Ayın şakırtısına koştular
Ayağın zaferini kutlarken
Altın parçası çakıllar
İlk çocuğunu doğurmuş
Bir kadından daha çok al tutmuştular
Akşam sütünü sağıp kadınlar
Alçak dam kıyılarına toplandılar
Hışırdıyordu meşeden haymalar
Damıtılmıştı daha yeni
Uykunun ilk kırağısında çocuklar
Onlar da şangırtısından sarsıldılar
Ay bir deprem sayrısıydı o gece
Beklenen bir deprem hurmalar üstünde
Şehir konukları gözcü oldu
Ululardan biri sözcü oldu
Bize ayı böl dediler
Ayı böl inandır bizi dediler
Birinin kılıcı bir meşale gibi
Yandı gecede
Biri bir Roma senatörü gibi
Bürünmüştü harmanisine
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sofra sofraya değer sofra sofraya
Sofra sofraya bakar yaklaşır sofra sofraya
Böylece gökten sofra iner dağa
Şairlikten sonra başlayan azıklar la
Şarap dense de şarabı aşmış bir şarapla
Susuz topraksız ve göksüz büyümüş bir buğdaydan
Yapılmış ekmekle donanmış bir sofra
Kansız ve etsiz bir sofra
Ne kedi ne köpek sofra der buna
Ne hintli ne rum sofra der buna
Hızır avına çıkmış bengisuya
Bengisu kabusuna kanmış insan sofra der buna
Sen de günlük sofrayı bir kaç kere
En çok da çocuklukta o güz oruçlarının
İftar durumlarında sandın böyle bir sofra
Doğudan gelen davullarla sahurda
Bir sofrayı böyle bir sofra sandın
Evin saati gösterdi hep böyle bir sofrayı
İkindi Kur' an'ından sonraki sofralara
Kattı zamanından bir zaman belki
Kana dönüşen bir şarap değil
Duaya çevrilen bir şarap içildi o sofrada
Ten olan bir ekmek lehimi değil
Gönül azığı olan bir ekmek yendi o sofrada
Zeytinse hem ışık verdi hem sofra katığı
Adem (Aleyhi's-Selâm) şeytanın kıskançlığa dayalı yönlendirmesiyle yapmış olduğu saptırma ve razı etmeden sonra (Yüce Rabbi tarafından bir kısım kelimeler aldı) bu kelimeler, âlimlerin beyanına göre: "Dediler ki: *Ey bizim Rabbimiz! Bizler nefislerimize zulmettik, artık sen bizlere mağfiret etmez, biz-lere merhamet buyurmaz isen elbette bizler hüsrana zarar ve ziyana, manevi cezaya uğramış kimselerden oluruz.*" mealindeki; Araf/23 ayet-i kerimesidir. (Onun üzerine tövbe eyledi) tövbe edip bağışlanmasını diledi, (Şüphesiz tövbeleri çok kabul eden) ve kulları hakkında (çok merhamet sahibi olan ise ancak o Rabbi Kerimdir.) Binaenaleyh Hz. Adem'in tövbesini de kabul buyurmuş, onun hakkında yine sonsuz rahmet ve merhameti tecelli etmiştir. I-52
Çağır yüzündeki acıyı
Bir bahar çiğinin düşmesiyle açıklayan babayı
Her gün bahçesinden
Gül devşirmek isteyen
Senin için güle sabırsızlaşan
O anneyi
Annenin sağlık günlerini
İt it denizin dibine it
Gül yerine elinde bir belgeyle gelen
Henüz atların kokusunu yitirmemiş
Eski tavlalardan bozma
Hastahanelerin alt katlarını
Kule diplerini
En çok hava isterken
Havadan uzaklaştırılmış
Kalb hastalarının yoksul öcünü
Onların sevgisini öce çeviren gençliğin geçişini
Bütün sevgileri sen kendin kendin için öce çevirdin
Ve üstüne büyük harflerle yazdın
BAŞKA YERDE KULLANILMAYACAK
Başka yerde kullanılmayacak bu deniz
Peşinden sürüklediğin lanetleri
Bir kitap yaprağına çevirmekten
Sen bu suyu anlamadın daha
Bengisudan daha bol ne vardır dünyada
Karalardan daha büyük yer tutar o
Gir yıkan içinde yüz öteye
Gez üstünde kadim balıkçılar gibi
Ye etinden kat özünden gövdene
Çıkar derinliğindeki inciyi
Öldürmeseydim hiç acımadan
Gözünün önünde o çocuğu
Bütün suçsuz çocukların katili
Firavun'u boğar mıydı daha yeni kurumuş bir deniz
Musa sürüyü Şuayb'tan öğn:ndiyse
Yolu dağı yaylayı benden öğrendi
Şuayb'tan öğrendiyse köpeği
Kurdu benden öğrendi
Benimle kahve içti geceleri
Onunla namaz kıldıysa sabahları
Benimle dua etti akşamları
Ondan aldıysa Tanrı sevgisini
Benden aldı korkusunu
Ama ben karanlıklarda yittim
Musa ışığa vardı
"Kırklar yediler geldiler
Beni alıp götürdüler
Bir çok yeri gezdirdiler
Sonra geri getirdiler"
Deseydi Musa yalnız beni anlatmış olacaktı