Abdurrahman ciriz

Abdurrahman ciriz
@ciriz
Bir çift yürek
Düşünce

dostoveviski

@dostoveviski
·
Her şeyin bir amacı vardır. Hiç bir şey rastlantısal, anlamsız ya da yanlış değildir.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yabancı
Düşünce

Korlan

@korlan
·
Albert Camus’un bir insanı yargılamanın sonuçlarını vurguladığı roman. Yazar, toplumdaki objektif olmayan yargılara dikkati çekmek istemiş bu romanıyla. Kimi zaman ilk görüşte, kimi zamansa bize göre “yeterli” süre geçtikten ısınamadığımızı belirtiriz bir insan için. Peki nedir kriterler? Bazen suskun, bazense vurdumduymaz oluşu, bazen çok konuşması, bazen duygularını belli etmemesidir insanları ondan uzaklaştırmaya sebep gösterilen. “Duygu”nun tanımı nedir peki? Herkesçe aynı oranda ve aynı şekillerde hissedilen, hissedildiği aynı tepkilerle gösterilen midir duygular? Farklı görüşler, farklı düşünceler, farklı hisler, farklı davranışlar, farklı alışkanlıklar....Önemli olan bu kadar farklılığın arasından asıl olanı kavrayıp, meselenin özünü konuşabilmektir. Taraf tutmadan, yargılamadan, kestirip atmadan düşünebilmektir. “Ben olsam” la başlayan birçok cümle kurarız her gün. Gerçekten kendimizi bir başkasının yerine koymak bu kadar mı kolay? Düşünelim. “Ben olsam” diye başladığımız hayat bize ne kadar yakın? O hayatı tüm ayrıntılarıyla tanıyor muyuz? O yaşamın geçmişini de aydınlık ya da karanlık yönleriyle biliyor muyuz? Bizim “küçük” olarak tanımladığımız bir olayın, ondaki tesirinin farkında mıyız? Düşündüren, sorgulatan kısa ama derin bu romanı tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
Yabancı
Alıntı

✰ Yıldız ✰

@yildiztozuuu
·
İnsan bilmediği konularda hep abartılı fikirlere sahip olur.
Sayfa 101
1000Kitap
Satranç
Düşünce

Şevval Aydın

@sevvalaydnn
·
"Dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz."
Sayfa 37·Kitabı okudu
Edebiyat
Babaya mektup
Düşünce

Beyza Yesilot

@yesilotbeyza
·
Hermann Kafka. Bu mektubun sahibi. “Babaya mektup” bizim okumamız için yazılan bir kitap değildir. Kafka bu mektubu babası Hermann Kafka’ya yazmıştır. Ne var ki yazara olan ilgim, benim de diğer kafka okurlar gibi onun mahremiyetine girmeme sebep oldu. Bu aslında nezaketsiz bir harekettir. Kaldı ki o, mektup niteliğinde olmayan kitaplarının dahi yakılmasını istemişti. Ama madem ki böyle bir işe kalkıştık, bu mektup artık muhatabına değil, okuruna, “Franz Kafka’yı anlama” sorumluluğu yüklemektedir. Mektuptaki en belirgin durum, Kafka’nın hayata olan güvensizliğinin çocuk yaşlarda, babasının evinde başlamış olmasıdır. “Baba evi” kavramını özellikle kullandım çünkü benim gördüğüm şey Kafka’nın “aitlik hissini” kaybetmesiydi. O ev babasının eviydi, ulaşamadığı Şato ise kendi evi. Dönüşüm öyküsündeki böcek gibi hissetme duygusunu bu mektupta ziyadesiyle hissedeceksiniz. Franz Kafka nın çok hassas ve kırılgan olduğunu göreceksiniz. Pragda yaşıyordu, sivri ve yüksek binalar vardı, uzun boylu ve geniş omuzlu babası vardı, bir de sıska ve çelimsiz Franz Kafka vardı. Hayır, mağdur edebiyatı yapmıyordu. Bütün eserlerinde umutsuzluğun yanında umut da yerini alıyordu. İnançsızlığın yanında inanç da yerini alıyordu. Ancak istenmeyen durumlardan kaçılamıyordu. Kötülük döngüseldi. Dünya hassas kalpler için cehennem değildi, dünya saçmaydı. Franz Kafka nın dünyası bana hep Albert Camus un “saçma”sını anımsatır. Otoriter saçmalık, bürokratik saçmalık, döngüsel saçmalık... Tekrar mektuba dönecek olursak, Franz Kafka bir mektup yazdı. Sevgili baba, diye başladı ve mektubu iletmesi için annesine verdi. Annesi ise kocasının asla böyle bir şeyi okumaması gerektiğini söyledi ve mektubu Kafka’ya geri verdi. Kafka da bir daha böyle bir şey denemeye cesaret edemedi.