Harp ne garip şey, değil mi? Bir bir değil, ağa takılmış balıklar gibi toplu halde... Şairleri bile öldürüyorlar. Ve hatta çocukları bile. İncecik ayak bilekleriyle...
Ve biz ölümlerden ölüm beğenir gibi saf tutabiliyoruz yine de. İnsan dediğin çöplük, bütün kuyulardan daha karanlık değilse ne?
Oy! Zavallı köpeğim, önüne bir çıkın dışkı koysaydım zevkle koklar, belki de yalayıp yutardın. Yazık ki sen de, bu hazin yaşantımın iğrenç yoldaşı olan sen de, tıpkı halka benziyorsun, önlerine güzel kokular korsan öfkelenip kızarlar, özenle seçilmiş çöplük isterler.
Selim onlara 'Ben acı çekiyorum, bu dünya yalan, kurduğunuz bu düzen koca bir çöplük' diye bağırdığında, arkalarını döndüler. Ona 'Duygusallığı bırak Selim, hayatın gerçekleri var, iş bul, para kazan' dediler. Onlar için bir insanın ruhunun çürümesi, bir şirketin batması kadar mühim değildi.
Dünyanın para etrafında döndüğünü öğrendim. Değerler, erdemler var tabii; ilişkiler, güven, aşk... ve tüm bunlar çok önemli. Fakat ne yazık ki para daha önemli ve tıpkı, çok değerli su damlacıkları gibi damlıyor. Bazıları kana kana içiyor, bazılarıysa susuz kalıyor. Para olmayınca kuruyup ölüyorsunuz. Paranın yokluğu, hiçbir şeyin yaşamasına izin vermeyen bir kuraklık yaratıyor.