İkinci Cildin Kapanış Değerlendirmesi... :)
Puan vermedi·416 syf.·
2026 40. kitabı
Niteliksiz Adam serisinin ilk cildinde toplumsal organizasyon şeması üzerinden kurulan, statü ve rollerinin dağılımı ile meydana gelmiş, Avusturya-Macaristan entelektüel ve aristokratlarının genel bir tasviri üzerinde durduğunu yazmıştım.Bana göre ilk ciltte Musil motivasyonunu büyük ölçüde karakterleri ve dünyalarını kurmaya ayrılmış gibiydi... #304227508 Kimdirler? Hangi sınıfa aittirler? Neyi savunurlar? Hangi ideolojik pozisyonları temsil ederler? Birbirleriyle ilişkileri nedir? İkinci ciltte ise anlatının yönü büyük oranda değişiyor. Kahramanlar ampirik düşünce ile tinsel düşünce arasındaki diyalektik gerilimin oluşturduğu bir aporianın içinde hayat buluyor. Ilk andan itibaren klasik roman kültürü anlamında kurgusal bir düzen ve olay örüntüsü olmayan roman ikinci ciltte de aynı disiplini koruyor. Ancak karakterlerin psikolojik kırılma ve içsel çözülme izleri bu ciltte çok daha fazla hissediliyor. Karakter analizi için ise yeni çatlaklar oluşturuyor. Çatlaklardan sızan fikir yansımaları Musil’in kendinden asla emin olmayan, paradokslarla dolu anlatımı ile birleştiğinde; okuyucusunu her cümlenin altını ince bir titizlikle kazımak zorunda bırakıyor. Ulrich’in karakterler karşısında düşüncesi gerçekten destrüktif mi, yoksa Musil eski anlamlari çözerek okuyucuyu üçüncü bir düşünme biçimi bulmaya mı davet ediyor?! Bu haliyle Heidegger sevenleri oldukça tatmin edecek bir okuma ki; onun üst üste binen dogmatik katmanları yıkıcı ve yeniden yapıcı diline bir adım yakın diyebilirim. Bir farkla; Musil soyduğu katmanları çıplak bırakarak yerine yeni bir kavram koymazken sorumluluğu tamamen okuyucuya bırakıyor. ilk ciltte kurulan ideolojik ve toplumsal maskeler ikinci ciltte incelip şeffaflaşiyor. Karakterlerin ilk ciltte kendini
Alıntı
Niteliksiz Adam 2Robert Musil · Aylak Adam Yayınları · 2018623 okunma
9/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:36
Hikâye, İstanbul’un boğucu ortamından uzaklaşıp, üniversite eğitimi için Anadolu’nun sakin bir şehrine yerleşen Orkun’un etrafında dönüyor. Tek başına bir eve çıkan Orkun, çok geçmeden rüya ile gerçekliğin birbirine girdiği esrarengiz olaylar yaşamaya başlar. Bu süreçte hayatına iki önemli figür girer: Eğlenceli, her konuda bilgi sahibi, gizemli ama bir o kadar da yapmacıklıktan uzak ve samimi üslubuyla öne çıkan Faysal Ergişi ve Orkun'un önceki aşkının ihanetiyle tuz buz olmuş ve toparlamaya çalıştığı kalbini kaptıracağı Tomris. Orkun’un rüya ve gerçeklik algılarının birbirine karışmasına neden olan sanrılar, tanıdıklar ve tevafuklar Faysal ve Tomris’inkilerle de bir şekilde kesişmektedir. Olayların merkezinde Kaşgarlı Mahmud’un yüzyıllardır kayıp olan eseri bulunmakta. Karakterlerimiz kendilerini bu kayıp kitabın ve onun getirdiği gizemlerin peşinde, adeta bir "bulma ve arama" serüveninde buluyorlar. Öyle ki hikâyenin bir aşk serüvenine dönüşmesini değil, kayıp kitabı arama odağında devam etmesini tercih eden yazar, okuru üzen, Orkun’u adeta yıkan bir izlek kurgulamış; Kılavuzun Pusulası’nın çizdiği rota bazı tasarruflara izin vermiyor adeta. Soyut bir bakış açısıyla şunu ifade etmek de mümkün; sevilen birini geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybetmek metaforik olarak ulaşılamayan bir hakikati veya geç kalınmış bir sevgiyi, de temsil ediyor olabilir. Final kısmında karakterlerden birinin hapse girmesini de aynı bakış açısıyla; kişinin neden hapse girdiğinden çok bir bedel ödeme süreci olarak görmek mümkün. Kitapta en özgün bulduğum husus, kapak sayfasındaki araç plakasının (60 TO 34) arayışın devam ettiği Anadolu şehrine vurgu yapması ve metaforik bir zorlamayla GO TO 34 olarak okunabilecek plakanın, arayışın aslında olayların başlangıç noktasına yani özüne
Kılavuzun PusulasıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2022310 okunma
Reklam
6/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:12
Aynur Demirdirek 'in Osmanlı Kadınlarının Hayat Hakkı Arayışının Bir Hikayesi adlı eserini bir kitapçıda gezerken tesadüfen görüp satın aldım. İmge Kitabevi Yayınları tarafından Ocak 1993'te yayımlanan ve 136 sayfadan oluşan bu kitap, kadın tarihi alanında dikkat çekici bir çalışmadır. Eserde, Osmanlı kadınlarının toplumsal hayatta aktif rol oynadıkları ve kadın hakları mücadelesinin Cumhuriyet öncesine uzanan bir geçmişe sahip olduğu anlatılmaktadır. Kitabın en dikkat çekici yönü, kadınların kendi yazıları ve görüşleri aracılığıyla seslerini duyurmasıdır. Bu sayede kadınların toplumsal değişimin önemli bir parçası olduğu görülmektedir. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer nokta, kadınların seslerini duyurdukları süreli yayınların sahiplerinin ve yöneticilerinin çoğunlukla erkeklerden oluşmasıdır. Bu durum, dönemin erkek egemen yapısını göstermesi bakımından oldukça düşündürücüdür. Eseri genel olarak beğenmeme rağmen bazı eksikleri olduğunu düşünüyorum. Kullanılan dil ve eski Türkçe ifadeler günümüz okuyucuları için zorlayıcı olabilir. Ayrıca bazı konuların daha ayrıntılı işlenmesini isterdim. Buna rağmen eser, kadın hareketlerinin tarihsel gelişimini anlamak isteyenler için önemli bir kaynaktır. Özellikle akademik araştırma yapacak öğrenciler ve araştırmacılar için yararlı olduğunu düşünüyorum. Kadın tarihi ve toplumsal tarihe ilgi duyan herkese bu kitabı tavsiye ederim.
İnceleme
Osmanlı Kadınlarının Hayat Hakkı Arayışının Bir HikayesiAynur Demirdirek · Ayizi Kitap · 201119 okunma
6/10
·448 syf.··
2026 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:13
Teo’nun ve ailesinin yaşadıklarını okurken çok duygulandım ve onlarla güçlü bir empati kurdum. Yıllardır lösemili çocuklarla ilgilenen bir gönüllü olarak, kitapta anlatılan birçok duyguya, mücadeleye ve çaresizlik anına gerçek hayatta da defalarca tanıklık ettim. Bu yüzden kitap benim için yalnızca bir hikâye değil, aynı zamanda yıllardır gördüğüm hayatların bir yansıması oldu. Özellikle bir çocuğun hastalıkla mücadelesini ve ailesinin yaşadığı psikolojik yükü anlatan bölümler beni derinden etkiledi. Bazı sayfalarda okuduklarımdan çok, geçmişte karşılaştığım çocukları ve ailelerini düşündüm. Kitabın en güçlü yanı bence okurda duygu uyandırabilmesi. Teo’nun yaşadıkları, ailesinin umut ile umutsuzluk arasında gidip gelen ruh halleri ve hastalığın sadece çocuğu değil, tüm aileyi etkileyen yönü oldukça gerçekçi bir şekilde aktarılmış. Bu nedenle kitabın duygusal tarafının birçok okura dokunacağını düşünüyorum. Ancak tüm bu güçlü duygusal yönüne rağmen, ne yazık ki yazarın kalemi beni çok etkileyemedi. Kitap bana yer yer aceleyle yazılmış gibi geldi. Anlatım dili oldukça sade ve basitti; bu durum bazı okurlar için avantaj olabilir ancak ben daha güçlü bir edebi dil bekliyordum. Karakterlerin duygularını hissedebilsem de, bunu sağlayan şey çoğunlukla olayların kendisiydi. Yazarın anlatım gücü ya da kullandığı dil beni ayrıca etkileyemedi. Bunun yanında bazı bölümlerin gereğinden fazla uzatıldığını düşündüm. Hikâyeye önemli bir katkı sağlamayan ayrıntılar zaman zaman okuma tempomu düşürdü. Bu yüzden kitap yer yer tekrara düşüyormuş hissi verdi. Ayrıca okurken kendimi bir romanın içinde hissetmekten çok, televizyonda duygusal bir dizi izliyormuş gibi hissettim. Olaylar gözümde kolayca canlandı ancak edebi anlamda beni içine çeken, satırların altını çizdiren ya da üzerinde
TeoNermin Bezmen · Doğan Kitap Yayınları · 2024200 okunma
Hayaller Paris Gerçekler Bitlis
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 210. kitabı
André Gide tarafından yazılan Isabelle, gerçek ile hayal arasındaki farkı sorgulayan kısa bir romandır. Genç araştırmacı Gérard Lacase, akademik çalışmalar yapmak için eski ve gizemli bir yer olan Quartfourche Şatosu'na gider. Burada küçük bir çocuk olan Casimir ile tanışır ve Casimir'in annesi Isabelle'in portresini görür. Portredeki bu gizemli kadına hiç tanımadan âşık olur. Isabelle hakkında duyduğu hikâyeler ve kendi hayal gücüyle onu kusursuz bir kadın olarak idealize eder. Platonik bir aşk yaşar bu hayranlıkla. Ancak Isabelle'i gerçekten tanıdığında, zihninde yarattığı mükemmel kadın ile gerçek Isabelle arasında büyük bir fark olduğunu fark eder. İsabelle büyüleyici biri değil hatta sıradan ve çok bencil bir kadındır. Böylece Gérard, insanların çoğu zaman gerçek kişilere değil, kendi hayallerinde oluşturdukları imgelere âşık olduklarını anlar. Çoğunlukla bir şeyin hayali kendisinden daha güzeldir
Isabelle (Cep Boy)André Gide · Karbon Kitaplar · 20221,691 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 4. kitabı
·
2783 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 14:21
@tarik_tufan ın #biradamgirdişehrekoşarak ve #vesenkuşolurgidersin kitaplarının ardından #kekemeçocuklarkorosu okuduğum üçüncü kitabı oldu. İlk okuduğumda iz bıraktığı için okumaya devam etmemden de anlaşılacağı üzere seviyorum kalemini. Çok güzel bir radyo programına konuk oldum bu kitabıyla. Anlattıkları sizden, bizden, hep içimizden ama çoğunlukla sustuklarımızdan derlenmiş. Tebessüm ettiğim de oldu, gözlerimin dolduğu da. Rahmetli Yadigar Ejder... Anlattıklarından sadece biri. Hikayesini bilmeme rağmen, öyle bir hatırlattı ki tokat gibi çarptı. Sahi ne çok gülerdik o dayak yerken. "Yüzleri tanıdık ama adları bilinmeyen insanlar vardır hayatın bir yerinde... Makyajsızlar... Figüranlar... " demiş anlatırken. Hayatımızda da yok mu böylesi insanlar? Okumadıysanız boşuna vakit kaybediyorsunuz derim. Alıntılarımı bırakıp müsadenizi istiyorum. "Gecenin bir vaktinde, bir radyo istasyonunda avuçlarıma doldurduğum kelimelerden hayat izleri arıyorum. Tanımadığım sesler değiyor yüzüme, eskitiyoruz birbirimizi ve bir sözcüğün uğruna gözlerimizi feda ediyoruz. Firari düşlerin gettosu oluyor gece..." "Hayatı bir kitap okur gibi geriye yaslanıp okuyamazsın. Direniş ayakta filizlenir, yürüyüştür ayakta kalmanın besini..." "...çocukların yalnızca yere düşen dondurmalarına, kirlenen pantolonlarına, kırılan bisikletlerine, yırtılan kitaplarına ağlamalarını diliyorum..." "Ben hayatı üniversite de öğrenmedim..."
Kekeme Çocuklar KorosuTarık Tufan · Profil Yayınları · 20198,3bin okunma
Reklam
Reklam