Bir çift öküz = Bir tutam mutluluk
9/10
·115 syf.··
2026 45. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:05
Türk klasikleri içerisinde konusu İstanbul dışında işlenmiş nadide eserlerden birisi: Karabibik Şaşalı İstanbul konaklarında büyüyen beyefendi ve hanımların aşk hayatı yerine, gariban köylünün yaşadığı gündelik sıkıntıları konu alan hikayemizin ana kahramanı Karabibik... Karabibik ağabeyimiz; eşi vefat etmiş, yaşça büyük ve henüz evlenememiş kızı Huri ile birlikte yaşayan, aşağı yukarı bir dönüm tarlasını zorlukla ekip nasibini çıkarmaya çalışan biridir. Hikaye içerisindeki diyalogların yörenin şivesiyle aktarılmış olması, beni okurken birçok kez gülümsetti. Ayrıca Nabizâde Nâzım’ın, görevi mahiyetiyle coğrafyamızın birçok yerini görmüş olması, bu eserinde gözlemlerini ne kadar ustaca kaleme aldığını açıkça gösteriyor. Çok kısa ama tadı damağınızda kalacak bir eser, eminim. :)
Edebiyat
KarabibikNabizade Nazım · Kitapzamanı Yayınları · 201011,9bin okunma
Serinin en severek okuduğum kitabı
10/10
·312 syf.··
2026 17. kitabı
Serinin Eloise sezonunu anlatan, hikayesi ve yaşattığı duygularıyla beni en çok etkileyen bu kitap bir solukta okumak için oldukça uygun. Eloise gibi akıllı bir karakterin yaptığı hatayı göstererek kimsenin mükemmel olmadığı anlatılmış, sonrasında şartlar ne olursa olsun Bridgerton ailesinin güvenini üstünde hissettirmeleriyle hikayeye derinlik katılmış. Hikayede sadece bir aşk teması işlenmemiş, bir ailenin en değerli şeyinin mutlu ve güçlü bir anne olduğu anlatılmış. Uzun zaman sonra beni duygulandıran, gözlerimi az da olsa nemlendiren bir kitap oldu.
1000Kitap
Sonsuz SevgilerimleJulia Quinn · Epsilon Yayınevi · 20191,391 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·320 syf.··
2026 21. kitabı
Aynı Yıldızın Altında Aynı Yıldızın Altında (The Fault in Our Stars), ilk bakışta iki kanser hastası gencin hüzünlü aşk hikayesi gibi görünse de, aslında arka planda çok daha derin varoluşsal soruları tartışan bir modern klasik. ​John Green, trajik bir konuyu ajitasyon yapmadan, mizah ve felsefeyle harmanlayarak anlatmayı başarıyor. John Green, Shakespeare'in Julius Caesar oyunundaki "Kusur yıldızlarımızda değil sevgilim, bizde" sözüne nazire yaparak romana bu ismi vermiştir. Kitap bize kaderin (yıldızların) bazen adil olmadığını, kusurlu olduğunu ancak bu adaletsizliğin içinde bile sevginin, dostluğun ve dürüstlüğün yaşamı seçmeye değer kıldığını anlatır. Kitap 315 sayfa ve ben bu romanı sadece dört saatte bitirdim. Kitap öyle alıp götürüyor, öyle içine çekiyor ki insanı kitaptaki karakter oluveriyorsunuz. Kitabın sonlarına doğru kan çanağına dönene kadar gözlerim yaş döktüler. Kitap ben de büyük bir yer edindi. ''Seni anlatan kitap hangisi?,, diye sorsalar hiç düsünmeden bu romanın adını vereceğim. Böyle hissettiğim için mutluyum, kitabımı bulduğum için mutluyum Yüreğimden gelerek tavsiyemdir. Keyifle Okumalar !
Edebiyat
Aynı Yıldızın AltındaJohn Green · Pegasus Yayınları · 201726bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 31. kitabı
Zavallı Necdet’i bitirdikten sonra elimde kitap, bir süre öylece oturdum. Gerçekten “zavallı” kelimesi bu romana cuk oturuyor. Safvet Nezihi, 1902’de tefrika edilen bu romanında Necdet Feridun adlı yakışıklı, sarı saçlı, mavi gözlü, zengin ve biraz da hovarda bir gencin hayatını anlatıyor. Adamın hayatı Beyoğlu’nun eğlenceleriyle, kadınlarla, keyifli günlerle geçerken bir gün karşı köşke Meliha taşınıyor. Piyano sesiyle başlayan o meşhur aşk, yavaş yavaş Necdet’in bütün hayatını ele geçiriyor. Kitap aslında klasik bir üçgen aşk hikâyesi: Necdet – Meliha – Müzehher. Ama Safvet Nezihi bunu öyle bir duygusal yoğunlukla yazmış ki, okurken yer yer içim sıkıldı, yer yer de sinirlendim. Necdet’in sürekli kendi içinde gidip gelmeleri, bir an Meliha’ya deli gibi âşıkken diğer an başka bir kadının etkisinde kalması… Adam resmen duygularının kölesi. Bazen “ulan topla kendini” diye içimden bağırdım. En çok hoşuma giden tarafı, dönemin İstanbul’unu (özellikle Şişli, Feneryolu, Beyoğlu) çok canlı betimlemesiydi. Köşkler, piyanolar, gaz lambaları, arabalar… Okurken kendimi o yıllarda hissettim. Dil de o kadar ağır değil; akıcı, duygusal ve yer yer fazla dramatik. Tam tefrika romanı tadında, insanı sayfaları çevirmeye zorluyor. Karakterler biraz siyah-beyaz çizilmiş. Meliha’yı neredeyse tamamen olumsuz, Müzehher’i ise melek gibi göstermiş. Necdet de aşırı “zavallı” yapılmış; sürekli pişmanlık, vicdan azabı ve çaresizlik. Bu yüzden biraz melodram havası ağır basıyor. Ama 1900’lerin başında, halkın çok sevdiği bir eser olması da anlaşılır. İnsan o dönemde bu tarz duygusal, acıklı aşk hikâyelerine bayılıyordu. Kısacası Zavallı Necdet, kusursuz bir edebiyat şaheseri değil ama çok samimi, çok duygusal ve akılda kalan bir klasik. Özellikle Türk edebiyatının o eski romantik dönemine
Zavallı NecdetSafvet Nezihi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,2bin okunma
Milena'ya Mektuplar
Puan vermedi·390 syf.··
2026 3. kitabı
Sosyal yaşamımda çok rahat bir şekilde empati kurabildiğim yazarlardan biridir Kafka. Onun o karmakarışık iç dünyası , ikilemleri,endişeleri ve daha nicesi. Kitabi okurken bir yerden sonra istemsizce kendimi Milena'nın yerinde buldum. Milena olarak okuduğumda karşımda sürekli depresif,korkak, hastalıklı ruh haliyle yazan yaşça büyük bir adam var ve gerçekten iç bunaltıcı. Günümüzle kıyaslamak doğru değil ama böyle insanlar var maalesef. Bu yüzden Milena da cok rahat bir şekilde dertlerinden bahsetmesine sebep oldu. Haliyle sadece dert ve sıkıntılarından bahsedince ortada sanki gerçek aşkmış gibi zehirli bir ilişkiyi doğurdu. Oysa ikisinin de paylaşmaya ve anlaşılmaya ihtiyaçları vardı. Kafka her ne kadar Milena'yı canından bile çok seviyor olsa da bu ikisine de zarar veren bir şey. Kafka'yı ayakta tutan şey Milena'ya beslediği duyguların olduğu düşüncesinin aksine içini yiyen ve daha çok hastalanmasına sebep olduğunu düşünüyorum.
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Girdap Kitap · 202165,9bin okunma
8/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:36
Orhan Pamuk'un en çok okunan kitabı Kırmızı Saçlı Kadın ile nihayet tanıştım ben de. Çok uzun olmamasına rağmen kalın bir kitap okumuşum hissi verdi bana. Gayet keyifle okudum. Kitap, eczane işleten solcu babasının gidişinden sonra para biriktirmek amacıyla çalışma hayatına atılan Cem'in hikâyesi. 17 yaşındaki lise öğrencisi Cem, eski usulle kazı yaparak su bulmaya çalışan Mahmut ustanın yanında çırak olarak yetişiyor. Bu bir aylık çalışma sırasında bir tiyatrocu kadında aşkı keşfediyor. Kendinden yaşça büyük Kırmızı saçlı kadın ise eski efsaneleri tiyatrosunda oynayan biri. Cem'in bu kadınla ilişkisi onun hayatında oldukça derin izler bırakıyor. İlk aşk onun hayatına neler getiriyor bunu okuyoruz. Öte yandan Cem Mahmut ustanın yanında ise özgürlüğün ne demek olduğunu, birey olarak var olabilmenin koşulunu sarsıcı bir gerçekle öğreniyor. Kitapta aşka, özgürlüğe, tarihe, efsanelere, siyasete, baba oğul ilişkisine, otoriteye değinilmesini ve bunu kader etrafında şekillendirmesini çok sevdim. Bizim başımıza gelenler kader mi yoksa kendi seçimimiz mi? Eskinin gücü yeniyi etkiler mi? Hayatta acı tesadüfler, saklanmış sırların bir gün açığa çıkmasıyla mı gerçekleşir? Cem'in başına gelenleri onun ağzından okurken son kısımda devreye kırmızı saçlı kadının girmesi kitabı daha da keyifli hale getirmişti. Farklı bakış açılarından bir kitabı okumayı her zaman çok seviyorum. Zaten oldukça fazla okunan bu kitabı okumayanlar var ise bir şans versin. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma