Küçük baLık büyük balığı sever ,büyük baLik küçük balığı daha ço
Avrupa'da, Amerika'da in­sanlar feci yıkım araçları hazırlıyorlar. Dünya felaket bir dö­nemden geçiyor ve her ne kadar öyle olduklarım dile getir­meseler de bütün politikacıların, bütün liderlerin kafası ka­rışık, çünkü hep savaşıyorlar, her zaman bir tür bela var başlarında. Neticede şu anki dünya güzel bir yer değil, mutlu bir hayat sürülecek bir yer değil. Eğer çok genç olan siz­ler doğru düzgün eğitim almazsanız, hiç kuşkusuz aynı öl­çüde mutsuz, aynı ölçüde sefil, aynı ölçüde keşmekeş bir dünya yaratacaksınız. Dolayısıyla tamamen farklı bir dünya yaratmak için nasıl bir eğitim almanız gerektiğini saptama­mız çok önemlidir. Birlikte mutlu bir hayat süreceğimiz, ne zenginin ne de yoksulun yer aldığı, ne bütün o güce, konu­ma ve cazibeye sahip olan kodaman politikacıların, ne de hayatta hiçbir şeyi olmayan ve ölene kadar çalışmak zorun­da kalan mağdur ve yoksun kimselerin yer aldığı bir dünya kurmalıyız.
Duygu ve Düşünce
"Seni de rahatlatacaklar, Meryem co. İhtiyacın olduğunda onları çağırırsın; seni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmazlar. Tanrı'nın sözleri seni asla yarı yolda bırakmaz, kızım."
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hoştu akşamlar; akşamlarda insanları kendine çeken, dert· lerl, yorgunlukları, kasvetleri unutturan bir kuvvet, tatlı bir boş· luk vardı; akşamlar gecenin gözleri' gibiydi; her yeri görüyor, her yere uzanıyor, her yere dalıyorlardı. Şimdi her şey akşama teslim oluyordu. Yalnız. insanlar, akşama sırtlarını çeviriyorlardı. Onlar gündi.izün ve güneşin, sı· cağın ve soğuğun, karın ve ayazın, yağmun:ıı ve rüzgarın ço­ cuklarıydılar. Toprağı görmek istiyor, binlerce yıldan beri bu toprağı görerek, toprağa basarak, elleriyle toprağı tutarak ya· şıyorlardı. Toprak onları kırıp eziyor, onlara binbir türlü meşakkatler çektiriyor, onları öldürüyor, ama onlar gene de her şeyden çok, kendilerinden çok toprağı seviyorlardı. Onları bu topraktan ayı· racak hiçbir kuvvet yoktu. Bin yıllardan beri yaşayageldikleri bu toprakta yaşayacaktılar; yıpranmış, yorgun vücutlarını bu toprakların altına gömecek, ancak o zaman canlarını göğe, gö­ ğün süküt ve rahatına teslim edecektiler . . .
Hayırlı geceler
Bazı acı-bedenleri, örneğin sızlanıp duran bir ço­ cuk gibi, sevimsiz ama nispeten zararsızdır.
H.G. Wells in müthiş tespiti
"Bu insanların içinde yaşadıkları huzur ve güven orta­ mını görünce cinsiyetlerin bu yakın benzerliğinin beklene­ bilir olduğunu hissettim; çünkü erkeğin iktidarı ve kadının yumuşaklığı, aile kurumu ve mesleklerin ayrımı, bir fizik­ sel güç çağının saldırgan gereklilikleridir yalnızca. Nüfu­ sun dengeli ve bereketli olduğu yerde çok çocuk doğurmak devlete lütuftan çok bela olur; şiddetin pek nadir uğradığı ve evlatların güvende olduğu yerde verimli bir aile kurma gerekliliği daha azdır -aslında hiç yoktur- ve cinslerin, ço­ cuklarının ihtiyaÇlanna bağlı olarak ihtisas kazanmalarına gerek kalmaz."
Düşünüyor, baştan aşağı bir "hayıf" kesiliyordu sık sık. Boşa gecirmis gibi lise yillarini. Bir sey sanip ezberledigi bilgilerin teki işe yaramıyor işte. Ustyapı dediler mi "şehirlileri anlardı, gibi geçirmiş lise yıllarını, Bir şey sanıp ezberlediği bilgilerin "köylüler" altyapı. "Üstyapı köylüleri eziyor!" derdi örneğin. Ne kadar ters! Bunu bile doğru düzgün öğretememiş lise; hey koca lise! Her şeyin ekonomiye bağlı, ötekilerin hepsinin birer "yansı" olduğunu öğretememiş! İyi ki yükseköğrenim diye gel. di buraya. Bir "okumus cahil" olarak yitip giderdi yaşam deni. zinde! Bilmeyecekti üretim biçimlerini, üretim güçlerini, üre tim güçleri içinde insanların sınıflar halinde yer aldığını, her insanın bir sınıfa bağlı olduğunu, en devrimci, ilerici sınıfın işci sınıfı, yani proleterya olduğunu! Tarihsel gelişmenin son çö zümde "devrim"le gerçekleştiğini... Toplumların ilkel komünal üretim biçiminden, köleci, feodal, kapitalist, sosyalist üretim biçimlerine ulaştığını, şimdi gündem maddesinin sosyalizm olduğunu, bundan dolayı devrim denilince artık yazı devrimi, şapka devrimi, kılık devrimi, ölçü tartı devrimini anlamanın yanlış olduğunu... Dünyaya örnek ve önder bir kurtuluş savaşından sonra ne yaptı Atatürk? Birtakım üstyapı reformlan ile çağdaş uygarlık düzeyine çıkaracağını sandı feodal kalıntılar içindeki Türkiye'yi! İzmir İktisat Kongresi'nde temelli kapitalist bir yön tutturdu. Onun için elli yıl geçtiği halde toplum yerin-de saydı; çağdaş uygarlık düzeyine bir türlü çıkamadı. Çağdaş uygarlık düzeyi sosyalizmin ta kendisiydi! Bu gerçeği nasıl da sakladılar liselerde bile! En doğru işi, kurduğu cumhuriyeti gençliğe emanet etmesi Atatürk'ün.İşte şimdi gençlik, emekçileri bilinçlendirip işçi ve köylüleri örgütleyerek, Türkiye'yi sosyalizme erdirecekti. Cumhuriyet
Sayfa 254 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat