“Ne kadar sık fikir değiştiriyorsun, Manolo!”
“Hayır, Pepe, yok öyle bir şey.”
“Öyle Manolo. Önce monarşi yanlısıydın. Sonra falanjist oldun. Ardından demokrat. Kısa bir süre öncesine kadar sosyalistlerleydin ve şimdi de sağcısın. Hala hiç fikir değiştirmediğini mi söylüyorsun?”
“Evet, Pepe. Ben hep aynı şeyi düşündüm: Bu kasabanın belediye başkanı olmayı.”
Yoksullar, yoksul denilenler, vakit kaybetmeye vakti olmayanlardır.
Yoksullar, yoksul denilenler, ne sessizliğe ne de onu satın alabilecek paraya sahip olanlardır.
Yoksullar, yoksul denilenler, tıpkı kanatları uçmayı unutan tavuklar gibi, ayakları yürümeyi unutanlardır.
Yoksullar, yoksul denilenler, çöp yiyip de sanki yiyecekmiş gibi çöpe para ödeyenlerdir.
Yoksullar, yoksul denilenler, televizyonda bir kanalı ya da diğerini seçme özgürlüğünden başka özgürlüğü olmayanlardır.
Yoksullar, yoksul denilenler, makinelere tutkulu dramlar yaşayanlardır.
Yoksullar, yoksul denilenler, her zaman çok ve her zaman yalnız olanlardır.
Yoksullar, yoksul denilenler, yoksul olduğunu bilmeyenlerdir.
H. Ali Toptaş bir yazısında yazacağı roman ve okuyacağı kitapları düşündükçe hayatın kısa olduğunu okuyamayacağı birçok kitabın olacağını, bazı kitapların kör noktasında kaldığını bunları ya bir