6/10
·59 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:46
Ana karakterimiz bir film montajcısı. Ben ana karakterimiz için diyebilirim ki her şeyi bir "karakter"olarak görüyor. Kendi içinde de karakterlere bölünmüş durumda. Kitabın bir kısmında kendinden pek haz etmediğini gördüm. Bunun en çok "ayna" ile konuşma bölümünde olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca, yaşamındaki olaylarla şarkıları bağdaştıran ve şarkılarla iç içe yaşayan biri. Bunu kitapta sık sık görüyoruz. Kendisinden bile fazla sevdiği bir kadın var ki, iç sesiyle dahi onunla iletişim halinde. Müzeyyen. Ama, ana karakterimizin sevgisi Müzeyyen'e yetmiyor. Kitap daha ilk cümlesinden itibaren beni etkiledi. Daha sonra tekrar okumayı düşündüğüm bir kitap.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,7bin okunma
7/10
·336 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Yazarın eserlerini çok severek okuyorum ve bu eserini de merak edip okumak istedim. Yine severek okuduğum fakat okurken beni birazcık zorlayan bir kitap oldu. Birazcık ağır geldi bana kullanılar terimlerden dolayı. İlk distopik roman olarak da geçiyor. Distopik bir roman olarak geçiyor fakat okuduğumuz şeyler çok da uzak değil malesef bizlere. Zaten her okuduğumuz distopyada artık yaşanabilecek şeyler görüyoruz ya da yaşıyoruz... Başrolümüz Ernest kapitalist oligarşiye karşı yani kitaba da ismini veren Demir Ökçe'ye karşı mücadele veriyor. Bu yolculuğunda Avis'in babası ile yolları kesişiyor ve Avis ile de tanışıyorlar. Avis'in görüşleri farklı olsa da zamanla gördüğü örnekler Ernest'in haklı olduğunu kanıtlıyor ona. Bu yolculuğa her açıdan birlikte devam ediyorlar. Demir Ökçe'nin güçlenmesine karşı ve insanların ezilmesine karşı olan duruşlarını devam ettiriyorlar. Hangi taraf kazanan olacak?
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Reklam
Dune Mesihi
Puan vermedi·296 syf.··
2026 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:28
Kutsal Savaşın Ardındaki Hayal Kırıklığı: Dune Mesihi Dune Mesihi, ilk kitaptaki o büyük zaferin aslında ne kadar ağır bir faturası olduğunu gösterir. Frank Herbert bu kitapta "kahramanlık" masalını yerle bir eder. Hikaye, evrenin en güçlü kralı olan bir adamın, kendi kurduğu dinsel ve siyasi düzenin içinde nasıl çaresizce sıkışıp kaldığını anlatır. Galaksiyi ele geçiren Paul Atreides (Muad'Dib), artık mutlu bir fatih değil, geleceği görme yeteneği yüzünden adeta bir hapishaneye kapatılmış trajik bir liderdir. Din adına çıkan ve durduramadığı o kanlı kutsal savaş milyarlarca insanın canını almıştır. Çevresi komplolarla sarılan Paul, her saniyesini önceden bildiği bir hayatı yaşamak zorunda kalan melankolik bir köleye dönüşür. Kitap bize çok net bir uyarı yapar: Bir lideri gözünüzde çok fazla büyütüp onu kutsallaştırırsanız, hem o lideri hem de kendinizi geri dönüşü olmayan bir felakete sürüklersiniz. Günün sonunda kurtarıcılar, insanların onlara yüklediği büyük anlamların ilk kurbanı olurlar.
Dune MesihiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20218,7bin okunma
Puan vermedi·195 syf.··
2026 33. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:03
Bu kitap bana şunu öğretti: dünya ne kadar kararırsa kararsın, bazen tek bir insanın samimi dostluğu, bir dükkanın huzuru veya rüyalara tutunma çabası, tüm o karanlığı biraz olsun dağıtabiliyor. Franz ile birlikte ben de biraz büyüdüm, biraz hayal kırıklığına uğradım ama en çok da 'insan kalabilmenin' o ağır sorumluluğunu hissettim. Freud gibi dev bir zihnin, sadece tütün almak için gelen genç bir çocuğun rüyalarını ciddiye alması... Bu o kadar naif, o kadar güzel bir detaydı ki.
Tütüncü ÇırağıRobert Seethaler · Jaguar Kitap · 20211,705 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
Beğendi
·
2026 91. kitabı
Çiçeklenmeler Melisa Kesmez ​"Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? ​Daha önce Melisa Kesmez'in kalemiyle tanıştınız mı? Benim yazarla tanışma kitabım 'Çiçeklenmeler' oldu ve iyi ki de olmuş. Bir kadının iç dünyasını kendi sakinliğinde aktaran, su gibi akan bir kitap bu. Okurken kendimi hep sorgularken buldum. Çok uzun değil, hatta akıp gidiyor ama hissettirdiklerini anlatmam gerçekten mümkün değil. ​ ​Hikâyenin merkezinde Türkan var. Türkan, bugüne kadar kendi isteklerini hep arka plana itmiş, daha çok eşinin ve evinin düzenine ayak uydurarak yaşamış bir kadın. Ancak eşi Orhan’ın ani kaybıyla, hayatındaki o alışılmadık sessizlikle baş başa kalıyor. ​Tam bu yas ve yalnızlık sürecinde, Orhan’ın yıllarca uğraşıp güzelleştirdiği ama bir kez bile yola çıkmadığı eski, sarı bir karavan kalıyor geriye. Hikâye de Türkan’ın o güne kadar hiç yapmadığı bir şeyi yapıp, o sarı karavanın direksiyonuna tek başına geçmesiyle yön değiştiriyor. Bu tek kişilik yolculuk, aslında basit bir gezi olmaktan çıkıp, Türkan’ın kendi iç sesini ve ertelediği hayatı tek başına keşfetme süreci haline geliyor. ​ ​Yazarın dili oldukça sade, abartıdan uzak ve duru. Yol boyunca Türkan kendi hayatının muhasebesini çıkarırken, ister istemez ben de kendi hayatımın muhasebesini çıkardım; eksilerimin farkına vardım, tabii bu doğrultuda artılarımı da keşfettim. ​Kısacası bu kitap sayesinde bir kez daha anladım ki hayat ertelemeye gelmiyor. Zaman o kadar hızlı akıyor ki, her anın kıymetini bilip ona göre yaşamamız lazım.
1000Kitap
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma
6/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:39
Fransız şair, matematikçi, dil teorisyeni, yazar #RaymondQueneau ‘dan #ZorluBirKış kitabı gerçekten zorlu bir okuma süreci yaşattı bana. Birkaç gördüğüm inceleme de aynı fikirde olduğundan gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki çeviri çok zorlayıcıydı. Roman bizi Birinci Dünya Savaşı’nın ortasına, 1916-1917 yılının o meşum kışına, Le Havre liman kentine götürüyor. Queneau burada savaşı cephedeki kurşunlarla değil, cephe arkasındaki insanların ruhlarındaki o boğucu bekleyişle anlatıyor. Kitabı okurken o liman kentinin rutubetini, soğuğunu ve her an bir şey olacakmış gibi hissettiren ama aslında hiçbir şeyin değişmediği o monotonluğu iliklerinizde hissediyorsunuz. Demokratik, mason ve Yahudileşmiş bir Fransa var. Lehameau’ya göre Fransa’yı çürümüşlükten ve düzensizlikten kurtarmak için gereken bir Alman Himayesi. Bernard Lehameau, başkahramanımız, 33 yaşında, yaralı bir asker, ayağı kırıldığı için aksamaya başlamış ve yürümek için bastona ihtiyaç duyuyor, bu süreçte çevirmenlik yapıyor. Saygıdeğer bir insan, sivil yaşamda oldukça yükselmiş bir memur, askerlikteyse savaş yaralısı ve belki de kahraman. Ama oldukça kötümser ve yabani. Annesi, ilk yengesi (abisi daha sonra tekrar evleniyor) ve karısı bir yangında hayatlarını kaybediyor. 13 yıl boyunca dul kaldığı süreçte eline kadın eli değmiyor. Bir gün tramvayda iki çocuğa rastlıyor Annette 14 kardeşi Polo ise 6-7 yaşlarında, bir başlarına okula gidip geliyorlar. Bu çocuklar ile bir bağ kuruyor Lehameau ve ablaları ile Madeleine (hafifmeşref bir kadın profili var) ile de tanışıyor. Onları sinemaya götürüyor birlikte vakit geçiriyor. Bir de ordudan sarışın ingiliz Helena var. Ona aşık oluyor, birkaç kez buluşuyorlar ama kadın bakire, bu devirde onunla evlenmeyi göze alamıyor ve zaten kadının tayini çıkıyor. Birkaç ay
Zorlu Bir KışRaymond Queneau · Sel Yayıncılık · 200325 okunma
Reklam
Reklam