Merhabalar
Bugün sizlere psikolojik gerilimde sevilen yazarın kitabı olan Güzel Çirkin ile geldim. Kitap çok güzel falan son 50 sayfasında beynim yandı bunu kabul etmeliyim özellikle son sayfalar beni yerden yere attı.
" Sanırım bazen sahip olduklarımızı görebilmemiz için her şeyin epey bir kararması gerekiyor. Dünya geceleri, karanlık tüm çirkin şeyleri sakladığında hep daha güzel görünüyor."
İlk kez okudum yazardan kitabın sonunu asla tahmin etme şansınız yok imkansız. Bir çok fikir yürüttüm ama yok yani böyle bir son olamaz.
Grady Green yazarlık kariyerinde olan çok satanlara girmiş kitabı bulunan başarılı bir yazar. Sevdiği kadın Abby evlenmiş kendisi başarılı bir gazeteci kadın. Grady'nin çok satanlara giren kitabının kutlamasının yapılacağı gece esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu.
"Seni seviyorum"
"Umarım uykunda ölürsün."
İkili o sırada telefonda görüşüyordu. Abby yolda bir kadının yattığını yardım etmek istediğini söyleyip arabadan iniyor fakat sonrasında ne o kadın ne Abby bulunamıyor. Grady eşinden sonra hergün dahada kötüye gidiyor bu acıyı yaşamak çok zor geliyor ona. Kitabını da yazamıyor ve yapım şirketi geri ücret iadesi istiyor fakat artık Grady elinde hiç birşeyi kalmamıştır. Temsilcisi Kitty ona bir teklifte bulunuyor bir ada'da daha kolay yazacagını düşündürür ve Grady yola koyulur. Londra'dan İskoçya'nın Amberly Adasına gider. Adaya ulaşmak için bindiği feribot'ta eşi Abby'ye benzer bir kadın görür ama yorgunluk ve uykusuzluktan olduğunu düşünür.
Feribot'ta ona yardım eden bir diyer kadın gideceği daha önceki yazarın kaldığı yeri gösterir. Garip olaylar, sisler arada, duyulan sesler baya tedirgin eder Grady. Aaaa birde çok tatlı bir köpeği var Columbo sahibine fazlası ile sadık. Amberly adası vakfının çok fazla kuralları vardır.
Conrad'ın serideki ikinci kitabı Lagün, içinde ismini aldığı ilk hikayeyle beraber Altı Öykü antolojisini sonlandıran Il Conde'yi de barındırıyor -ki bu kitabı almamış olanlar için elde tutmaya yeter sebep bir öyküdür - Zweig'in "Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma"sını da anımsatır fakat verdiği gerilim daha çok Agatha Christie, Columbo ve dahi Tenten polisiye maceralarına özgüdür. Altı Öykü'deki Hasan Fehmi Nemli çevirisine karşılık burada Erhun Yücesoy bizi karşılıyor. Ayrıca Batman orijininden Hitchcock'un "Çok Şey Bilen Adam"ına kadar yine bu öyküden alınabilecek referanslar, arayana bolca mevcut.
Kitaba bayıldım, öncelikle bunu söyleyeyim. Beğendiğim öyküleri ve bana çağrıştırdığı modern izleklerini paylaşmak isterim.
Kitaba adını veren "Aynalar Cehennemi" benim favori hikayem olmadı, beğenmiş olsam da.
Onu takip eden "İnsan Koltuk" hem anlatısı hem sürpriz sonuyla beni yakaladı, Charles Dickens 'ın Mister Pickwick'in Serüvenleri 'nde yer verdiği canlanan mobilyayı hatırlatarak.
"O-Sei Sahnede" gerilimin en çok hissedildiği hikayeydi ve mutlu sonla bitiyor olmaması da Poe'ya hayran yazarın kalemine yakışacak bir klastı. Kapalı kalınan sandığı/kasayı "kazıma" temasının Columbo'nun en iyi bölümlerinden Ruth Gordon'lu (Harold and Maude, Rosemary's Baby) Try and Catch Me'de kullanıldığını söylemem gerek.
"Parmaklar" sinemada benzerini çokça gördüğümüz, (Michael Caine'in The Hand'i kötü bir örnektir) kitaptaki 10 sayfadan az süren kısa öyküler arasında (üç tane daha vardır) hatırda en çok kalandı.
"Kumaş Resimle Birlikte Yolculuk Eden Adam" fantastiğin kapılarını aralarken bana O 'daki meşhur fotoğraf sahnesini hatırlattı. Dorian Gray'in Portresi 'ne de gönderme var muhakkak.
"Kırmızı Oda" yine ters köşeyle bitirirken bu sefer yarattığı etki büyüyü bozmak yönünde oldu. Twin Peaks'e selam.
"Psikolojik Test" Suç ve Ceza 'dan Dino Buzzati öykülerine değin klasik pek çok anlatıyı gözlerimizin önüne getiren, polisiye adına en başarılı öyküydü. Özellikle son dakika sorgusu ("Ah, unutmadan, bir şey daha vardı") yine Columbo'nun alametifarikası olacak.
"İki Sakat", tıpkı Parmaklar gibi, bu toplam içinde zayıf kalmasına karşın, hatırda kalan, vasat üstüne çıkabilmiş uyurgezerlik temalı bir öykü.
"Monogram" karma temalı duygusal bir kapanış veriyor ve yine son dakika golüyle gülümsetiyor.
Hikayelerde karşımıza çıkan aldatmacalar hem keyifli hem yarattıkları illüzyonu doğaüstünün esrar perdesini dağıtmak için
Sıradan bir Columbo bölümünün taklidi gibi, birbirinin aynı şekilde sonlanan öyküler. Şöyle ki; her öyküde sorumlu tutulan hayalet, polis şefinin, halktan birinin de yardımıyla vakayı çözüp sıradan bir katile indirgemesiyle son buluyor. Fowles'in sinemanın düzyazıya göre avantajlı olduğu söylemi kendini açığa çıkarıyor. İronik olarak, kitabın sonunda yer alan cümle benim ona ve ülke edebiyatına olan güvenime nükte taşıyor:
"Bu olaydan çıkarılacak çok ders var bizler için... İnsan kimseye körü körüne güvenmemeli."
Başlıkta yazdığım gibi, Columbo davalarını anımsatan bir çözümleme sürecinden teşekkül bu kısa polisiye kitap. Kütüphane için olmasa da, hızlı bir okuma için tercih edilebilir.
Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapinin teorik bilgilerini, uygulamalarını, tekniklerini, ev ödevlerini içeren bu kitap, çok kapsamlı olmasa da öğretici ve yararlı bilgilerle doluydu.
Mesleki hayatımda daha çok çocuklar üstünde kullanabileceğim teknikleri kazandıran bu kitap faydalı bir okuma deneyimi yaşattı.
Sade dili tüm okur kitlesine hitap edecek boyutta.
İlk seanslardan itibaren hangi tekniklerin kullanılabileceği, çocukla konuşurken kullanılan dilin önemini, çocuklara olumlu geri bildirimler vererek, iltifatlar kullanarak çocuğu problem çözmesi için teşvik etmeye vurgu yapılıyor.
Mucize soru, Columbo stratejisi, altı parçalı hikaye, yaşam ağacı, güçlü el, farklı bir şey yap, sürpriz kucaklaşma, sürpriz çanta, ne iyi gidiyor, zihnini tersyüz et, nasıl olumlu kalınır gibi stratejiler ve bunlara dair klinik örnekler mevcut.
İyi okumalar.
10 Şubat 2023.