Şükrü Erbaş...
Kederin, bekleyişin, özlemin şairi.
Şiirlerini okurken bazen “Ne var bunda, ben de söylerim.” hissine kapılıyorsunuz. Lakin büyük bir yanılgıya ilk adımı attığınızin henüz farkında olmuyorsunuz. Kurduğu her cümlede, yazdığı her mısrada tek bir anlamdan ziyade birçok şeyi bir araya topluyor ve sizin, içinizde oluşturduğunuz dünyada ona anlam vermenizi bekliyor.
Daha önce üç kitabını okudum. İki tanesinde eşinden net bir şekilde “Ömür Hanım” diye bahsettiğini hatırlıyorum. Bu kitapta ise “Ömür Hanım diyorum sonrasında Hayal...” mısrası ile eşine seslenişinin değiştiğini görüyoruz. Ben bunu kendi nezdimde şu şekilde yorumladım:
“Ömür”, bir şeylerin daha somut, elle tutulur olmasını andırıyor; “hayal” ise tam tersini. Ondan geriye kalan her şey uçmuş, geriye yalnızca toz zerresi kadar anı kalmış gibi.
Bir şeylerin üzerinden zaman geçtikçe elinizdeki elle tutulur gerçekler gittikçe azalır; geriye birkaç hayal ve anı kalır. “Tam olarak hatırlıyorum.” deseniz bile, hatırladığınız aslında olanlar değil, hissettiklerinizdir. Bu nedenle Ömür Hanım, zamanla Hayal Hanım’a dönüşüyor gibi geliyor bana.
Pek tabii bunlar naçizane benim fikirlerim; herhangi bir dayanağı bulunmuyor.
Sağlıcakla Kalın.