İnceledi · Puan vermedi

Günümüzde eşitlik, 'bir olmak' tan çok 'aynı olmak' anlamına gelmektedir.
...
Eşitliğin pahası şu olmuştur: Kadınlar erkeklerle eşittir, çünkü onlardan farklı değillerdir. Aydınlanma'nın getirdiği felsefedeki "lame n'a pas de sexe" (ruhun cinselliği yoktur) önermesi her yerde geçerli olmaya başlamıştır.
Cinsler arasındaki kutuplaşma yok olmakta, bu kutuplaşmaya dayanan cinsel sevgi de ortadan kalkmaktadır. Ayrı cinsten eşit kişiler olmaları gerekirken, erkeklerle kadınlar birbirinin aynı olup çıkmaktadır.

Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 23)Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 23)
Ferhat Tan, bir alıntı ekledi.
 11 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Eşitlik
Farklılıkların giderilmesi doğrultusunda giderek
artan eğilim, ileri sanayi ülkelerinde, gelişmekte olan eşitlik kavram ve deneyimiyle yakından ilgilidir. Dinsel açıdan eşitlik, tanrının evlâtları olduğumuz, aynı ilâhı insan özünü taşıdığımız, hepimizin bir olduğu anlamına gelmektedir, Bu aynı zamanda insanlar arasındaki büyük farklılıkların saygıyla karşılanması gerektiği, çünkü her birimizin başlı başına bîr evren, tek ba­şına bir varlık olduğu anlamını da taşır. Talmud’daki şu cümle, bireyin, benzersiz olduğu kanısına örnektir. "Kim bir yaşam kurtarırsa, tüm dünyayı kurtarmış olur, kim bir yaşamı yok ederse, dünyayı yok etmiş olur." Bireyciliğin gelişmesinde gerekli bir koşul olan eşitlik hiç kimsenin bir başkasının amacına araç oldan biriydi. Kant'da net bir şekilde belirtildiği gibi
eşitlik hiç kimsenin bir başkasının amacına araç olmaması anlamını taşır. Bu tüm insanların birbirleri için araç değil amaç, sadece amaç oldukları zaman, herkesin eşit olacağı anlamına gelir. Aydınlanmacıların düşüncelerini izleyen, çeşitli okullardan, sosyalist düşünürler eşitliği, sömürünün kaldırılması, ister «insanca», ister zalimce olsun, insanın insanı kullanmaması olarak tanımlıyorlardı.
Kapitalist toplumda eşitliğin anlamı değiştirilmiş­tir. Eşitlikle kastedilen, bireyselliğini yitirmiş insanların, otomatların eşitliğidir. Bu gün eşitlik 'birlik"den çok "ayrılık" anlamına gelmektedir. Bu soyutlamaların aynılığı, aynı işte çalışan, aynı biçimde eğlenip aynı gazeteyi okuyan, düşünceleri, duyguları ayın olan insanların aynılığıdır. Buna göre, kadın eşitliğinde olduğu gibi, genellikle ilerlememizin işareti olarak övü­len, bazı başarılara kuşkuyla bakmak gerekiyor. Kadın eşitliğine karşı söz etmediğimi belirtmem gereksiz. Fakat bu eğilimin, eşitlik yolunda olumlu yanları kişiyi yanıltmamalı. Bu farklılıkları ortadan kaldırmaya yönelen eğilimin bir parçasıdır. Eşitliğin değeri şu noktaya kadar düşünülmüştür: Kadınlar eşittir, çünkü onlar artık erkeklerden farklı değillerdir. Aydınlanma felsefesinin önermesi olan "I'ama n'a pas de sexe" (ruhun cinselliği yoktur) genel bir alışkanlık haline gelmiştir. Yitmekte olan cinsel kutuplaşmayla birlikte bu kutuplaşma temeline oturan cinsel aşk da yitiyor. Karşıt kutupların eşitliği yerine erkek kadın aynılaşıyor. Çağdaş toplum, bireysel olmayan eşitlik fikrini öğütleyip yaymakta. Çünkü sürtüşüp pürüz çıkarmadan kalabalık topluluk içinde çalışabilecek, birbirinin eşi, çekirdek insanlara gereksinim duyuyor toplum. Bu insanların hepsi, verilen emirlere uymaktadırlar, ama yine hepsi kendi isteklerini yaptıklarına inandırılmış­lardır. Nasıl ki çağdaş yoğun üretimde malların standartlaştırılması bîr gereklilikse, sosyal süreçte de insanların standartlaştırılması öyle bir gerekliliktir. Ve bu işe "eşitlik" denmektedir.

Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 24 - SAY)Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 24 - SAY)
Bakhtiyar Aliyev, bir alıntı ekledi.
27 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kapitalizm ve Sevgi
Kapitalist toplumda eşitliğin anlamı değiştirilmiştir. Eşitlikle kastedilen, bireyselliğini yitirmiş insanların, otomatların eştliğidir. Bu gün eşitlik birlikden çok ayrılık anlamma gelmekledir. Bu soyutlamaların aynılığı, aynı işte çalışan, aynı biçimde eğlenip aynı gazeteyi okuyan, düşünceleri, duyguları ayın olan insanların aynılığıdır. Eşitliğin değeri şu noktaya kadar düşünülmüştür: Kadınlar eşittir, çünkü onlar artık erkeklerden farklı değillerdir. Yitmekte olan cinsel kutuplaşmayla birlikte bu kutuplaşma temeline oturan cinsel aşk da yitiyor.

Sevme Sanatı, Erich Fromm (Payel Yayınevi)Sevme Sanatı, Erich Fromm (Payel Yayınevi)
O.Ö, bir alıntı ekledi.
24 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kapitalist toplumda eşitliğin anlamı değiştirilmiş­
tir, Eşitlikle kastedilen, bireyselliğini yitirmiş insanların,
otomatların eşitliğidir. Bu gün eşitlik birlikten
Çok ayrılık anlamına gelmektedir. Bu soyutlamaların
aynılığı, aynı işte çalışan, aynı biçimde eğlenip aynı
gazeteyi okuyan, düşünceleri, duyguları ayın olan
insanların aynılığıdır. Buna göre, kadın eşitliğinde olduğu
gibi, genellikle ilerlememizin işareti olarak Övü­len,
bazı başarılara kuşkuyla bakmak gerekiyor. Kadın
eşitliğine karşı söz etmediğimi belirtmem gereksiz,
Fakat bu eğilimin, eşitlik yolunda olumlu yanlan
kişiyi yanıltmamalı. Bu farklılıkları ortadan kaldırmaya
yönelen eğilimin bir parçasıdır. Eşitliğin değeri şu
noktaya kadar düşünülmüştür: Kadınlar eşittir, çünkü
onlar artık erkeklerden farklı değillerdir. Aydınlanma
felsefesinin önermesi olan "ruhun cinselliği yoktur" genel bir alışkanlık haline
gelmiştir. Yitmekte olan cinsel kutuplaşmayla birlikte
bu kutuplaşma temeline oturan cinsel aşk da yitiyor
Karşıt kutupların eşitliği yerine erkek kadın aynılaşıyor. Çağdaş toplum, bireysel olmayan eşitlik fikrini
öğütleyip yaymakta. Çünkü sürtüşüp pürüz çıkarmadan
kalabalık topluluk iç inde çalışabilecek, birbirinin esi, çekirdek insanlara gereksinim duyuyor toplum. Bu
insanların hepsi, verilen emirlere uymaktadırlar, ama
yine hepsi kendi isteklerini yaptıklarına inandırılmış­
lar dır, Nasıl ki çağdaş yoğun üretimde malların standartlaştırılması
bîr gereklilikse» sosyal süreçte de insanların
standartlaştırılması öyle bir gerekliliktir. Ve
bu işe «eşitlik» denmektedir»

Sevme Sanatı, Erich FrommSevme Sanatı, Erich Fromm
Ahmet, bir alıntı ekledi.
 15 May 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

cinsel kutuplaşma
Cinsel kutuplaşma, insanı özgün bir yola,
karşı cinsle birleşmeyi aramaya iter, Erkek ve dişi kutuplaşması her erkeğin ve her kadının içinde vardır.
Fizyolojik olarak kadın ve erkek, her ikisi de kargı
cinsin hormonlarına sahiptirler, Ruhbilimsel olarak
da kadın ve erkek iki cinsiyetlidir, İçlerinde alma ve
nüfuz etme, nesne ve ruh unsurları taşırlar. Erkek
ya da kadın kendi içinde birliğe, ancak içindeki erkek
ve dişi kutuplan birleştirerek ulaşabilir. Kutuplaşma
tüm yaratıcılığın kaynağıdır.
Erkek * kadın kutuplaşması, aynı zamanda insanlar
arası yaratıcılığın da kaynağıdır» Bu biyolojide, tohumla
yumurtanın birleşmesinin çocuğun doğumunun
temelini oluşturmasında açıkça görülür. Durum, salt
ruhsal alanda da değişik değildir, kadınla erkek arasındaki
sevgiyle her ikisi de yeniden doğar. Eş cinse!
sapkınlıkta bu kutuplar birliğine ulaşılamaz. Bu nedende
cinsel kişi bîr türlü gideremediği ayrı olma
acısıyla kıvranır. Sevemîven ortalama bîr karşı cinsel
de aynı acıdan pay almaktadır.Erkek ve dişi unsurların, benzer kutuplaşması doğada
da vardır. Bu, sadece, havyan ve bitkilerde,
açıkça görüldüğü gibi değil, iki temel işlemin, alma ve
nüfuz etmenin kutuplaşmasında da belirir. Bu, toprakla
yağmurun, nehirle okyanusun, geceyle gündüzün,
karanlıkla aydınlığın, ruhla maddenin kutuplaşmasıdır,
Bu düşünceyi büyük Islâm şairi Rumi çok güzel
dile getirmiştir,
Gerçekte, asla sevgiiisînce aranmadan ortaya
çıkmaz sevgili.
Sevginin yıldırım düştü mü bir yüreğe, bil ki sevgi
oluverîr o yürekte,
Yüreğinde büyümeye başladı mı tanrı sevgisi, hiç
kuşku yok ki sevmeye başlamıştır tanrı seni..
Öbür el olmadan ses çıkmaz tek elden.
Tanrısal bilgelik kaderdir ve tanrının hükmü
birbirimizin sevgilisi kılmıştır bizi.
Alnımıza yazılan yazı uyarınca her parçası evrenin
eşleşiyor diğer parçasıyla.
Akıllara göre gök erkektir, yer kadın: yer besler,
büyütür göğün attıklarım.
Yer sıcaklığım yitirince, gök ısıtır onu, tazeliğini
ve nemini yitirince, gök yemler onu.
Gök, karısına yiyecek aramaya çıkan bir koca gibi
dolanır durur„
Ve yer ev kadınlığıyla uğraşır: çocuklara göz -
kulak olur ve onları beslemeyi üstlenir.
Göğe ve yere akıllı varlıklarmış gibi bakın, zira
onlar akıllı varlıkların yaptıklarını yapıyorlar.
Bu iki şey birbirlerinden zevk almıyorlarsa eğer
ne diye sevgililer gibi sarmaş dolaş duruyorlar?
Nasıl açar yer olmadan çiçekler, bahar dalları?
Göğün suyu ısısı ne üretecekti o zaman?
Nasıl Tanrı erkeğin ve kadının içine, birlikleriyle
dünyayı yok olmaktan koruyacak isteği vermişse,
her varlık parçasına da, diğer parçaya karşı istek
aşıladı.
Gündüz ve gece düşman görülürler dıştan, oysa
aynı amaca hizmet ederler.
Her biri ortak işlerini ta,marnlamak için
birbirlerini sevmektedirler„
Gece olmazsa, insanoğlunun bedeni hiç bîr kazanç
elde etmez, gündüz harcayacak hiç bir şeyi olmaz
etinde

...
İki cins arasındaki cinsel çekicilikde, gerginlikten
kurtulma gereksiniminin payı çok azdır, Çekicilikte temel
rolü diğer cinsel kutupla birleşme (bir - olma) gereksinimi
oynar. Cinsel arzu, gerçekte asla tek başına
cinsel çekicilikle ifade edilmez. Cinsel işlemde olduğu
kadar karakterde de erkeklik ve dişilik unsurları bulunur,
Erkek karakter, etkisi altına alma, önderlik,
hareketlilik (faal olma), disiplin ve maceracı, niteliklere
sahip olmak diye tanımlanabilir. Dişi karakter
ise, üretici bir şeklîde alma, koruma, gerçekçilik, tahammül
ve analık nitelikleriyle belirir, (Her iki karakter
özelliklerinin tek tek her kişide karışık bir biçimde
bulunduğunu, fakat kişinin «erkek» ya da «diri
i» olusuna göre» kendi cinsiyetine denk düşenin ağır
bastığını akıldan çıkartmamalıyız.) Duygusal olarak
çocuk kaldığı için, erkek karakteri gelişemeyip güdükleşen
bir kişi, bu eksikliğini cinsel edimde ki erkeklik
rolüne özel bir önem vererek artırmaya çalışır. Sonuçta
karakter yapısı olarak kendi erkeklik gücünden
emin olmak için bu gücünü cinsel eyleminde kanıtlamak
isteyen Don Juan tipi çıkar ortaya. Erkekliğin
islemezliği daha aşın bir hal alırsa sadizm (zora başvurma)
erkekliğin yerini —-sapıkça— alan ana eğilim
olur. Eğer dişi cinsellik zayıflar ya da saparsa, mezoşizm
ya da tahakküm kurmaya dönüşür,

Sevme Sanatı, Erich FrommSevme Sanatı, Erich Fromm