"Oh. Merhaba Kady."
"Burada ne işin var Jess?"
"Sadece mısır viskisi ve Coca-Cola içiyorum."
"Ne zamandan beri içki içer oldun sen?"
"Bazen ihtiyacın olur."
"Ne zaman, örneğin?"
"Bir kızı düğününde başkasına vermeyi beklerken, onun senden kaçması, seni orada kilisede öylece ortada bırakması ve gelip de nedenini bile söylememesi gibi zamanlarda; işte o zaman epey içebileceğini hissedersin."
“Marka” bir hikaye türüdür. Bir ürünü markalaştırmak, o ürünle ilgili, ürünün gerçek özellikleri ile pek de ilgisi olmayan ancak tüketicilerin ürünle bağdaştırdığı bir hikaye anlatmak demektir. Mesela coca-cola şirketi onlarca yıldır ürünlerinin hikayesini tekrar tekrar anlatan reklamlara onlarca milyar dolar harcadı. İnsanlar aynı hikayeyi o kadar çok gördü ve duydu ki, artık aromalı bir su karışımını diş çürümesi, obezite ve plastik atıkla ilişkilendirmek yerine eğlence, mutluluk ve gençlik bir arada düşünüyorlar. Marka yaratmak budur.
Stalin de bildiği gibi yalnızca ürünleri değil insanları da markalaştırmak mümkündür. Yozlaşmış bir milyoner dünyanın en yoksul insanı gibi, kafası hiç çalışmayan bir ahmak yanılmaz bir dahi gibi mürvetlerine cinsel tacizde bulunan bir guru, iffetli bir aziz gibi gösterilebilir. İnsanlar takip ettikleri ile bağlantı kurduklarını düşünür ama aslında o kişi hakkında anlatılan hikaye ile ilişkilenirler ve bu ikisinin arasında genellikle büyük bir uçurum vardır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Coca-Cola gazozunun gerçek formülü esasında kokain içerirdi. Uyuşturucu karşıtı yasa için halk protestolarının başladığı 1903 yılında bu madde formülden çıkarıldı."
Evlenmeden önce, nişanlımla iki medeni insan gibi karşı karşıya gelip herşeyi konuştuk. Ben ona "Beni hep anlamaya çalış." dedim, söz verdi, bu kez o isteğini söyledi: "Sen de bana misafirlerin içinde konserve kapağı, Cola kapağı, sıkışmış musluk açtırmayacaksın tamam mi?" dedi. Kısa sürede anlaştık ve işi uzatmadan evlendik...
Bir zamanlar ilişki dediğimiz şeydeki öteki insanın yerini düğme aldı șimdi. Aynı sonuca ulaştığımıza göre, bir anlamda buna hâlâ ilişki diyebiliriz. Eskiden bir Coca Cola alabilmek için birisinden istiyordunuz, şimdiyse bir düğmeye basıp alıyorsunuz kolanızı. Üstelik, şimdi "teșekkür ederim" diyen makineler bile var.