Hamnet
Puan vermedi·293 syf.·
2026 14. kitabı
Maggie O'Farrell'ın, Shakespeare’in adını bir kez bile geçirmeden eşinin dünyasını anlatan Hamnet, etkileyici bir roman. Kitap, hakkında orman cadısı efsaneleri dönen, insanların ellerine baktığında onlar hakkında bir şeyler gören/hisseden, bitkilerle karışımlar hazırlayıp insanları iyileştiren mistik bir karakter olan Agnes’in hikayesini anlatıyor. Aslında bir kadının yaşayabileceği birçok duyguyu; onun farklı oluşunu, insanlar tarafından sürekli dışlanmasını, aşkını, ailesini, çocuklarını, kayıplarını ve derin yalnızlığını Agnes’in hayatında görebiliyoruz. Roman, Agnes’in oğlu Hamnet’in kardeşiyle evde tekken kardeşinin hastalanması ve ona yardım etmeye çalışmasıyla vurucu bir başlangıç yapıyor. Biz de bir yandan Agnes’in geçmişini, bir yandan da Hamnet’in kardeşinin hastalanmasıyla başlayan bugünlerini anlatan, iki farklı zamanın iç içe geçtiği bir hikayeyi okuyoruz. Başlarda kitabın dilini pek sevemesem de karakterleri tanıyıp hikayenin içine girdikçe anlatım çok daha akıcı bir hale gelmeye başladı. Ancak kitabın ikinci yarısının ilk yarısına kıyasla biraz daha sönük kaldığını ve olayların bir anda hızlandığını düşünüyorum. Bir dönem hem kitabın hem de filminin sosyal medyada çok konuşulması üzerine, kitaptan sonra filmi de izlemek istedim. Fakat film, ne yazık ki zihnimde kurduğum dekorlardan çok farklıydı. Olaylar filmde aşırı hızlı işlenmişti; özellikle Agnes’in insanların eline bakınca gördüğü şeylerin sahneye dökülüşü bence çok sığ kalmıştı ve oluşturulan o hype sosyal medyanın abartısıydı. Kitabı okurken aslında kafamda çok daha sinematik bir film dönüyordu, adeta okurken bir film izliyor gibiydim. Yine de kitaptan bağımsız, büyük bir beklenti içine girmeden izlerseniz kendi içinde izlenebilir bir film ortaya çıkmış diyebilirim. Ama Agnes’in o mistik ve
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
10/10
·104 syf.·
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Cimri ‘yi okurken aklıma sürekli Karamazov Kardeşler’deki baba karakteri Fyodor Pavloviç geldi. İkisi de bana göre çocuklarını gerçekten seven bir baba gibi değil, daha çok kendi isteklerini ve çıkarlarını her şeyin önüne koyan insanlar. Harpagon için para ne kadar önemliyse, Fyodor Pavloviç için de kendi zevkleri ve bencilliği o kadar önemli. Bu yüzden çocuklarıyla sağlıklı bir bağ kuramıyorlar. Aralarındaki en büyük fark ise Molière ’in bunu komediyle anlatması, Fyodor Dostoyevski ’nin ise çok daha karanlık ve psikolojik bir şekilde işlemesi. Harpagon’un davranışlarına bazen gülebiliyorken, Fyodor Pavloviç insanı daha çok rahatsız ediyor. Yine de iki karakter de bana göre aynı şeyi temsil ediyor: Gücünü ve otoritesini yanlış kullanan, ailesini korumak yerine dağıtan bir baba figürü. Bu yüzden iki eseri okurken farklı dönemlerde yazılmış olsalar da insanın bencilliği ve aile üzerindeki yıkıcı etkisi konusunda ortak bir noktada buluştuklarını düşündüm.
Alıntı
CimriMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202228bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Anne baba olmak üzerine
Puan vermedi·213 syf.··
2026 10. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:50
FARKINDA MISINIZ 1; anne-babalara, öğretmenlere ve çocuk/ergen psikolojisiyle ilgilenen herkese hitap eden, rehber niteliğinde bir kişisel gelişim kitabıdır. Kitap, anne ve babaların çocuklarını büyütürken "doğru" bilerek yaptıkları ancak aslında çocukların iç dünyasında olumsuz izler bırakan yaygın hataları ele alıyor. Yazar hataları sadece tespit etmekle kalmıyor, pratik ve uygulanabilir çözüm yolları da sunuyor. Özellikle çocukların gelişim dönemleri, ergenlik krizleri ve bu süreçlerde ailelerin nasıl bir duruş sergilemesi gerektiği üzerinde durulmuş. ​Kısacası; çocukların davranışlarının altındaki nedenleri anlamak, daha huzurlu bir aile ortamı yaratmak ve ebeveynlik yolculuğunda farkındalık kazanmak isteyenler için rehber niteliğinde, pratik bir başucu kitabıdır.
Psikoloji
Farkında mısınız?Özkan Şenol · 3 GEM · 2012158 okunma
Puan vermedi·864 syf.··
2026 90. kitabı
ALBASTI GECESİ . Börü Kam ve hatunu Ulduz ile Kara Han ve hatunu Aykan üzerinden bir #albastı hikayesi bu. @hasanerimez kalemi ve Türk mitolojisinden izlerle sürükleyici bir okuma. Kutlar, Kamlar, bakır tırnaklı albastı ve gök yeleli ihtişamlı kurt... Albastının kara efsunuydu: Yeni doğurmuş kadınlara ve onların çocuklarına musallat olurdu; ciğerlerini söküp öldürürdü. Çünkü hiçbir er kişi Albastı'yı hatun edinmediğinden, O da kıskançlıktan köpürüp onların hatunlarını ve çocuklarını öldürerek hıncını alıyordu. Börü Kam için alarm zilleri çalmştı. Kök Dağ'da duasını ederken her yer kızıla çalmış, Börü Kam Ulduz'una Albastının geldiğini anlamıştı. Onları kurtarmak içinse artık çok geçti... Aykan Hatun ise kara bir düş görmüştü. Sırma saçlı bir kadınla kurt postu bir kam ona seslenmekteydi. Koştuğu ormanın içinde bir uçurumun ucunda onları gördü. Ardından da bakır tırnaklarını karnına geçiren onu! Gebelikten olduğunu söyledi ona eşi Karahan ve dostu İlbike, inanmadılar, anlamadılar. Taa ki İlbike'ye olanlar olunca vardı babası otacı Sagun'un yanına. İşte o zaman Sagun, kızının o olduğunu anlamıştı... Bozkırın ortasında doğmamış bir çocuğun peşine düşen Albastı ve kadınları onun gazabından kurtaracak bir kam. @hasanerimez kalemi okutuyor vallahi bir solukta. Öyle bir anlatım ki, karanlık efsaneler,korku ve mitolojik doğaüstü varlıklar sarıyor etrafımızı. #uğursuzrivayetlerserisi müthiş başladı. Ben devamına kaçıyorum, sizlere de #öneri mi bırakıyorum. Keyifle. . .
Uğursuz Rivayetler (10 Kitap Takım)Kolektif · Ötüken Neşriyat · 20264 okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 16:36
Çocuklardaki sevgi dilini keşfetmek, onları anlama yolculuğumda bana farklı bakış açıları kazandırdı. Yer yer kendime dönüp “Bunu nasıl fark etmedim?” dediğim anlar oldu. Kitap, her çocuğun sevgiyi hissetme ve ifade etme şeklinin farklı olabileceğini sade bir dille anlatıyor. Üç çocuk annesi olarak okurken kendi çocuklarımı ve onlarla kurduğum iletişimi sık sık düşündüm. Bazı davranışların altında aslında anlaşılma ve sevildiğini hissetme ihtiyacının yattığını fark etmek benim için oldukça kıymetliydi. Akıcı ve kolay okunan bir kitap. Çocuklarını daha iyi tanımak ve onlarla olan bağını güçlendirmek isteyen ebeveynlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Hatta yetişkinler için beş sevgi dilini de muhakkak okumalısınız. Eşler arasındaki kopmuş ve fark edilmeyen bağları onarmak adına yol gösterici olacaktır.
Çocuklar için Beş Sevgi DiliGary Chapman · Koridor Yayıncılık · 20221,594 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 41. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:44
Kitabı severek okudum, içinde gerçekten çarpıcı bilgiler var. ​Depresyon, anksiyete, kendine zarar verme ve intihar oranları 2010’ların başında neden aniden ve iki kattan fazla artış gösterdi? Yazarın da arka kapakta belirtildiği üzere söylediği gibi: "Çocuklarımızı ve kendimizi telefon temelli hayatın psikolojik hasarından korumakla ilgili bulguları göz ardı edemeyiz." ​Bununla beraber kitapta en sevdiğim kısım; 'oyun temelli' çocukluğun yerini alan bu akıllı telefon çağının, gençlerin nörolojik ve sosyal gelişimine nasıl ağır darbeler vurduğunu verilerle kanıtladığı bölümdü. Üstelik bu hasar herkeste aynı şekilde de tezahür etmiyor; kız çocuklarını sosyal kıyas ve mükemmeliyetçilikle vururken, erkek çocuklarını gerçek dünyadan koparıp sanal dünyaya hapsediyor. ​Yazar; okulların ve ailelerin kolektif bir eylem üretmesi gerektiğini savunuyor, neler yapılabileceğine dair somut adımları ve kuralları anlatıyor. Elbette arada kültürel farklar var; ama yine de hepimizin öğrenecek bir şeyleri olduğunu düşünüyorum, şahsen ben çok yararlandım. ​Benim kuşağımın çocukluğu sokaklarda geçti; sanırım bilgisayarsız ve telefonsuz çocukluk geçiren son nesildik. Sokağın tadına varabildik, akranlarımızla risk alarak büyüyen bir nesildik. Şimdiyse çocuklarımızı büyük teknoloji endüstrisinin bu acımasız deneyinden bir nebze olsun kurtarmaya çalışıyoruz. Düşününce gerçekten üzücü
Kaygılı KuşakJonathan Haidt · Pegasus Yayınları · 202512 okunma