Mısır'ın dışında, önemli olarak görülen başka tarihler de var. Çöl savaşçıları 1801'de Muhammed ibn Abdü'l-Vahhab'ın vaaz ettiği "arınmış" İslam adına kutsal şehir Kerbela'yı yağmaladılar. 1803'te, kutsal şehir Mekke'yi kısa bir süreliğine işgal ettiler. Medine'yi de işgal ettikleri 1805 tarihinde geri döndüler. Bu olaylar Müslüman dünyanın her yerine şok dalgaları gönderdi. Tüm bu olanların Irak'taki Şiiler üzerindeki etkisi aşikârdı ve buna karşılık daha fazla saldırıdan korunmak için Bedevi kabileleriyle ittifaklar kurdular. Müslüman kardeşlerine uygulanan şiddete şaşırmakla beraber, İbn Abdü'l-Vahhab'ın hanedanının İbn Saud'unkiyle siyasi ittifak yapması Sünni ulema için Osmanlı hanedanının 16. yüzyıldaki fetihlerinden beri Osmanlı Arap topraklarında Sünni ulemanın çoğunluğunun oybirliği sayesinde keyfini sürdüğü siyasi meşruiyet talepleri üzerindeki tekelin sonunun geldiğini işaret ediyordu. Bazıları için şu soru akla gelmiş olmalıdır, eğer Osmanlı hanedanı ehl-i sünnetin güvenliğini artık sağlayamıyorsa, onun meşruiyetinin kaynağı nedir?
Şimdi düşünürken on altı senelik evlilik dönemi hatıralarında bir zayıf papatyanın bile neşesinden mahrum uzun, çıplak bir çöl parçası şeklinde uzanıyordu.
Sayfa 34 - Türkiye İş Bankası Yayınları 13. Basım·Kitabı okuyor