Zamanın uzağı gören bilge gözleri başka kehanetler fısıldasa da, sen kulaklarını tıkayıp, artık buradayım diyordun kendine. Bundan böyle buradayım. Bir yuvaya inanmanın, kendini evinde hissetmenin tek yolu buydu. Diğer türlü hayatta kalamazdın, nasılsa bir gün yıkacağın bir şeyi inşa ettiğini bilerek devam edemezdin. Sonuçta her şeyin değil ama pek çok şeyin gerçekliği senin kendini neye inandırdığınla ilgiliydi
Her seferinde o kupkuru evleri daha ilk günden yaşayan bir yer haline getirmenin yollarını arıyorduk. Çünkü orayı bir an evvel senin kılman, seninle nefes alıp veren, sen kokan bir yer haline getirmen gerekiyordu. Sonsuz yuva arayışımızın kurallarından biriydi.
Neticede, bir süredir birilerinin habire buralardan gitme kararı aldığı, ki bazısınınki gitmekten ziyade kaçmaktı, bir arkadaş yolcu etme mekanizmasına dönüşmüştü hayatım.
Martin'in kendisinde uyandırdığı hissin aşk olduğunu da hayal etmemişti. Sadece çeşitli meziyetlere sahip olma ihtimali bulunan, sıra dışı bir karakter oluşuna ilgi duyduğunu düşünüyor, hatta bunun kendisihin iyiliksever yönünü ortaya çıkardığını hissediyordu.