Halep’teki isyan bastırıldı ama bu ne düzenin ne de iyi bir hükümetin tekrar kurulduğu anlamına geliyordu. İster kabile akınları, isterse şehirdeki huzursuzluk olsun Arap eyaletlerindeki sıkıntılar Sultan II. Mahmud’un ilgilendiği konuların başında gelmiyordu. Merkezi hazineden az sayıda kaynaklar Osmanlı otoritesinin Asya’da genel olarak etkin bir şekilde yeniden kurulmasının desteklemek için elverişliydi. Avrupa’daki çözülme ise devam ediyordu. Sultan Balkanlar’da ayan ailelerini ezebildiyse bile, 1821’de Yunan Bağımsızlık Savaşı’nın başlangıcı olan Eflâk ve Mora Yarımadası’ndaki halk isyanları başkentten uzakta meydana gelen olayların önüne geçti. Siyasi istikrarsızlığa ek olarak, başkentteki ve Anadolu’nun bazı bölgelerindeli müslümanlar, Balkanlar’daki ayaklanmalara, Hasan Paşa’nın Napoleon’un Mısır’ı işgal ettiği zaman yaptığı gibi kavgalara dini bir boyut kazandırdı. 25 Mart 1821’de Yunan şehri Patras’ta bir isyan çıktığına dair haberler İstanbul’a ulaşınca, yeniçerilerin önderliğindeki bir güruh 1821 yılı Paskalyası’nda Ortodoks ekümenik patriği V. Grigorios’u Patrikhane kapısına astı. Çok geçmeden, Müslüman başıbozukları Yunan isyancıların Mora Yarımadası’ndaki Müslümanları katlettiğine dair söylentilere tepki olarak Sakız Adası’ndaki Yunan nüfusun çoğunu katlettiler. Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkılana kadar zehirleyecek olan dinsel/etnik çatışmalar başlamıştı.
Sayfa 156 - Yazarın “Yunan Bağımsızlık Savaşı” , “Mora’daki halk isyanları” vs. şeklinde ifade ettiği şey bildiğimiz Türk-Müslüman katliamıydı.